<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Portalı &#187; nanoteknoloji</title>
	<atom:link href="http://www.fizikportali.com/tag/nanoteknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikportali.com</link>
	<description>Fizik Eğitim ve Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 21:58:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Terletmeyen, ütü istemeyen, leke tutmayan kumaş</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/01/terletmeyen-utu-istemeyen-leke-tutmayan-kumas/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/01/terletmeyen-utu-istemeyen-leke-tutmayan-kumas/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 06:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[terleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1658</guid>
		<description><![CDATA[Yeşim Tekstilin nanoteknoloji ile üretmiş olduğu akıllı kumaş sizi terletmiyor, ütü istemiyor vede en önemlisi leke tutmuyor. Bursa’da faaliyet gösteren Yeşim Tekstil, 2000 yılından beri yürüttüğü teknik tekstil çalışmaları sonucunda geliştirdiği ürünler ile müşterilerine farklı alternatifler sunuyor. Bu giysilerin aynı zamanda leke tutmama ve ütü istememe özellikleri de bulunuyor. Tekstil sektöründe rekabet koşullarının artması nedeniyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşim Tekstilin nanoteknoloji ile üretmiş olduğu akıllı kumaş sizi terletmiyor, ütü istemiyor vede en önemlisi leke tutmuyor.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/01/kumas.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1659" title="kumas" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/01/kumas.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a><!-- adman --><br />
Bursa’da faaliyet gösteren Yeşim Tekstil, 2000 yılından beri yürüttüğü teknik tekstil çalışmaları sonucunda geliştirdiği ürünler ile müşterilerine farklı alternatifler sunuyor. Bu giysilerin aynı zamanda leke tutmama ve ütü istememe özellikleri de bulunuyor.</p>
<p>Tekstil sektöründe rekabet koşullarının artması nedeniyle firmalar, teknik tekstil ve akıllı tekstil ürünlerine yöneliyor. Nanoteknoloji ile üretilen akıllı kumaşlar, müşterilerine farklı alternatifler de sunuyor. Çok küçük ölçeklerde özel çalışmalarla yapılan ürün geliştirme ve mühendislik çalışmaları olarak tanımlanan nanoteknoloji, tekstil sektöründe kumaşın yüzeyindeki hava molekülünün emilmesi ve yüzeyde ince bir örtü   oluşturularak kumaşı dış etmenlerden koruması için kullanılıyor.</p>
<p>Yaklaşık 10 yıldır bu yönde çalışmalarını sürdüren Yeşim Tekstil, ürettiği akıllı kumaşlar ile rekabet şansını arttırmayı hedefliyor. 2004 yılında su ve leke tutmayan akıllı kumaşlar üreten ilk hazır giyim firmalarından birisi olan Yeşim Tekstil, Müşteri İçin Ürün Geliştirme (MÜ-GE) bölümünde görev yapan 15 ekip ile farklı çalışmalara imza atıyor.</p>
<p>Yeşim Tekstil, ürettiği yeni nesil giysiler ile ter kokusunu önleme, kolay ütülenme ve leke tutmama, E vitaminli, aloeveralı olma, güneşin zararlı etkilerinden, saman nezlesinden ve sivrisinekten koruma, ısı regülatörü gibi birçok farklı özelliği bulundurabiliyor.   Yeşim Tekstil’de özel teknoloji ile üretilen kumaşlarda siyah rengin açık renklerle aynı özelliği sergilemesi de dikkat çekiyor. Özel bir işlemden geçen siyah kumaş, ışığın yansımasını sağlayarak, vücudu serin tutuyor. Bu teknoloji ile üretilen kumaşlar güneşin zararlı ultraviyole ışınları tene temas etmesi engelleniyor.</p>
<p>Pamuğun içyapısının özel bir teknoloji ile değiştirilmesi kötü kokulara da son veriliyor. Yapılan yeni işlem ile kötü kokuya neden olan amonyum, amin gibi elementler pamuğa tutunamıyor ve bu sayede kötü kokular tişörtün içine yerleşemiyor, çevreye rahatsızlık vermiyor. Yıkanma sonrası giysiler, bu özelliğini kaybetmiyor, yenilenerek devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/01/terletmeyen-utu-istemeyen-leke-tutmayan-kumas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nanoteknoloji ile görünmezlik pelerini</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/07/nanoteknoloji-ile-gorunmezlik-pelerini/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/07/nanoteknoloji-ile-gorunmezlik-pelerini/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 09:18:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[görünmezlik]]></category>
		<category><![CDATA[nano teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1482</guid>
