<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Portalı &#187; uzay</title>
	<atom:link href="http://www.fizikportali.com/tag/uzay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikportali.com</link>
	<description>Fizik Eğitim ve Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 21:58:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yeni teori: Uzay Yörüngeleri</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2012/01/yeni-teori-uzay-yorungeleri/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2012/01/yeni-teori-uzay-yorungeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 18:47:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[uzay yöyüngeleri]]></category>
		<category><![CDATA[yörünge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2224</guid>
		<description><![CDATA[5 -9 Aralık 2011 tarihinde Nasa bir konferans düzenledi. Burada Dünyamıza benzer, yaşanabilir gezegenler araştırmalarının vardığı noktalar konuşuldu. Nasa’nın ilan ettiği bilgilere göre, Güneş sistemimizin dışında, başka bir güneş sisteminde aranan özellikleri taşıyan birçok gezegen bulundu. Bunların arasında Kepler 22-b adı verilen gezegenin insanların yaşaması için aranan bütün şartları taşıdığı ilan edildi. Bulgulara göre Kepler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2012/01/yörünge.png"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2012/01/yörünge-300x155.png" alt="" title="yörünge" width="300" height="155" class="alignleft size-medium wp-image-2226" /></a>5 -9 Aralık 2011 tarihinde Nasa bir konferans düzenledi. Burada Dünyamıza benzer, yaşanabilir gezegenler araştırmalarının vardığı noktalar konuşuldu. Nasa’nın ilan ettiği bilgilere göre, Güneş sistemimizin dışında, başka bir güneş sisteminde aranan özellikleri taşıyan birçok gezegen bulundu. Bunların arasında Kepler 22-b adı verilen gezegenin insanların yaşaması için aranan bütün şartları taşıdığı ilan edildi. Bulgulara göre Kepler 22-b Dünyamızdan 2,4 misli büyük; kendi güneşi etrafında 290 günde bir devir yapıyor; Dünyamıza uzaklığı, bugünün şartlarında 600 ışık yılı. Bu konferansa kendim gidemediğim için bir poster bildiri ile katıldım. Bildirimimin konusu dünya benzeri gezegenler hakkında fikir ileri sürmek değil, bu vesileyle araştırmacılara “Kepler kanunları” ndaki sakatlığı hatırlatmak idi. Yazımı gönderirken kabul edilip edilmeyeceği konusunda şüphelerim de yok değildi. Zira onlara farklı bir uzay teorisi anlatıyordum. İlmi komite yazıyı saçma bulabilir ve ret edebilirdi. Komitede 10 profesörden kurulu. Bir çeşit hakem heyeti. Bildiriler konferans öncesi gönderiliyor. Bu gibi hallerde 2-3 kişilik bir hakem heyeti gelen yazıları tetkik eder, kabul veya ret eder.10 kişilik ilmi komite aşağıdaki bildirimimi yayınlamayı uygun gördü:Google/Nasa P1019 abstract.<br />
Özet:<br />
Kepler’in uzay teorisi kendisinin 3 kanunu ile izah edilir: elips şeklinde yörüngeler, eşit zaman aralıklarında taranan eşit alanlar ve periyotlar kanunu. Newton’un mekanik kanunlarına göre bu teorinin yeniden ele alınması ve yeni bir teorinin incelenmesi söz konusudur.<br />
Yazının devamı için :<br />
<a href='http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2012/01/uzay-yörüngeleri.docx'>uzay yörüngeleri</a> tıklayınız.</p>
<p>Necat Taşdelen: necattasdelen@ttmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2012/01/yeni-teori-uzay-yorungeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneşin Küre Şeklinde Olduğu İspatlandı</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/02/gunesin-kure-seklinde-oldugu-ispatlandi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/02/gunesin-kure-seklinde-oldugu-ispatlandi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2011 16:45:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[küre]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2066</guid>
		<description><![CDATA[Uzaya gönderilen iki uzay aracı ile 360 derece görüntülenen güneşin küre şeklinde olduğu da resmi olarak ispatlanmış oldu. Video Biri güneşin önünde, diğeri arkasında yörüngeye giren uzay araçları sayesinde güneşin yüzey hareketlerini eksiksiz bir şekilde incelenebilecek. Güneş yüzeyindeki dev patlamaları, tsunami ve manyetik hareketleri izleyen uzay araçları ile tarihte ilk kez güneşin tüm aktiviteleri üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzaya gönderilen iki uzay aracı ile 360 derece görüntülenen güneşin küre şeklinde olduğu da resmi olarak ispatlanmış oldu. <a href="http://www.haber7.com/video-galeri.php?cID=10031" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.haber7.com/video-galeri.php?cID=10031&amp;referer=');">Video</a></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/02/Gunes.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/02/Gunes-300x298.jpg" alt="" title="Gunes" width="300" height="298" class="alignleft size-medium wp-image-2067" /></a><!-- adman --><br />
Biri güneşin önünde, diğeri arkasında yörüngeye giren uzay araçları sayesinde güneşin yüzey hareketlerini eksiksiz bir şekilde incelenebilecek.</p>
<p>Güneş yüzeyindeki dev patlamaları, tsunami ve manyetik hareketleri izleyen uzay araçları ile tarihte ilk kez güneşin tüm aktiviteleri üç boyutlu olarak izlenebilecek.<br />
haber7.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/02/gunesin-kure-seklinde-oldugu-ispatlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Galileo Olayı</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/09/ikinci-galileo-olayi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/09/ikinci-galileo-olayi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Sep 2010 20:26:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[galileo]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[özel görelilik]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1960</guid>
		<description><![CDATA[Özel Görelilik Teorisi, uzay-zaman karmaşasını tanımlamak için tutarlı ve bütünlük sunan ilk tekliftir. İnsan aklının zorlandığı bir doğa sırrını açıklığa kavuşturduğu kanaati ile benimsenmiş ve uzantısında tüm dünyada yaygın hayranlık oluşmuştur. Teoride “ışık hızı ölçümlerinin her yerde aynı sonucu vermesi” ana eksene alınarak çıkarımlar yapılmıştır. Her doğrultuda aynı ışık hızı değerinin saptanması deneysel bir sonuçtur; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel Görelilik Teorisi, uzay-zaman karmaşasını tanımlamak için tutarlı ve bütünlük sunan ilk tekliftir. İnsan aklının zorlandığı bir doğa sırrını açıklığa kavuşturduğu kanaati ile benimsenmiş ve uzantısında tüm dünyada yaygın hayranlık oluşmuştur.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/09/goreli.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/09/goreli-300x208.jpg" alt="" title="goreli" width="300" height="208" class="alignleft size-medium wp-image-1961" /></a>Teoride “ışık hızı ölçümlerinin her yerde aynı sonucu vermesi” ana eksene alınarak çıkarımlar yapılmıştır. Her doğrultuda aynı ışık hızı değerinin saptanması deneysel bir sonuçtur; deneylerin sonucu olan güçlü bir yargıdır. Michelson-Morley deneyleri de doğrultuya bağlı hız farklılığı tespit edememiş ve “esir ortamı” uzantısındaki beklentiler karşılanmadığından her doğrultu ve yöndeki ışık hızı sabitliği tartışılmaz yargı haline gelmiştir.</p>
<p>Özel görelilik teorisi ile Galileo olayının benzerlikleri vardır. Her ikisinde de ilk çabalarda “resmin bütünü görememe ve yerel/birincil algıya itibar etme” söz konusu. Ya da yerel ve rölatif pozisyona, referans rolü verme yanılgısı. Her ikisinde de olaya evrensel ölçekten bakış seçeneği, sonradan ve güçlükle gündeme gelebilmiştir. Galileo olayında “birincil algıya aykırı yeni seçenek”, sancılı da olsa asıl isabetli tanım olarak bilimsel paradigmada yerini almıştır. Uzay-zaman karmaşasını çözümleme çabasında da benzer bir potansiyel vardır. Kişisel yargım kesin olmakla beraber, bilimsel sağduyu, bu yargının kişisel kalması yönünde beni uyarıyor. Elbette yeni seçeneğin paylaşılması ve tartışmaya açılması kaçınılmazdır. Yeni seçenek, tıpkı Galileo tanımı gibi “doğa yasalarının evrenin her yerinde geçerli olduğu” anlamındaki görelilik ilkesi ile uyumludur.</p>
<p>İnsanlık düşünsel performansı, hayatta kalma mücadelesindeki zorlanmalar eşliğinde gelişmiştir. Fakat bu yapılanmamız -başarılarımıza karşın- mükemmel midir? Düz mantık ya da lineer düşünce ile başladık ve çok boyutlu, çok etkenli tanımlama yeteneğimizi geliştirme durumundayız. Artık, düşünsel referanslarımızın kökeninde yer alan aksiyom ve postulatları da bilimsel disiplinle restore etme aşamasına geçebilmeliyiz. Bilindiği gibi kök düşünsel referanslarımız, açık bilinç ya da teknik analiz yerine -seçici dikkat eşliğinde olmayan- tekrarlı algılarımızın kanıksanması ürünüdür. Ne var ki tüm diğer düşünsel üretimlerimiz bu kök referansları temel alır. Kök referanslarımız (postulalar), yerel konularımızda uyumlu, fakat evrensel ölçekte yanıltıcı olabilirler, kaba ya da yüzeysel kalabilirler.</p>
<p>Özel görelilik kuramında, başlangıç kabulü olan “ışık hızının her yerde aynı ölçülmesi” gerçeği, ışığın yerel ortamda bu hız değeriyle yol aldığı yargısına dönüştürülmüştür. “Deneysel sonuç, forsmajör güçlüdür” anlayışından destek alarak sorgulamaya gerek duyulmamıştır. Oysa deney sonucu katışıksız haliyle yalnızca ölçmedir. Zihnimiz, deney sonucunu, “ölçüm yapılan ortama göre yol alma hızı” yorumuna geçivermekte bir çekince görmeyebilmektedir.</p>
<p>Alternatif teoride ise bu noktadaki yerel postula sorgulanarak restore edilmektedir. Soru şudur: “Işığın hangi hızını ölçüyoruz?”  Ya da “Ölçülen hız, -daima- “bulunulan ortamdaki yer değiştirme/yol alma gücü” tanımında mıdır ?”</p>
<p>Yerellik etkisindeki paradigma, ışığın içinde bulunduğumuz ortama göre olan bağıl/rölatif hızını ölçmeye niyetlenip, elde ettiği sonucu da aynı tanımda kullanmaktadır. Görsel deneyimlerimiz, ölçtüğümüz hızı, “yerel ortama göre yol alma gücü” olarak etiketlemektedir. Öylesine ki, niyet edilen hız ölçümü -baştan- “bağıl” anlamda etiketlendiği için, sonuç yargının sorgulanmasını engellemektedir.</p>
<p>Peki. Ya, ışık hızı ölçüm düzeneklerimiz, ışığın bağıl ya da rölatif anlamdaki hızını ölçemiyorsa? Bunun yerine ışığın evrensel hızını ölçebiliyorsa (ya da ışığın ilk referans sistemi, kaynağı değilse). Böyle bir seçenek de görelilik ilkesi ile uyumludur: Fizik kuralları, evrenin her yerinde aynıdır; “Işık hızı ölçümleri, her yerde ışığın evrensel hızını verir”.</p>
<p>“Işığın yerel ortama göre bağıl/rölatif hızını ölçmek mümkün müdür?” sorusunu sorgulamadan, rölatif hızı ölçtüğümüzden kuşku duymayarak ölçümler ve analizler yapılageldi. Işık hızının yüksek bir değer oluşu ve kesintiye uğratılmasındaki presizyon sorunları bizi aynalı yapıda bir ölçüm düzeneğine ve deneyde sürekli ışık kullanmaya mahkûm ediyor. Deneyi klasik mekanikteki hız ölçümlerindeki gibi düzenleyebilmek için ışık aktörünü flaş çakması gibi tek ve tanımlı birey haline getirmek ve tüm ölçüm deneyinin tüm sürecini işte bu tek ışık bireyi ile gerçekleştirmek gerek. Algılama anının tespiti, film teknolojisi ile başarılabilir: Işık aktörü (flaş çakması), film makinesine ulaştığında sabit hızda geçmekte olan film şeridinin bazı karelerini işaretleyecektir. Bu işaretli karelerden ilkine ait zaman tespiti, algılanma anını verecektir. Işık hızının değişmezliği sebebiyle bu tek ışık aktörünün aldığı yol = c. (T1 – T0) bağıntısı ile belirlidir. Bu mesafe ile L mesafesi (L = Flaşın patlatıldığı nokta ile film makinesinin bulunduğu nokta arasındaki dünya mesafesi) eşit değildir. Aradaki fark, dünyanın rölatif hızı ile ilişkilendirilecektir.</p>