		<description><![CDATA[Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) araştırmacıları, cisimleri belli frekanslarda görünmez kılan nanoteknoloji tabanlı malzeme geliştirdi. Türkiye&#8217;nin tek Descartes bilim ödülü sahibi olan Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay&#8217;ın başkanlığını yürüttüğü projede doktora öğrencisi Atilla Özgür Çakmak tarafından geliştirilen &#8220;görünmezlik pelerini&#8221; teknolojisi, askeri araçların üzerine kaplanacak bir metamalzeme sayesinde istenilen frekans bandında, tankların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) araştırmacıları, cisimleri belli frekanslarda görünmez kılan nanoteknoloji tabanlı malzeme geliştirdi.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/07/gorunmezlik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1483" title="gorunmezlik" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/07/gorunmezlik.jpg" alt="gorunmezlik" width="292" height="219" /></a><!-- adman --><br />
Türkiye&#8217;nin tek Descartes bilim ödülü sahibi olan Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay&#8217;ın başkanlığını yürüttüğü projede doktora öğrencisi Atilla Özgür Çakmak tarafından geliştirilen &#8220;görünmezlik pelerini&#8221; teknolojisi, askeri araçların üzerine kaplanacak bir metamalzeme sayesinde istenilen frekans bandında, tankların hatta havadaki uçakların görünmezliğine olanak sağlıyor. Görünmezlik pelerini, parazit ve gürültü oluşturmadığından dünya literatürüne de pek çok yenilik katıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda dünyanın en önde gelen araştırma merkezlerinin, üniversitelerinin tam ve kesin bir görünmezliğe ulaşabilecek teknolojileri geliştirmeye odaklandığını ifade etti.</p>
<p>Bu rekabete Türk araştırmacılar olarak kendilerinin de katıldığını dile getiren Özbay, NANOTAM&#8217;da geliştirdikleri metamalzeme tabanlı &#8220;görünmezlik pelerinin&#8221; dünyadaki benzerlerine göre yenilikler içerdiğini kaydetti.</p>
<p>&#8220;Görme&#8221; ya da &#8220;algılama&#8221;nın, bir cisimden yayılan ya da üzerine çarpıp saçılan elektromanyetik dalgaların algılayıcılara geri dönmesiyle gerçekleşen bir süreç olduğunu anlatan Özbay, &#8220;Görünmezlik sağlamak için yapılacak şey, saklanacak cismin elektromanyetik dalgaları saçmasını önlemek, dalgaların çarpmasını engellemek ya da çarpan dalgaların gelişigüzel saçılmasını önlemekle gerçekleşebilir. Herhangi bir cismin üzerine kaplanacak bu özel pelerin sayesinde cisimler görünmez kılınabiliniyor&#8221; bilgisini verdi.</p>
<p>Cisimler &#8220;görünmez&#8221; hale gelebildi</p>
<p>Prof. Dr. Özbay, merkezde yaptıkları başarılı deneyde, alıcı ve verici arasına konan metal bir silindirin elektromanyetik ifadelerle &#8220;görünmez&#8221; kılındığını bildirdi.</p>
<p>&#8220;Görünmezlik pelerini&#8221; olarak adlandırılan tam görünmezliğin, teorik olarak uzayda arındırılmış bir bölge yaratmakla mümkün olacağını belirten Özbay, geliştirdikleri metamalzemelerle saklanmak istenilen cismin etrafı kaplandığında cismi belli elektromanyetik dalgalar için görünmez kılmanın mümkün hale geldiğini kaydetti.</p>
<p>Bilim çevrelerinde &#8220;halının altına saklamak&#8221; olarak isimlendirilen pelerinleme yöntemi ile Bilkent Üniversitesinde gerçekleştirilen deneylerde radyo frekanslarında bir metal silindirin elektromanyetik ifadelerle görünmez hale getirildiğini bildiren Özbay, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Normalde metal bir yüzeyin üzerine gelen dalgaları saçılıma uğratması ve hatta arkasında gölge bırakması beklenir. Oysa ki metal silindirin etrafına metamalzemeler kullanılarak örülen pelerin sayesinde elektromanyetik dalgaların yollarına hiç bir bozulma yaşamaksızın devam etmesi sağlandı. Bu çeşit bir sistemi dışarıdan elektromanyetik dalgalar yardımı ile tarayan bir okuyucunun ortaya yerleştirilen metal silindiri fark etmesi imkansızlaştırıldı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Uluslararası literatürde Türk başarısı&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bu çalışma ile birlikte görünmezlik pelerinini üretme teknolojisine erişebilen ABD ve iki Avrupa Birliği üyesi ülkenin ardından 4. ülke konumuna geldiğini bildiren Özbay, &#8220;Bilim merkezleri arasında bir rekabete olanak sağlayan bu yarış nefes kesici. Mükemmel görünmezliği elde etmek için sürekli geliştirilen ve güncellenen yeni tasarıların sanayiye ve askeri kullanımlara uyarlanmasıysa tahmin edilenden daha kısa sürede gerçekleşecek&#8221; dedi.</p>
<p>Ar-Ge çalışmalarının bu yılın başında &#8220;New Journal of Physics&#8221; dergisinde yayımlanarak literatüre girdiği bildirildi.</p>
<p>Harry Potter&#8217;ın görünmezlik pelerini</p>
<p>Metamalzemeleri &#8220;doğada kendiliğinden var olmayan özellikler gösterebilen sihirli materyaller&#8221; olarak tanımlayan Özbay, görünmezlik pelerininin temel çalışma prensibinin J. K. Rowling&#8217;in romanlarındaki Harry Potter&#8217;ın görünmezlik pelerinlerinini hatırlattığını söyledi.</p>
<p>Görünmezlik pelerininin roman boyunca Harry&#8217;e düşmanlarının gözlerinden ve sezilerinden uzak, güvenli bir ortam sunduğunu vurgulayan Özbay, ülkelerin savunma sanayilerinin hedeflerinin yalnız filmlerde rastlanan bu teknolojilere benzer olduğunu ifade etti.</p>
<p>Görünmezliğin, bu teknolojiyi elinde tutabilen ülkelere üstün istihbarat yetileri kazandıracağını dile getiren Özbay, bunun çok uzakta olmadığını belirtti. Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Askeri araçların üzerine örülecek bir pelerin sayesinde istenilen frekans bandında, tankların hatta havadaki uçakların bile görünmezliğine olanak sağlanabilecek. Pelerin günümüzde görünmezlik teknolojilerinde kullanılan örneklerinin aksine herhangi bir ekstra yayın yaparak parazit oluşturma ve düşmanın aklını karıştırmaya ihtiyaç duymadığından elektromanyetik açıdan herhangi bir gürültü yaratmasına gerek kalmayacak.</p>
<p>Aracı kumanda eden askeri personel için çok daha sağlıklı bir seçim olabilecek. Çalışmamızda mevcut yöntemleri daha da ileriye taşıdık. Eskiden havada asılı kalan cisimler görünmez kılınmakla uğraşılırken şimdi karada duran bir tankı da görünmez kılmak mümkün hale gelecek.&#8221; -</p>
<p>&#8220;Gölge sorunu da ortadan kalktı&#8221;</p>
<p>Özbay, dünyadaki mevcut görünmezlik pelerini çalışmalarının henüz kesin bir görünmezlik sağlayabildiğini söylemenin mümkün olmadığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Soğurulan elektromanyetik dalgalar, yerlerinde nüfuz edilememiş hareketli bir gölge bırakıyor. Bizim geliştirdiğimiz malzemeler ise bu gölge problemini de ortadan kaldırıyor. Görünmez kılınmak istenen cisme gönderilen elektromanyetik dalgaları yansıtmamak ve saçılıma uğratmamak artık tek amaç değil; ana hedef, bu arada arkada herhangi bir gölge de bırakmamak. İşin asıl zor kısmı bu.</p>
<p>Bu söylenilenler doğrultusunda gerçekleştirilebilecek bir pelerinin çok maliyetli olacağı düşünülebilir. Oysa sözkonusu yapılar tamamen yalıtkan ve metallerden oluşuyor. Çok ufak boyutlardaki yapıtaşlarından oluşacak pelerin, bu boyutlardaki imalat tekniklerinin gelişmişliğinin getirdiği yüksek üretim hızı ve hammaddesinin kolay temini ile gelen ucuzluk sayesinde şu anda yaygın tekniklerden çok daha az maliyetli olacak.&#8221;</p>
<p>&#8220;Manzarayı bozan ağaç görünmez yapılacak&#8221;</p>
<p>Görünmezlik pelerininin sivil uygulama alanlarının da bulunacağını aktaran Özbay, vücudunda metalik implant ya da kalp pili taşıyanların da bu teknoloji ile güvenle MRI&#8217;a girmesinin sağlanabileceğini söyledi.</p>
<p>Özbay, medikal cihazların pelerinlenmesinin alışveriş merkezlerinde, havalimanları gibi güvenlik kontrol noktalarında da işleri hızlandıracağını, hastaların sürekli bir açıklama getirmek durumunda kalmayacağını dile getirdi.</p>
<p>Cep telefonu sinyallerinin rotalarını engellerden en az etkilenecek şekilde yönlendirmenin de bu teknoloji ile mümkün olacağını kaydeden Özbay, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Rota üzerinde bulunan coğrafi engeller elektromanyetik dalgalar için ölümcül olabiliyor. Bir dalga kılavuzu rolünü üstlenecek olan pelerinleme teknikleri sayesinde bilgi taşıyan dalgalarımızı istediğimiz doğrultularda ve nispeten az kayıplarla yönlendirebileceğiz.</p>
<p>Belki düşük kayıplar sayesinde daha az baz istasyonuna ihtiyaç duyabileceğiz. Duyarlı ekipmanları radyo dalgalarından, elektrik ve manyetik alanlardan koruyabileceğiz. Hatta daha da cüretkar konuşursak, bu malzemelerle ileride manzaranızı kapatan bir ağacı da pelerinleyerek, kesmeden görüş sahanızın dışına çıkarabileceksiniz.&#8221;<br />
cnnturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/07/nanoteknoloji-ile-gorunmezlik-pelerini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç telinden ince malzemeyle elektrik ürettiler</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/01/sac-telinden-ince-malzemeyle-elektrik-urettiler/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/01/sac-telinden-ince-malzemeyle-elektrik-urettiler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 15:37:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektrik-Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik üretme]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=927</guid>
		<description><![CDATA[Türk ve ABD&#8217;li bilim insanlarının ortak çalışmasıyla, vücut hareketi, ısı ve titreşimi enerjiye çevirmede kullanılan malzemeler, saç telinden 5 bin kat incelikte üretildi. Böylelikle malzemelerin verimlilikleri ve enerji kapasiteleri maksimum düzeye çıkardı. Nanoteknolojiyle geliştirilen &#8220;piezoelektrik malzeme&#8221;lerle gelecekte hayal gibi gösterilen kendi enerjisini üreten otomobiller ve güdümlü ilaç sistemlerinde yeni çözümler geliştirilmesinin de yolu açıldı. Nanoteknoloji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk ve ABD&#8217;li bilim insanlarının ortak çalışmasıyla, vücut hareketi, ısı ve titreşimi enerjiye çevirmede kullanılan malzemeler, saç telinden 5 bin kat incelikte üretildi.</strong></p>