<p>Böyle bir deney gerçekleştirilebilir mi? Teknik, teknolojik sorunları var mıdır? Bilmiyorum; fakat, ışık hızının her doğrultuda aynı ölçülmesi deneyi sanki böyle yapılmışçasına analizlere/yorumlara dayanak yapılıyor. Anlık flaş ışığının dünya üzerindeki noktalardan her saniye 300000 km uzaklaştığını benimsemek için deneyin böyle kurgulanmasını gerekli görüyorum. Deneylerdeki ışığı süreklilik kalıbında kullandıkça ölçüm sonucunun, yerel ortamda yol alma/yer değiştirme gücü anlamında kullanmakta bu kadar rahat davranamayacağımızı söylüyorum. Cisimler için tamam, fakat evrensel özellikteki ışık için ölçmüş olmak, o hızla yol alacak, yer değiştirecek anlamında değerlendirilmemelidir. Elbette “ölçmek” çok güçlü bir argümandır ve yüz yıl boyunca bu kabulden yapılan çıkarımı benimsedik; yeni tanımı idrak etmek kolay değil; sindirmek, zihnimizde işlemek durumundayız; belki özel çaba da harcamalıyız. Fakat böyle bir seçenek de artık gündemdedir.</p>
<p>Yerel ortamdayız ve kendimizi referans almamız, bize doğal gelir. Ancak, evreni tanımlama uğraşımızda yerel ortamdan bakışın etkilerini aşmak gibi gereksinimin farkında olabilmeliyiz. Bedensel olarak evrensel ölçekte olamayız; evrenin dışından bakarak algı gerçekleştiremeyiz. Fakat bir an için evrene dışarıdan baktığımızı varsayacak olursak, teorinin deney treni içindeki ışık kaynağının hızını, evren dışındaki kendi yeni konumumuza göre tanımlamak aklımıza gelebilir. Trendeki ışık kaynağının evrensel ölçekteki hızı, trenin dünyaya göre olan hızı, dünyanın güneşe göre olan hızı, güneşin Samanyolu galaksisindeki hızı, Samanyolu galaksisinin yerel küme içindeki deviniminin hızı ve yerel kümenin evrenin genel yapısı içindeki hareketinin hızlarının vektörel anlamda eklenerek tümünün bileşkesi olacaktı. Evrene, evrenin dışından bakma pozisyonunda olsaydık, yaşam ortamımız evrenin dışı olabilseydi ışık kaynağının hızını evrensel ölçekte ele alabilecektik ve ışığın hızı  da zaten evrensel ölçekte olduğundan -parametrelerin karakter birliği sağlanacak- bir gerilim yaşamadan klasik hesap yöntemlerimizle -zaman ve uzunluk boyutunu değiştirme ihtiyacı duymadan- bilimsel tanımlamalarımıza devam edebilecektik.</p>
<p>İnsanlık olarak biz ne yaptık? Işık kaynağının ilk (yerel) referans sisteme göre olan hızını, ışığın evrensel hızı ile aynı denklemde bağıntıya alıp, -karakter birliğini gözetmeden- analiz yaptık, gerilimler yaşadık ve bu gerilimleri çözmek için zaman ve uzunluk boyutları ile oynadık. Uzantısındaki çıkarımlarımızı, evrenin şifrelerini çözebilme becerisi anlamında yorumlayıp hayranlık geliştirdik. Oysa bu çıkarımlar, nedensellik ilkesini zorlayan zaman yolculuğu gibi fantastik kurgulara zemin hazırladığı halde negatif bir sinyal almadık; aksine, gizem tutkumuza hizmet eden bu rüşveti memnuniyetle kabul ederek teoriyi kucakladık. </p>
<p>Teoride, “ışığın dünyaya göre olan bağıl hızının sabit kalması yargısı”, sanki ışığın, kendi kaynağının bulunduğu ortam ile birlikte taşınmasını gerektirmektedir. Bu sonuç, “ışık hızının kaynağının hızından etkilenmemesi yargısı” ile çelişmektedir. Fakat bu çelişki, ışık hızı ölçümünde bağıl ya da rölatif “c +/- v” değerinin bulunacağına odaklanıp/kilitlenip ölçerek “c” değeri elde edilmesiyle bir nevi ters okuma ya da akla uydurma yoluyla aşılagelmiştir. Yeni konsept içeriğinde ışık hızının kaynağının hızından bağımsızlığı net olarak temin ve teslim edilmektedir.</p>
<p>Kuşkusuz, tam ve isabetli tanımlama “tek”tir. Bir olgu ya da olayı açıklayan iki farklı tanım var ise bunlardan hangisinin daha isabetli olduğu bir sorundur. Elbette her iki tanım da kendi içinde tutarlılık hedefini gözetmiştir. Mantık yalpalaması olan noktalarda destek kurgular, zorlama açıklamalar gündeme gelebilir, gelmektedir. Özel görelilik teorisini idrak sürecinde mantık yalpalamalarına çokça maruz kalınır. Evrensellik eşiğindeki bu konu zihnimizi zorlar ve yerel koşullanmalarımızın gölgesinde çelişkiler yaşanır. Diğer taraftan ilk tanım isabetli değilse ilave desteklerin “uydurma” ya da ”akla uydurma” kalıbında olması mümkündür. İki veya daha fazla tanım seçeneği olduğunda bunlardan düşünsel referansları en geniş olanının ve çıkarımları en az heyecana sebep olanının isabetli olma olasılığı değerlendirilmelidir.</p>
<p>Yeni konsept, sonsuz kavramı gibi soyut matematik düşünce eşliğinde idrak edilebilecektir. Evrene, evren dışından bakmak, gözlemci benmerkezciliğinden, gözlemci yetenek ve kısıtlamalarından bağımsız ışık analizi yapmak, “sanal sabit ışık koordinat sistemi” vb. düşünsel üretimler, soyut matematik akıl yürütme ile kavranabilecektir.<br />
<strong><br />
Özgen Ersan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/09/ikinci-galileo-olayi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşluk içinde boşluk</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/08/bosluk-icinde-bosluk/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/08/bosluk-icinde-bosluk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 14:37:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fonon]]></category>
		<category><![CDATA[karadelik]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1928</guid>