<p><img class="alignleft" src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=179192&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" style="float: left;" alt="" width="292" height="198" />Böylelikle malzemelerin verimlilikleri ve enerji kapasiteleri maksimum düzeye çıkardı.</p>
<p>Nanoteknolojiyle geliştirilen &#8220;piezoelektrik malzeme&#8221;lerle gelecekte hayal gibi gösterilen kendi enerjisini üreten otomobiller ve güdümlü ilaç sistemlerinde yeni çözümler geliştirilmesinin de yolu açıldı.</p>
<p>Nanoteknoloji üzerine özgün araştırmaları nedeniyle 1999&#8242;da dünyanın en prestijli ödüllerinden Feynman Nanoteknoloji ödülünü alan ve alternatif yakıt teknolojileri üzerinde 20 yıldır ABD ve Türkiye&#8217;den pek çok araştırma grubuyla çalışan Teksas Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Çağın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, piezoelektrik malzemelerin bazı kristal ve seramik materyallerde bulunduğunu ve bu malzemelerin yıllardır elektronik ve mekatronik aygıtlarda yaygın biçimde kullanıldığını anlattı.</p>
<p>Piezoelektrik malzemelerin aynı saat pillerindeki quartz kristallerinde olduğu gibi mekanik etki ile elektrik alanı arasında köprü oluşturduğunu, saat pillerindeki gibi gerilim farkından mekanik titreşim ya da tam tersi şekilde titreşimlerden elektrik ürettiğini ifade eden Çağın, bu malzemelerin biyomedikal elektroniğinden atomik görüntüleme mikroskoplarına kadar çok geniş uygulama<br />
alanları bulunduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hayal edilen teknolojiler çok yakında</strong></p>
<p>Bu malzemelere baskı uygulanması ya da esnetilmesi sonucu oluşan kutuplaşma ile elektriğin oluştuğunu belirten Çağın, bu malzemelerin ayrıca ayak ve vücut hareketlerinden elektriğin üretilmesi ya da ısı ve titreşim olarak kaybedilen enerjinin bir bölümünü dönüştürerek kendi enerjisini üreten otomobillerle, güdümlü nano ilaç taşıyıcı sistemleri gibi pek çok alanda da yeni çözümlere olanak sağlayacağını kaydetti.</p>
<p>Çağın, mekanik enerjiyi kullanılabilir elektrik enerjisine çeviren piezomalzemelerin üretildiği materyallerin kimyasını, alaşımlarını ve nano yapılarını optimize etmeyi hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Özellikle fosil yakıtlara dayanan teknolojilerin yerine koyacağımız yeni enerjileri araştırıyoruz. Çalışmalarımızla zaten kullanılan bu piezoelektrik malzemeleri maksimum verim alacak seviyeye getirdik. Fosil yakıtların yerine sürdürebilir üretim ve yaşam bağlamında kayıp ısıyı kullanılabilir enerjiye dönüştüren termoelektrik sistemler, hidrojen ekonomisinde önemli rol oynayacak yakıt pilleri için hidrojen depolama ve taşıyıcı sistemler, yüksek verimli katalizörler ve membranlar ışık enerjisinin dönüştürülmesinde önemli kazanım sağlayacak nano sistemler yürüttüğümüz araştırmaların odağını oluşturuyor.</p>
<p>Bu nano yapılı malzemeler, örneğin bir ilacı taşıyan kapsülün vücudun belirli bir yerine gönderilmesi için etraftaki mekanik enerjiyi kullanmasında nano yapılı jenerator olarak kapsülün yapısında kullanılabilir. Bu nano yapılı piezomalzeme ilaç taşıyıcı kapsülleri güdümleme için gerekli küçücük enerjileri taşıma ortamında var olan salınımlardan kendileri üretebilecek. Bu salt mekanik enerjinin dönüştürülmesiyle sınırlı değil, benzer şekilde atık ısı, güneş enerjisinin dönüştürülmesinde de verimin uygun nano yapılar oluşturma yoluyla maksimize edilmesi de mümkün.&#8221;</p>
<p>Çağın, tüm dönüştürücülerin yüksek teknoloji cihazlarında hali hazırda kullanıldığını, verimin optimize edilmesiyle bunların yakın gelecekte tüketicilerin de kullandığı gündelik aygıtlarda yer bulacağını da kaydederek, &#8220;Bunlar şu an hayal gibi, ancak 5-10 sene sonra insanlar bunları sıklıkla kullanabilecekler&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Çağın, çalışmalarının uluslararası bilim dergileri Physical Review, Applied Physics Letters, Chemical Physics de yayınlandığını, benzer konularla ilgili patent başvurularının olduğunu da sözlerine ekledi.</p>
<p>cnnturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/01/sac-telinden-ince-malzemeyle-elektrik-urettiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nanoteknolojiyle kanser tedavisi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2008/12/nanoteknolojiyle-kanser-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2008/12/nanoteknolojiyle-kanser-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2008 14:04:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalı bilimadamları, nanoteknolojiyle, kansere yol açan toksinleri tespit edebilen çok küçük bir algılayıcı geliştirdi. Vücuttaki belirli kimyasal maddelerin izlenebilmesi imkanı sağlayan algılayıcı, kanser ilaçlarının canlı hücreler üzerindeki etkisini de takip edebiliyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü&#8217;nden Michael Strano, &#8220;karbon nanotüpleri&#8221; olarak adlandırılan karbon moleküllerinin ince iplikçiklerinden yapılan ve DNA ile kaplanan algılayıcının insan vücudundaki canlı hücrelerden çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerikalı bilimadamları, nanoteknolojiyle, kansere yol açan toksinleri tespit edebilen çok küçük bir algılayıcı geliştirdi.</strong></p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=173029&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" style="float: left;" alt="" width="292" height="219" />Vücuttaki belirli kimyasal maddelerin izlenebilmesi imkanı sağlayan algılayıcı, kanser ilaçlarının canlı hücreler üzerindeki etkisini de takip edebiliyor.</p>