		<description><![CDATA[Evrenin sonsuzluk içinde asılı olması ,maddenin atomlardan meydana gelmesi,atomların %99 boşluktan oluşması, biraz da kaosun olması, karanlık fonun ağırlıklı olması, karadeliklerin yıkımı, uzayda havanın bulunmaması vs vs bunlara rağmen evrene düzen hakimdir bu yapı her zaman insanoğlunu ilgisini çekip araştırma yapmaya götürmektedir yani her şeye rağmen evren renkli ve hareketlidir. Bu düzen, hareketlilik içinde var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/08/bosluk.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/08/bosluk-300x237.jpg" alt="" title="bosluk" width="300" height="237" class="alignleft size-medium wp-image-1929" /></a>Evrenin sonsuzluk içinde asılı olması ,maddenin atomlardan meydana gelmesi,atomların %99 boşluktan oluşması, biraz da kaosun olması, karanlık fonun ağırlıklı olması, karadeliklerin yıkımı, uzayda havanın bulunmaması vs vs bunlara rağmen evrene düzen hakimdir bu yapı her zaman insanoğlunu ilgisini çekip araştırma yapmaya götürmektedir yani her şeye rağmen evren renkli ve hareketlidir.<br />
Bu düzen, hareketlilik içinde var olan varlıklar olarak devamlı kendimize iki soru sormuşuzdur bunlardan ilki ben kimim sorusudur ikincisi ben neyin içindeyim, neyin içindeyim derken yaşadığım dünya evren neyin içinde, ben nerdeyim. Yalnız ikinci soru uzayıp gider. Genel kanı evrenin sonsuzluğun içinde boşlukta asılı olduğunu, bu sefer sonsuzluğun neyin içinde olduğu aklımızda takılmaktır sonsuzluk (A)’nin içinde diyelim (A) da (B)’nin içinde kabul edelim (B)de (C)’ye bağlayalım bu böyle devam edecek mi ? yada bir yerde durarak her şeyin bir seyin içinde olduğunu ve sonunun olduğu nokta, veya duracağı son nokta olacak mı ?<br />
Düşündüğümüz yöntem, mekanı mekan içinde aramak ve başka bir mekana bağlamak, acaba düşündüğümüz yanlış mı ? yada bildiğimiz fizik yasalarının uzayda işlememesidir ? yada bilinç ve irademizin gücünün kısıtlı olması veya bilinç ve irademizin yüksek,aksine evrenin sırlarını gizlemesi ve onları absorbe etmesiyle mi ilgilidir?<br />
Bu sıralar kendime sorduğum üçüncü soruda evet üçüncu soru, o iki soruyu kendime sorduktan sonra bu soru aklıma takılır ve kafamı kurcalar oldu. Evren sonsuzluğun hiçliğin içinde boşlukta asılı, evreni evren eden, maddeyi oluşturan atomların %99’nun boşluktan oluşması geriye kalan %1’nin yani çeğirdek ve elektronun Enerjiden oluşması, yani madde olması evrenin biraz daha düşünülür hale getiriyor. Evet bildiğimiz evrenin sadece %1’i %99’unu ayakta tutuyor. %1 enerji %99’luk evreni ayakta tutuyor daha doğrusu enerji, boşluğu madde kıvamına getiriyor; aslında insanlığın aradığı tüm soruların cevabı zeki atomlardadır, eğer onlara sormanın yolarını bulabilirsek çözüme yaklaşmış oluruz.<br />
Şimdi birdaha evreni düşünelim; %1 evreni yönetiyor, bize kendini %100 kabul ettiriyor, atomlara akıllı demeden insan kendini alamıyor. Evrenin yapısında çok büyük bir bilinç olmaması kaçınılmaz. Evren boşluğun içinde, boşluk evrenin içinde; her halde atomun içinde çeğirdek ve elektronların %1’lik işgal etikleri alan bence iyice incelenirse bu oran %0,05 lere veya daha altına düşebilir diye düşünüyorum. Acaba herşey dediğimiz şey, herşey değil de hiçbir şey mi ? aslında boşluğun herşey, madde ve evrenin hiç sey olduğu boşluk kadar olamadığı gerçeğini düşünmek gerekir.<br />
Evrenin sırlarını ele vermemesi, ona vucut veren  akıllı atomlardan kaynaklanmaktadır. İşte bu olaylarda bir bilinç vardır boşluk boşlukta vucut bulmuştur.<br />
Her şeye rağmen dünya evrenin medeniyet ışığı bizde onda hayat bulan varlıklar olarak , o ışıktan evrene anlam vermeye çalışıyoruz. Anlamlar yüklemeye çalışıyoruz. insanoğlu için bu çalışma ve bu anlam yüklemeleri devamlı sürecektir…..<br />
<strong>Kaynaklar </strong><br />
<strong>1.</strong>	Genel fizik yasaları<br />
<strong>2.</strong>	Tüm alan denklemi makalesi<br />
<strong><br />
Turan ZENGİN<br />
turanzengin33@hotmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/08/bosluk-icinde-bosluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yedinci nötron yıldızını keşfettik</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/06/yedinci-notron-yildizini-kesfettik/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/06/yedinci-notron-yildizini-kesfettik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 07:56:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[nötron yıldızı]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1860</guid>
		<description><![CDATA[Türk araştırmacılar, uzayda bugüne kadar varlığı bilinmeyen dünya&#8217;dan 40 bin ışık yılı uzakta, patlama özelliğine ve yüksek manyetik enerjiye sahip &#8220;7. nötron yıldızını&#8221; keşfetti. Türkiye, bu keşifle, evrenin gelişim sırlarının çözümü için uzayı gözlemleyen pek çok ülkenin bilim gündeminde yeni heyecan yarattı. Türk araştırmacılar, keşfin ardından pek çok araştırma merkezinden astrofizikte ortak araştırmalar yapma teklifi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk araştırmacılar, uzayda bugüne kadar varlığı bilinmeyen dünya&#8217;dan 40 bin ışık yılı uzakta, patlama özelliğine ve yüksek manyetik enerjiye sahip &#8220;7. nötron yıldızını&#8221; keşfetti.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/06/notronyildizi.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/06/notronyildizi.jpg" alt="" title="notronyildizi" width="292" height="278" class="alignleft size-full wp-image-1861" /></a><!-- adman --><br />
Türkiye, bu keşifle, evrenin gelişim sırlarının çözümü için uzayı gözlemleyen pek çok ülkenin bilim gündeminde yeni heyecan yarattı.</p>
<p>Türk araştırmacılar, keşfin ardından pek çok araştırma merkezinden astrofizikte ortak araştırmalar yapma teklifi aldı.</p>
<p>Keşif, önümüzdeki ay, &#8220;The Astrophysical Journal&#8221; dergisinde yayımlanarak literatürdeki yerini alacak.</p>
<p>AA muhabirine açıklama yapan Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Ersin Göğüş, dünya, Güneş ve Ay&#8217;ın yer aldığı Samanyolu Galaksisi&#8217;nde yüz milyarı aşkın yıldızın, 2 bin dolayında da nötron yıldızının bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Nötron yıldızları</p>
<p>Göğüş, maddenin en yoğun halde bulunduğu yapılar olan nötron yıldızlarının çok kuvvetli manyetik alanlara sahip olduğunu belirtti.</p>
<p>Bu yıldızlardan manyetik alanları en düşük olanların bile çekim gücünün güneşten 10 bin kat daha fazla olduğunu kaydeden Göğüş, &#8220;Evrendeki en kuvvetli mıknatıslar olan nötron yıldızlarındaki patlamalar, saniyenin onda biri kadar sürüyor. Bu kadar kısa sürede, güneşin neredeyse bir yılda yaydığına eşit miktarda eşit enerji yayıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Astrofizikçilerin şimdiye kadar 6 tane çok kuvvetli manyetik alana sahip ve yüksek patlama özelliği gösteren nötron yıldızını keşfettiğini dile getiren Göğüş, bu yıldızların ilk üç tanesinin 1979&#8242;dan beri bilindiğini, dördüncüsünün 1998&#8242;de, beşincisinin 2008&#8242;de, altıncısının 2009&#8242;da bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Türk araştırmacılardan 7. nötron yıldızı keşfi</p>
<p>Doç. Dr. Gögüş, liderliğini yürüttüğü ve aralarında aynı üniversitenin öğretim üyesi Dr. Yuki Kaneko&#8217;nun yer aldığı ekibin yeni bir nötron yıldızı keşfettiğini bildirdi. Göğüş, bu nötron yıldızının bugüne kadar keşfi yapılan 7. nötron yıldızı olduğunu söyledi.</p>
<p>Yeni nötron yıldızının saniyenin onda biri süresinde gerçekleşen patlama nedeniyle fark edildiğine işaret eden Göğüş, keşfe ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Ekibimiz, ilk olarak NASA&#8217;nın Swift uydu teleskobu ile patlamayı keşfetti. Yine, NASA&#8217;nın Chandra ve RXTE uydu teleskopları ile takip ederek yeni keşfettikleri nötron yıldızının genel özelliklerini ortaya çıkardı.</p>
<p>Keşfettiğimiz 7. nötron yıldızının manyetik alanı, güneşin manyetik alanının 18 milyar katına eşit. Saniyenin onda birinden de kısa süredeki patlamada yaydığı enerji güneşin 1 saniyede yaydığı enerjiden on milyon kat daha fazla.&#8221;</p>
<p>Ekseni etrafında 7.5 saniyede bir dönüyor</p>
<p>Bilinen nötron yıldızlarının sayılarının çok az olması nedeniyle bilim dünyası tarafından dikkatle incelendiğini dile getiren Göğüş, &#8220;Bu yıldızlar, maddenin çok yüksek manyetik alanlardaki davranışını anlamamız için adeta bir laboratuvar görevi görüyor. Yani biz direkt olarak bu manyetik etkileri dünyaya getiremiyoruz ama yıldızları takip ederek maddenin çok yüksek manyetik ortamlardaki hareketlerini inceleyebiliyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>7. nötron yıldızının keşfinin ilk defa Türk araştırmacıların önderliğinde yapılmasının önemine işaret eden Göğüş, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Keşifte bizi en gururlandıran konu, Türkiye&#8217;deki bilimsel ve teknolojik birikimin belli bir düzeye erişmesini görmek oldu. İyi bir ekibin Türkiye&#8217;de önemli bir keşfe imza atması bilimin ülkemizde geldiği noktayı da gösteriyor. Yıldızın keşfinin yapıldığını duyan bilim çevreleri, ekibimizle irtibata geçerek ortak çalışmak  istediklerini dile getirdi. Ekibimiz, aralarında İtalya, ABD, İspanya, İngiltere ve Hollanda&#8217;dan da astrofizikçilerin de yer aldığı 23 kişiden oluşuyor.&#8221;</p>
<p>7. nötron yıldızının keşfi ile ilgili hazırladıkları makalenin astrofizik alanında dünyanın en önemli bilimsel dergilerinden biri olan &#8220;The Astrophysical Journal&#8221; adlı yayına kabul edildiğini bildiren Gögüş, derginin gelecek ayki sayısında basılmasının ardından keşiflerinin uluslararası literatürdeki yerini alacağını belirtti.</p>
<p>Dünya&#8217;ya uzaklığı 40 bin ışık yılı mesafede olan 7. nötron yıldızının adının, &#8220;SGR J1833 &#8211; 0832&#8243; olduğunu bildiren Göğüş, yıldızın çok hızlı bir dönme periyodunun bulunduğunu, ekseni etrafında 7,5 saniyede bir döndüğünü belirterek, yıldızın bu özellikleriyle diğer nötron yıldızları arasında farklı bir yeri olduğunu da sözlerine ekledi.<br />
cnnturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/06/yedinci-notron-yildizini-kesfettik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsminizi ve fotoğrafınızı uzaya gönderin</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/06/isminizi-ve-fotografinizi-uzaya-gonderin/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/06/isminizi-ve-fotografinizi-uzaya-gonderin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 07:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1849</guid>
		<description><![CDATA[Uzaya gitmek hepimizin hayali. Uzaya gidemesem bile ismim ve resmim gitsin diyorsanız NASA nın yeni çalışmasını öğrenmelisiniz. NASA&#8217;nın bu ücretsiz hizmetinden faydalanmak için &#8220;faceinspace.nasa.gov&#8221; adresine girmek, fotoğraf ile ismi yüklemek ve bu hatırayı uzaya son iki mekik seferinden hangisinin götüreceğini seçmek yeterli. Bu hizmetten faydalananlar, fırlatılışından sonra isim ve fotoğraflarını uzaya taşıyan mekiği, sanal ortamda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzaya gitmek hepimizin hayali. Uzaya gidemesem bile ismim ve resmim gitsin diyorsanız NASA nın yeni çalışmasını öğrenmelisiniz.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/06/uzay_resmi.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/06/uzay_resmi-300x240.jpg" alt="" title="uzay_resmi" width="300" height="240" class="alignleft size-medium wp-image-1850" /></a><!-- adman --><br />