<p>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü&#8217;nden Michael Strano, &#8220;karbon nanotüpleri&#8221; olarak adlandırılan karbon moleküllerinin ince iplikçiklerinden yapılan ve DNA ile kaplanan algılayıcının insan vücudundaki canlı hücrelerden çok daha küçük olduğunu söyledi.</p>
<p>Algılayıcı, yakın-kızılötesi ışık tayfında saptanabilen floresan ışığı yayıyor. İnsan dokularının aynı tayfta ışık yaymaması sayesinde algılayıcı göze çarpıyor.</p>
<p>Işığın sinyali, algılayıcı hücre içinde DNA ile etkileşime girdiğinde değişiyor. Bu değişimler, bilim adamlarının belirli molekülleri tanımlamasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Algılayıcının DNA ile kaplanmış olması canlı hücrelerin içine güvenle enjekte edilmesine imkan sağlıyor.</p>
<p>Çok düşük miktardaki kimyasalların vücuda etkilerini saptamak için etkili bir araç olarak hemen kullanılmaya başlanabileceği belirtilen algılayıcının zamanla, insan vücudunun görüntülenmesinde alternatif bir yöntem olarak da kullanılabileceği kaydediliyor.</p>
<p>Algılayıcının geliştirilme süreci ve kullanım alanlarını anlatan makale, &#8220;NatureNanotechnology&#8221; dergisinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2008/12/nanoteknolojiyle-kanser-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rusya&#8217;da nano teknoloji fuarı</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2008/12/rusyada-nano-teknoloji-fuari/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2008/12/rusyada-nano-teknoloji-fuari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Dec 2008 18:14:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[nano teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=846</guid>
		<description><![CDATA[Rusya&#8217;nın ekonomisini ham madde satışına bağımlılığından kurtarmak için büyük önem verdiği nano teknolojinin ilk fuarı düzenlendi. Moskova&#8217;daki Ekspocenter fuar merkezinde düzenlenen &#8220;Rosnanotek-2008&#8243;de elektronik, tıp, bio teknoloji, otomobil, petrol ve doğal gibi bir çok alanlarda kullanılabilecek nano teknoloji ürünlerine yer verildi. Fuara Rusya&#8217;nın ve dünyanın değişik bölgelerinden gelen çok sayıda şirket geliştirdikleri en son nano teknoloji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="ttl" style="font-size: 12px;"><strong>Rusya&#8217;nın ekonomisini ham madde satışına bağımlılığından kurtarmak için büyük önem verdiği nano teknolojinin ilk fuarı düzenlendi.</strong></div>
<div class="ttl" style="font-size: 12px;"><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/nanometre.jpg"><img class="size-medium wp-image-138" title="nanometre" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/nanometre.jpg" style="float: left;" alt="nanometre" width="287" height="238" /></a>Moskova&#8217;daki Ekspocenter fuar merkezinde düzenlenen &#8220;Rosnanotek-2008&#8243;de elektronik, tıp, bio teknoloji, otomobil, petrol ve doğal gibi bir çok alanlarda kullanılabilecek nano teknoloji ürünlerine yer verildi.</p>
<p>Fuara Rusya&#8217;nın ve dünyanın değişik bölgelerinden gelen çok sayıda şirket geliştirdikleri en son nano teknoloji ürünlerini sergilediler.</p>
<p>Toplam 33 ülkenin 80&#8242;den fazla nano teknoloji endüstrisinin bin 100 temsilcisinin bulunduğu fuarı 7 bin kişi ziyaret etti.</p>
<p>Fuar sırasında düzenlenen nano teknolojiyle ilgili düzenlenen 29 bilimsel-teknolojik konferansta Rusya&#8217;da ve dünyada nano teknolojilerinin geliştirilmesi perspektifleri, milli inovasyon sistemlerinin geliştirilmesinde<br />
diğer ülkelerin tecrübelerinden yararlanma, nano teknolojilerde bilimsel araştırmaların gerçekleştirilmesinde devletin ve iş çevrelerinin rolü gibi konulara değinildi.</p>
<p>Konferanslara 160&#8242;dan fazla dünyaca ünlü bilimadamının nano teknolojiyle ilgili sunduğu raporlar dinlendi. Fuarda Rusya Başbakan Yardımcısı Sergey İvanov, Rosnano şirketi Genel Müdürü Anatoliy Çubays, Rusya Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Nobel ödüllü Joris Alfyorov&#8217;un katılımı ile nano teknolojilerinin geliştirilmesinde başarıya ulaşan gençler için ödül töreni düzenlendi.</p>
<p>Ödül töreninde konuşma yapan Anatoliy Çubays, Rusya&#8217;da sadece ham madde sektörüne yatırımlar yapılmaması gerektiğini herkesin anladığını belirterek, &#8220;ham madde üretiminin yerine inovasyon teknolojileri geldi. Herkes Rusya&#8217;da bilimin gerilediğini söylüyor ve bunu kabul etmiyorum. Biz sadece bilimadamları<br />
ile aynı dilde konuşmayı beceremiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Bilimadalarının düşüncelerini iş çevrelerine duyuracak enstrümanlara ihtiyaçları olduğunu belirten Çubays, &#8220;Güçlü araştırma sistemine, pazarlama ve rezervlere sahip olan Rosnano şirketi bu amaç için çok uygun bir imalathane. Bugün dünyada 10-12 ülke nano teknolojilerde ileri seviyede. Ancak Rusya bunların arasında yok. Lider ABD. Ancak Çin&#8217;in elinde olan imkanlar göz önüne alınırsa 10-15 yıl içinde ABD&#8217;yi geçebileceği söylenebilir. Bu gün Rusya&#8217;nin yaptığı ihracatın sadece yüzde 4&#8242;ü yüksek teknolojilere aittir. Ancak elimizdeki imkanlarla ve bilimadamları potansiyeliyle önümüzdeki yıllarda bu rakamın yükseleceğine inanıyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Çubays, nano teknoloji fuarının bundan sonra her yıl düzenli olarak yapılacağını ve gelecek yıldan itibaren inovasyon alanında başarılı olan bilimadamlarına da 3 milyon ruble (yaklaşık 100 bin dolar) değerinde ödül verileceğini söyledi.</p></div>
<div class="ttl" style="font-size: 12px;">(veteknoloji.com)</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2008/12/rusyada-nano-teknoloji-fuari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakın Günlerin Nanoteknolojilere Dayanan Silahları</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2008/11/yakin-gunlerin-nanoteknolojilere-dayanan-silahlari/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2008/11/yakin-gunlerin-nanoteknolojilere-dayanan-silahlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 16:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=783</guid>
		<description><![CDATA[Yakın Günlerin Nanoteknolojilere Dayanan Silahları En büyük ülke bizim ülke, En büyük asker bizim asker. (Her ülkede, çoğu insan için geçerli sloganlar.) İkinci dünya savaşı başladığında herhangi bir hedefi vurmak için kullanılacak bombalar, uçak ve gemilerle o bölgeye taşınırdı. Bu bombaların patlamasıyla açığa çıkan enerji kimyasal tepkimelere dayanırdı, bu nedenlerle atom ve özellikle de hidrojen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span><strong>Yakın Günlerin Nanoteknolojilere Dayanan Silahları</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: right;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>En büyük ülke bizim ülke,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: right;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span><span> </span>En büyük asker bizim asker.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: right;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>(Her ülkede, çoğu insan için geçerli sloganlar.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>İkinci dünya savaşı başladığında herhangi bir hedefi vurmak için kullanılacak bombalar, uçak ve gemilerle o bölgeye taşınırdı. Bu bombaların patlamasıyla açığa çıkan enerji kimyasal tepkimelere dayanırdı, bu nedenlerle atom ve özellikle de hidrojen bombaları gibi dağıtıcı ve yakıcı değillerdi. Şimdi kimyasal yakıta dayalı en güçlü bombalar vakum bombalarıdır ve bunların etkisi de en küçük atom bombasınınkine yakındır. Doğal olarak farklı amaçlar için farklı tür bombalar da kullanılabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Atom bombası esasen çekirdek bombasıdır. Kimyasal yakıta dayalı bombalarda, atomlardaki valans elektronları etkileşmeyi (tepkimeyi) gerçekleştirirler. Bu elektromanyetik etkileşmenin etkileşme katsayısı çekirdek etkileşmesininkinden 137 kere küçüktür. Diğer yandan çekirdeğin boyutları atomunkinden yaklaşık 5-10 bin kere küçüktür. Çekirdek etkileşmenin potansiyelini de kabaca uzaklıkla ters orantılı olduğunu kabul edersek, yani elektriksel etkileşmeye benzetirsek: Bu <span>yaklaşımla</span> çekirdek tepkimesi sırasında birim kütleden, kimyasal tepkimedekinden 2-10 milyar defa daha fazla enerji ayrılacağını anlarız. Aslında birim kütlenin çekirdek tepkimeleri sırasında üretebildiği enerjinin miktarının, kimya tepkimeler sırasında üretilen enerjiye oranı milyardan biraz küçüktür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Atom ve hidrojen bombaları 1945-1954 yıllar arasında hem ABD, hem de Sovyetler Birliği’nin silahlı kuvvetlerine verilmeye başlanmıştı. Atom bombasını ilk olarak ABD ve hidrojen bombasını, Sovyetler Birliği kullanılır hale getirmişti. Kıtalar arası füzeleri ilk olarak Sovyetler Birliği elde etmiş ve uzaya 1957 yılında ilk uyduyu fırlatmıştı. Artık atom bombası taşıyan kıtalar arası balistik füzeler binlerce kilometre mesafeleri aşarak başka bir ülkeyi vurabilirdi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Bu yıllara kadar askeri önem taşıyan fabrikalar ve nükleer (hidrojen) başlıklar taşıyan füzeler yerleşim yerlerinden uzaklarda, çoğu zaman yeraltında gizlenirdi. Fakat 70’li yıllardan itibaren uydular bu bölgeleri ve benzeri tür çok enerji kullanılan binaları, yaydıkları ısısal ışıma sayesinde, kırmızı ötesi dalgalara duyarlı cihazlarla<span> </span>geceleri bile kaydetmeye başladılar. Nitekim hemen herkes askerlerin kullandığı ve geceleri çevreyi görme imkanı veren cihazlar kullandığını bilir. Yine bu yıllardan başlayarak adoptiv optik sayesinde uydudan yerdeki otomobillerin plakalarını bile okuma imkanı kazanıldı.