NASA&#8217;nın bu ücretsiz hizmetinden faydalanmak için &#8220;faceinspace.nasa.gov&#8221; adresine girmek, fotoğraf ile ismi yüklemek ve bu hatırayı uzaya son iki mekik seferinden hangisinin götüreceğini seçmek yeterli.</p>
<p>Bu hizmetten faydalananlar, fırlatılışından sonra isim ve fotoğraflarını uzaya taşıyan mekiği, sanal ortamda, Twitter ve Facebook gibi paylaşım sitelerinden de takip edebilecekler.</p>
<p>Uzay seferinin sonunda mekiğin yere inmesinin ardından ismini ve fotoğrafını uzaya gönderenler, bu siteye tekrar girerek, sefer komutanı tarafından imzalanan &#8220;Uçuş Sertifikalarını&#8221; da yazıcıdan alabilecekler.</p>
<p>Mekiklerin, 30 yıla yakın hizmet verdikten sonra emekliye ayrılmalarından önce Discovery&#8217;nin eylül ortasında Endeavour&#8217;ın da kasım sonunda yapacağı son iki sefer kaldı.</p>
<p>NASA&#8217;nın bu hizmeti, uzaya büyük ya da küçük çeşitli eşyalar götürme geleneğine dayanıyor.</p>
<p>Öğrencilerin imzaları, Beatles plakları, &#8220;Toy Story&#8221; animasyon filminin karakteri Buzz&#8217;ın oyuncak bebeği, bilim kurgu dizisi Uzay yolu&#8217;nun yaratıcısı Gene Roddenberry&#8217;nin külleri gibi birçok şey daha önce uzaya götürülmüştü.</p>
<p>Mart 2009&#8242;da da bir yarasa, Discovery&#8217;nin yakıt tankına tüneyerek maceraya atılmış ancak fırlatmadan sonra NASA kontrol merkezinin ekranlarından kaybolmuştu.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/06/isminizi-ve-fotografinizi-uzaya-gonderin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Planetlerin yörüngeleri</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/02/planetlerin-yorungeleri/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/02/planetlerin-yorungeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 07:46:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[kepler]]></category>
		<category><![CDATA[planet]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yörünge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1749</guid>
		<description><![CDATA[Astrofizikçilerin kesin iddialarına göre, planetlerin yörüngeleri Kepler’in dediği gibi elipstir: çünkü bu sav Newton’un gök mekaniği kanunlarıyla ispatlanmıştır. Hayır, katiyen hayır! Yörüngeler elips değildir ve matematikçiler de hiç bir gerçeği ispat edememiştir. O matematikçiler Newton kanunlarını eğip bükerek, Kepler’i haklı çıkaracak sahtekarlıklar yaparak, kendilerini tatmin etmişlerdir. Elips nedir? Elips düzlemsel bir geometrik şekildir, bir yumurtanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Astrofizikçilerin kesin iddialarına göre, planetlerin yörüngeleri Kepler’in dediği gibi elipstir: çünkü bu sav Newton’un gök mekaniği kanunlarıyla ispatlanmıştır.</p>
<p>Hayır, katiyen hayır! Yörüngeler elips değildir ve matematikçiler de hiç bir gerçeği ispat edememiştir. O matematikçiler Newton kanunlarını eğip bükerek, Kepler’i haklı çıkaracak sahtekarlıklar yaparak, kendilerini tatmin etmişlerdir.</p>
<p>Elips nedir? Elips düzlemsel bir geometrik şekildir, bir yumurtanın boylamasına kesitine benzer.Eni boyu olan katı bir geometrisi vardır. (a,b) değerleri sabittir.Şek.1</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/resim1.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/resim1.jpg" alt="" title="resim1" width="507" height="242" class="alignnone size-full wp-image-1750" /></a><br />
Şek.1  Elipsin F1,F2 gibi iki odağı vardır ve (F1M+F2M=2*a) dır.</p>
<p>Kepler kimdir? Kepler gök cisimleri konusunda zamanında en mükemmel önerilerde bulunmuş bir araştırmacı, bir ilim adamıdır.1609 yılında  demiş ki: bütün planetlerin yörüngeleri elipstir,Güneş bu elipsin bir odağındadır,F1M uzunluğu eşit zamanda eşit alan tarar,.. vs. 1618’de de demiş ki: planetlerin peryodları (Güneş etrafında bir devir yaparken geçen zaman) P1=P2*(r1/r2)^(3/2) hesabına uyar; burada r1,r2 planetlerin Güneşe olan uzaklıklarıdır. Yani: P2 planeti Güneşe r=1 birim uzaklıkta olması ve devrini 1 yılda yapması halinde, Güneşe r=3 birim uzaklıktaki P1 planeti devrini 5,19 senede yapar. [P1=1*(3/1)^(3/2)=5,196]</p>
<p>Newton kimdir? Newton Kepler’den 50 yıl sonra yaşamıştır.Onunla mekanik kanunları (kütle,ivme,kuvvet) matematik olarak ispatlanmıştır.Daha sonra matematikçiler bu mekanik kanunlarıyla gök cisimlerinin hareketlerini bir elips yörüngesinde yaptıklarını ispat etmişlerdir..</p>
<p>Tamamıyla yanlış bir inandırılmadır.<br />
Matematikçiler Kepleri doğru çıkarmak için sahtekârlık yapmışlardır. Şek.2</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/resim2.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/resim2.jpg" alt="" title="resim2" width="521" height="391" class="alignnone size-full wp-image-1751" /></a><br />
Şek.2	M planetinin Vf dikey hız vektörü, bütün yörünge boyunca sabittir.</p>
<p>Matematikçiler Kepler’i haklı çıkarmak için şu sahtekârlığı yaparlar:<br />
Vf  planetin oluşumundan beri sabit olduğuna göre, değer değişimi yoktur. Yani,<br />
d(r*df/dt)/dt=0	yazılır.<br />
Sonra  bu eşitliğin sol tarafı (r) ye bölünüp  (r) ile çarpılırsa durum değişmez derler.<br />
İşte sahtekarlık tam bu noktadır. Parantezin dışına (1/r) içine (r) çarpanı konur ve,<br />
1/r*d(r*r*df/dt)/dt=0	bulunur.<br />
Buradan d(r*r*df/dt)/dt=0 yorumlanır ve entegral alınarak<br />
r*r*df/dt= Sabit  ispat edilmiş olur, bu ise<br />
r*Vf=Sabit,	yani “eşit zamanda taranan alanlar eşit” anlamına gelir.<br />
Mükemmel düzenlenmiş bir oyun!</p>