<span> </span>Bu teknolojilerle, ABD için yeni teknolojiler üretimine dayanan yıldızlar savaşı projesi, Sovyetler Birliği karşısında büyük bir avantaja çevrilebilirdi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Amerika başkanı Reagan’ın döneminde, “yıldızlar savaşı” programı üzerine yarış Sovyet ekonomisini tam olarak çökertti. Reagan hükümeti gayet iyi biliyordu ki,<span> </span>gerçekleri göz önüne almayan, halkının yaşam derdiyle fazla ilgilenmeyen Sovyetler Birliği’nin liderleri, ülkelerini maliyeti çok büyük olan bu yarışa sürükleyecekler ve ekonomik yönden de bütünüyle yıkılacakladı. (Bu dönemde Sovyetler’de her zaman gündemde olan:<span> </span>“Amerika’ya ulaşalım ve önüne geçelim.” sloganına esprili bir atıfla: “Amerika’ya ulaşalım ama önlerine geçmeyelim. Çünkü geçersek çıplak kaldığımızı görecekler.” Diyenler de vardı.) </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span><span> </span>Nasıl oldu da bilim, teknoloji ve bunlara bağlı olan üretim düzeyinde geride kalan Sovyetler Birliği, Amerika ile “Süper Güç” yarışına devam etmeye karar verdi? Apaçık ortadadır ki, ülkeyi yönetenler, en yüksek bilim ve teknolojinin, en güvenli süper güç olmanın temeli olduğunu anlamak istememişlerdi.<span> </span>(Sovyetlerde durumu anlayanlar da az değildi. Bunu yukarıdaki esprili atıfları da gösterir.) Gerçeklerden kopmuş ülke yöneticilerinin düşünme kapasiteleri, hızla gelişen ilmi ve teknik düşüncenin<span> </span>çok gerisinde kalmıştı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>İnsan düşüncesi gördükleri ve yaşadıkları</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>ile sınırlanır. Bu limiti aşmak için bilimsel </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span><span> </span>düşüncenin hızla gelişmesi ve bu düşünce </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>kullanılarak bilgiler elde edilmesi gerekir.<span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span><span> </span>Kuzma Prutkov</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, eğitim, bilim ve yeni teknolojiler üretiminde geride kalan ülkelerin ekonomisi sağlam olamaz. Zamanla artan bilimsel gelişim temposu ile gelişme temposu düşük olan ülkeler gitgide daha da geride kalmaktadırlar. Böyle ülkeler üretimin seviyesini ve hacmini artırmayan alanlara parasal yatırımlarını azaltmalıdırlar. Sovyetler Birliği ise askeri masrafları hiç kısıtlamadı ve sonuçta çok büyük bir hızla çöktü. Yıldızlar Savaşı programının bir önemli sonucu da, ABD’nin Sovyet füzelerini havalandığı yerde, uzaydan hemen vurma imkanını kazanmasıydı. Bu proje sayesinde, düşmanın önemli hedeflerini eskisi gibi binlerce kilometreden değil,<span> </span>sadece birkaç yüz kilometre mesafeden, uzaydan, vurma imkanı doğmuştu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Bundan sadece 50 yıl önce bile ABD ve Rusya gibi ülkeler askeri tesislerini kara kuvvetleri için ulaşımı çok zor olan bölgelere yerleştirdiklerinde stratejik anlamda avantajlı sayılırlardı. Oysa uzayda yerleşen savaş teknolojilerinin, bilgisayarlarla yapılan tahribatların, yeni teknolojiler ve ithal maddelerin ambargosunun Sovyetler Birliği gibi bir ülkenin tamamen çökmesi için yeterli olduğunu gördük. Genetik silahlar için de hiçbir önemli stratejik bölge anlam taşımıyor. Eskiden okyanuslar, denizler, dağlar… stratejik önem taşıyorlardı, ama şimdi gelişmiş fikirler, yeni bilim ve teknolojilerin üretimi ön plana çıkmıştır. Artık günümüzün bilgi çağında doğal zenginliklerin de fazla önemi kalmamıştır. <strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Yıkıcı ve yakıcı bombalara paralel olarak kimyasal ve biyolojik silahlar da geliştirilip üretildiler. Ama bu tür silahlar sivillere de çok zarar verdiğinden bunlara karşı dünyanın her yerinde insanlar seslerini yükseltti. Böylece de kimyasal ve biyolojik silahların kullanımı yasaklandı. Ayrıca böyle silahları kimlerin ve ne zaman kullandığı kolayca belirlenebilirdi. Bunların yerine yeni silahlar üretmek gerekirdi. Ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı bilinemeyen ve çok daha fazla insanı kolayca etkileyen yıkıcılar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Biliyoruz ki, bütün canlılar genetik türlerine göre farklılaşırlar. Diğer yandan dünya ülkelerinin geneli bilime (tarım, tıp, temel bilimler) ve yeni teknoloji üretimine pratik olarak katkıda bulunmazlar. Fakat bu halkların zaten hepsi tükenmekte olan, enerji ve diğer fosil kaynaklardan; ekip-biçmek için gereken topraklardan, sulardan; temiz havadan ve diğer doğal kaynaklardan yararlanmaktadırlar. Bu nedenle de bilime ve teknolojiye katkıda bulunmadığı halde hızla çoğalan tüketici nüfusun sayısını azaltmak, belirli bir kısmını gelişmiş halklar için yararlı şekle getirmek düşüncesi ortaya atılmıştı. Aslında böylesi fikirlerin tarihi çok yıllar öncesine dayanmasına rağmen, genetik silahların üretimi son 10-15 yılda büyük önem taşımaya ve tüm silahlar arasında ön plana çıkmaya başlamıştır. Böyle silahlar insanlar üzerinde de denenmiştir ve benzer deneylerin yapılmasına devam edilmektedir. Genetik silahların yaygın kullanımına yaklaşık 10 yıl sonra başlanabilecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span><span> </span>Ülkelerin ekonomisini çökertmek için asfaltı, betonu, metalleri ve boyaları dağıtan (yiyen) mikroorganizmalar bile üretilmektedirler. Düşman sayılan ülkelerin elindeki bilgileri bozmak ve iletişimine zarar vermek, ellerindeki silahlarının kullanılamaz hale gelmesini sağlamak için bilgisayar programları geliştirilmektedir. Bunların dışında geni bozuk gıdaların kullanılması, insan sağlığına zararlı suyun içirilmesinin de bir silah etkisi gösterdiğinin de unutulmaması gerekir. Yeni silahlar çok farklı türlerdedir; eğitim sistemi ve bilim alanlarındaki önemli kusurların da ülkenin ekonomisini çökerten, insanların gelişmesini engelleyen bir silah olduğunun farkedilmesi gerekir. Şimdi savaşlar her yerde ve sürekli devam ediyor; halkların çoğu da kendi ülkelerini çökertmek yolunda süratle ilerliyorlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Gelişmiş ülkeler, gelişmenin hangi temellere dayanarak geliştiğini pek anlamayan ve uğursamayan toplumları sürekli çökme yoluna itiyorlar. Bununla birlikte, belli toplumdaki belli başlı insanları (savaş olmadığında, özellikle terörist ve uyuşturucu mafyası elebaşlarını) öldürmek zorunda da kalıyorlar. Bu ve benzer<span> </span>maksatlarla keşif yapan cihazlar çok küçük boyutlarda olmalıdır. Örneğin özel timlerin, el kadar hatta daha küçük boyutlarda savaş çekirgeleri vardır. Bunlar alçaktan uçar, fotoğraf çeker, sesleri dinler ve bilgileri gereken yerlere iletirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>İsrailliler’in, bir parmak ucunda yerleşebilen nanoteknoloji ürünü arıları, keşif yapar, bilgi iletir ve aranan insanları bulabilirler. Bu insanlar araba ve tank içinde olsalar bile, bir fırsatını bulup içeri giren arılar patlarlar. Sonuçta insanlar ölür, araçlar bozulur. Sadece keşif amaçlı olan cihazlar mikro boyutlarda da yapılacaktır. Bunlar, havadaki toz gibi, görünmez şekilde uçacaklar ve merkezlere bilgi ileteceklerdir. Örnekler verdiğimiz teknolojilere benzer silahlarla donatılan tek bir asker, küçük bir askeri birliğin ulaşabileceği hedefe tek başına ulaşabilecektir. Bu da eğitimin seviyesinin yükselmesinin ne büyük bir önem taşıdığını göstermektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Yukarıda uzaya yerleştirilmiş askeri uyduların yerdeki hedefleri vurmakta ne kadar önemli olduğunu hatırlatmıştık. Bu uyduların tonlarca ağırlıkları vardır. Oysa Japonlar’ın daha küçük uydularla daha yüksek seviyede ve kapsamlı bilgilere ulaşabildiğini onlarca yıldır biliyoruz. Şimdi ise askeri amaçlı uyduları vurabilmek için kütleleri gramlarla ölçülen uyduların tasarımları hazırlanmaktadır. Bunlardan uzaya bir çoğunu bile göndermek bile zor değildir. Orada yerleştirilmiş böyle mini uyduların, gerektiğinde düşman ülkenin uydularına saldırmaları ve onları imhaları düşünülmektedir. Bunlar da yakın zamanda<span> </span>gerçekleşmesi beklenen ürünlerdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Gelişmiş ülkeler ne kadar gelişirlerse gelişsinler, ne kadar diğer toplumlardan arayı açarlarsa açsınlar, diğer ülkelerden ne denli daha güçlü olurlarsa olsunlar, gelişmemiş toplumlar yine de mutlu olacaklardır. Çünkü en büyük ülke onların ülkesidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="margin-right: -23.4pt; text-align: justify; text-indent: 0cm;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"><span> </span>Akdeniz Üniversitesinden emekli Prof. Dr. Oktay Hüseyin</span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="margin-right: -23.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;">Volkan Kor, Fizik Öğretmeni (volkan-kor@hotmail.com)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2008/11/yakin-gunlerin-nanoteknolojilere-dayanan-silahlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