<p>Tuhaftır,kimse de bu hesaba itiraz etmez.<br />
Acaba matematikçiler,astrofizikçiler bizleri “salak” yerine mi alıyor?<br />
Bizleri kandırmaya devam etmekteki menfaatleri nedir? Şöhretleri mi?</p>
<p>Planet yörüngelerinde Vf=Sabit kanununu bilen var mı? Newton bunu mekanik kanunlarında açıklamış.Hatta denge icabı planetlerin bir merkez etrafında döneceklerini de söylemiş.Demiş ki: planetlerin yörüngesinde Vf sabit,Vr değişken olur.Şek.3</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/resim3.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/resim3.jpg" alt="" title="resim3" width="514" height="444" class="alignnone size-full wp-image-1752" /></a><br />
Şek.3	Alemin dengesi icabı,m1 ve m2 kütleleri yekdiğerinin etrafında dönmeğe 	MECBURDUR.</p>
<p>Bu dönmenin şekli nasıl bir yörüngedir? Neden yörünge boyunca Vf sabittir? Newton bunu da açıklamış.Ancak düzenbaz matematikçiler,Newton’un bu beyanını Kepler’in alanlar kanununu haklı çıkaracak şekilde bozmuşlardır.Üzgünüm,böyle bir kanun yoktur! Şek.4</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/rsim4.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/02/rsim4.jpg" alt="" title="rsim4" width="605" height="589" class="alignnone size-full wp-image-1753" /></a><br />
Şek.4	Vf=dik hız vektörü,planetin doğuştan kazandığı bir hızdır.Değişmez.<br />
	Planet bir paraboloid yüzeyinde yüzer. Vr değişir, Vf sabit kalır<br />
	Milyarlarca yörüngenin  paraboloid yüzeyindeki izdüşümü bir sarmaldır.<br />
	Kepler bu sarmalları elips zannetmiştir.</p>
<p>Yoksa sizce de Kepler haklı mı? Siz de bu izdüşümleri elips mi zannediyorsunuz? Eşit alanlar kanununa mı inanıyorsunuz? Gelin,öyleyse, siz de yeni bir uzay formülü icat edin:<br />
Lütfen şöyle yazın:<br />
d(r*df/dt)/dt=0    ve eşitliğin sol tarafını (r^2) ye bölün sonra çarpın.(parantez dışı, parantez içi sahtekarlığını siz de yapın)<br />
Şöyle yazacaksınız:<br />
1/r^2*d(r*r^2*df/dt)/dt=0   şimdi de entegralini alın<br />
r*r^2*df/dt= Sabit bulacaksınız.<br />
Ne buldunuz fark ettiniz mi?<br />
“Eşit zamanda taranan HACIMLAR eşittir” diye bir uzay kanunu buldunuz.</p>
<p>Büyük bir ilim adamı, kurnaz bir matematikçi oldunuz .Tebrikler size!<br />
Pekiyi,bizler “koyun!” muyuz?<br />
Bizlere “salak,cahil” muamelesini hak görenlere ne demeliyiz?<br />
Ben,protesto derim.</p>
<p>necattasdelen@ttmail.com</p>
<p>Kaynak: http://scienceray.com/astronomy/the-orbit-of-the-planets/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/02/planetlerin-yorungeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzayın sınırı hesaplandı!</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/04/uzayin-siniri-hesaplandi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/04/uzayin-siniri-hesaplandi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 15:28:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1230</guid>
		<description><![CDATA[Kanadalı bilim adamları, uzayın sınırının deniz seviyesinin 118 kilometre yukarısında başladığını hesapladı. Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanada&#8217;nın Calgary Üniversitesi tarafından tasırımı yapılan ve Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA) tarafından iki yıl önce fırlatılan Supra-Thermal Ion Imager adı verilen cihaz, 200 km irtifadan topladığı verilerle uzayın sınırının hesaplanmasına yardımcı oldu.  Araştırmada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 class="news_pretext">Kanadalı bilim adamları, uzayın sınırının deniz seviyesinin 118 kilometre yukarısında başladığını hesapladı.</h3>
<div class="mceTemp"><span style="font-family: Arial;"><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"></a><span style="font-family: Arial;"><span style="font-family: Arial;"><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"></a></span></span><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-242" title="yildizlar" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg" alt="yildizlar" width="300" height="300" /></a>Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanada&#8217;nın Calgary Üniversitesi tarafından tasırımı yapılan ve Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA) tarafından iki yıl önce fırlatılan Supra-Thermal Ion Imager adı verilen cihaz, 200 km irtifadan topladığı verilerle uzayın sınırının hesaplanmasına yardımcı oldu.</span></div>
<p> <span style="font-family: Arial;">Araştırmada, uzayın sınırı atmosferin göreli yumuşak rüzgarları ve hızı saatte bin kilometreyi aşan uzaydaki parçacık yüklü daha şiddetli akıntıların izi takip edilerek hesaplandı.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Calgary Fizik ve Astronomi Bölümü Doçenti David Knudsen, uzayın sınırın hesaplanması için daha önce de ölçümler yapıldığını, ancak üst atmosferin rüzgarları da dahil olmak üzere, tüm bileşenleriyle ilk kez incelendiğini belirtti.</span></p>
<p><strong>AA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/04/uzayin-siniri-hesaplandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrenin en donuk yıldızı keşfedildi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2008/12/evrenin-en-donuk-yildizi-kesfedildi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2008/12/evrenin-en-donuk-yildizi-kesfedildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 20:50:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalı astronomlar, evrenin yıldız benzeri bilinen en donuk cisimlerini keşfettiler. Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu&#8217;ndan (NASA) yapılan açıklamada, Spitzer Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemde keşfedilen ikiz &#8220;kahverengi cüce&#8221; veya &#8220;ölü yıldız&#8221; adı verilen gök cisimlerinin her birinin, Güneş&#8217;in sadece milyonda biri kadar ışık verdiği belirtildi. Cismin önce zayıf ışığından ötürü tek bir kahverengi cüce olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 class="news_pretext">Amerikalı astronomlar, evrenin yıldız benzeri bilinen en donuk cisimlerini keşfettiler.</h3>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"><img class="size-medium wp-image-242 alignleft" title="yildizlar" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg" style="float: left;" alt="yıldız" width="300" height="300" /></a></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu&#8217;ndan (NASA) yapılan açıklamada, Spitzer Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemde </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">keşfedilen ikiz &#8220;kahverengi cüce&#8221; veya &#8220;ölü yıldız&#8221; adı verilen gök cisimlerinin her birinin, Güneş&#8217;in sadece milyonda biri kadar ışık verdiği belirtildi.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Cismin önce zayıf ışığından ötürü tek bir kahverengi cüce olduğunu düşünen astronomlar, daha sonra Spitzer Uzay Teleskobu ile kızıl ötesi konumunda yaptıkları gözlemde, bu aşırı donuk ışığı ve düşük sıcaklığı ölçebilme imkanı elde ettiler. Veriler bunun bir ikiz kahverengi cüce olduğunu ortaya koyuyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Massachusetts Institute of Technology&#8217;den (MIT) gök bilimci Adam Burgasser, bu iki gök cisminin evrende Güneş&#8217;in yaydığı ışınların milyonda biri kadar ışık verdiği tespit edilen ilk cisimler olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Kahverengi cüceler, ilk kez 1995 yılında keşfedilen, ne yıldız ne de gezegen kategorisine konabilen gök cisimleridir. Ancak son yıllarda bazı gök bilimciler kütlelerinin büyüklüğüne ve buna bağlı olarak sıcaklıklarına ve buna da bağlı olarak renklerine göre bunları sınıflandırmayı tercih ediyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Kahverengi cüceler yıldızlar arası gaz bulutlarının çökmesiyle oluşurlar, fakat gök cismini yıldız yapacak nükleer tepkimelerin başlayamayacağı kadar hafiftirler. &#8220;80 Jüpiter kütlelik&#8221; sınıra ulaşamadıkları için yeteri kadar ısınamayıp sönerler.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Spitzer Uzay teleskobu ile yapılan gözlem, Astrophysical Journal Letters dergisinde de yayımlandı.</span></p>
<p><strong>AA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2008/12/evrenin-en-donuk-yildizi-kesfedildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzay Turu 2010 Yılında</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2008/07/uzay-turu-2010-yilinda/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2008/07/uzay-turu-2010-yilinda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 23:13:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[uzay turizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[200 bin dolar ödeyene 2010’da uzay turizmi. “Uzaya gitmek için Ruslara 20 milyon dolar ödemeye hazır olanlara alternatif getiriyoruz” diyen Richard Branson, meraklılarının uzaydan dünyayı seyretme keyfine 2010’da ulaşabilceğini müjdeledi. Branson’a göre bu keyfin bedeli kişi başına 200 bin dolar. Uzay turizmi yarışı, İngiliz milyarder Richard Branson’ın kamuoyuna tanıttığı yeni uzay aracıyla hız kazandı. İsmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>200 bin dolar ödeyene 2010’da uzay turizmi.</strong></p>
<div class="deckStory" style="margin-top: 20px;">“Uzaya gitmek için Ruslara 20 milyon dolar ödemeye hazır olanlara alternatif getiriyoruz” diyen Richard Branson, meraklılarının uzaydan dünyayı seyretme keyfine 2010’da ulaşabilceğini müjdeledi. Branson’a göre bu keyfin bedeli kişi başına 200 bin dolar.</div>
<p>Uzay turizmi yarışı, İngiliz milyarder Richard Branson’ın kamuoyuna tanıttığı yeni uzay aracıyla hız kazandı.</p>
<p class="textBodyBlack">İsmi ‘Beyaz Şövalye’ amacı dünyayı uzaydan izlemek isteyenler için yörünge altı uçuşlar gerçekleştirmek. Yaratıcısıysa havacılık sektörüne sıradışı katkıları ve sahibinin milyarlık servetiyle bilinen Virgin Havayolları.</p>
<p>İngiliz milyarder girişimci Richard Branson, ‘Beyaz Şövalye 1’ ve ‘Beyaz Şövalye 2’nin güzel yanı uzayla ilişkimizi değiştirecek olmaları. Bu araçlar, uzaya erişimin istisnai bir şey olmaktan çıkıp ticari ve bilimsel bir olgu haline geleceği bir dönemin başlangıcını işaret ediyorlar.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/uzayturu.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-269" style="float: left;" title="uzayturu" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/uzayturu.jpg" alt="uzay turu" width="287" height="238" /></a>Uzay turizmi yarışına hız katması beklenen uzay aracı, 4 motorlu ve yaklaşık 40 metrelik bir ana gemi. Bu ana gemi, içinde iki pilot ve en az 5 yolcuyla birlikte bir yörünge altı uçuş gerçekleştirecek yani yerküreye yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan yer çekimsiz ortamda yolcularına yaklaşık 5 dakika uzay keyfi yaşatacak.</p>
<p>Bu uçuşun maliyetiyse Rus uzay araçlarıyla 20 milyon dolara yapılan seyahatlere kıyasla daha düşük olacak. Meraklılarının, bu keyif için ceplerinden 200’er biner dolar çıkarması gerekecek.</p>
<p>Sonbaharda test uçuşları başlayacak olan ‘Beyaz Şövalye 2’nin 2010’da ilk yolcularını uzaya götürmesi bekleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2008/07/uzay-turu-2010-yilinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

