<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Portalı &#187; evren</title>
	<atom:link href="http://www.fizikportali.com/tag/evren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikportali.com</link>
	<description>Fizik Eğitim ve Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 07:01:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Süper Yapboz (Puzzle) Yasaları</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/09/super-yapboz-puzzle-yasalari/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/09/super-yapboz-puzzle-yasalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[puzzle]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yapboz]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1948</guid>
		<description><![CDATA[Bir yapboz düşünün ki sonsuzlukta duran evrenimiz kadar , bir yapboz düşünün ki dağılmış parçalarının alanı evrenin çapı kadar , bir yapboz düşünün bulunan parçaların yerinde durmadığı . Bu yapboz bir yerde evrendeki değişkenliktir, bir yerde maddenin anlamı, biryerde doğanın kanunlarıdır. Bu yapboz evrendeki fizik kanunlarıdır,bir yerde insanın içindeki özlemler , hasretler ve ben duygusunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yapboz düşünün ki sonsuzlukta duran evrenimiz kadar , bir yapboz  düşünün ki  dağılmış   parçalarının alanı evrenin çapı kadar , bir yapboz düşünün  bulunan parçaların yerinde durmadığı . Bu yapboz bir yerde evrendeki  değişkenliktir, bir yerde  maddenin anlamı, biryerde doğanın kanunlarıdır. Bu yapboz evrendeki fizik kanunlarıdır,bir yerde insanın içindeki özlemler , hasretler ve ben duygusunun sorgulanmasıdır.bulunan parçalarını  yerine oturtan , parçalarını yöneten tekniğin ismi  bilimdir. Bilimsel  hareketliliğin yazıdan önce ortaya çıktığı insanların ilk çağlarda mevsimleri takip etmesiyle ortaya çıkmıştır.<br />
<a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/09/Yapboz.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/09/Yapboz-300x257.jpg" alt="" title="Yapboz" width="300" height="257" class="alignleft size-medium wp-image-1949" /></a><br />
M.Ö 35000 ile M.Ö 20000 yılları arasında afrikada bulunan   çeşitli bulgular ve zamanı ölçmeye dair denemelerin izlerine rast gelinmiştir.asal sayıların çeşitli sıralamasını ve antik mısır çarpma tekniklerini  gösteren bilinen en eski örnek , insanoğlunun bulabildiği parçalarla bir kısmını oluşturduğu SÜPER YAPBOZa  1’inci sıradan giren işango kemiğidir, bizim medeniyet yapbozunun bir numarasıdır.m.ö 2500 yılları bilimsel etkinliklerin yoğunlaştığı ve ivme kazandığı  yıllar olmuştur. M.ö  3000 yılı Sümerler, m.ö 2000 yılı akad ve babiller , m.ö 1000 yılındada Asurlular matemaktisel etkinliğe ivme kazandırarak yapbozun 2 numarası olmayı hak etmişlerdir.</p>
<p>Klasik antik çağ felsefesiyle başlayıp thales, anaximenes, pythagoras, demokritos, gorgias, empadokles, heraklitos, parmanides, Sokrates, plotinos, platon, aristotales  gibi  filozofların gitgide gelişen  ve şekillenen felsefi soruların şekillenmesini sağlayarak yappozun  3 numarası olmuşlardır. Astronomi ve fizikte roma imparatorluğu altındaki  mısırda yaşamış olan batlamyus un evren modeliyle  başlayıp Nikolas kopernik , Galileo galilei ,ısaac  Newtonla astronomi  ve fiziğe katkıda bulunulmuştur. Bu katkı medeniyet yapboz ‘unun 4’ üncü parçasına bu bilimi adamlarını yerleştirmiştir.</p>
<p>19oo ‘ lü yıllarda max plank siyah cisim ışıması üstünde çalışırken yeni bir olgu ile karşılaştı; enerji değişimleri parçacık özelliğini gösteriyordu , plank doğadaki değişikliklerin devamlı ve düzgün olmadıklarını, ani sıçramalar şeklinde ve patlatıcı karakterlerde olduğunu keşfetti. eş deyişle  ışık , bir borudan fışkıran su gibi sürekli ve akıcı değil , tüfekten atılan kurşunlar gibi ayrı ayrı  parçacıklar biçimindeydi. Bu enerji paketciklerine kuantum adı verildi. Böylece modern fiziğin havuzu sayılan kuantum biliminin temeli atılmış oldu. Kuantum yapbozun 5’inci parçasını oluşturdu.<br />
1905’li yıllarda Einstein ışığın küçük parçacıklardan oluştuğunu, ışık parçacıklarının foton olduğunu ; ilk olarak foto elektrik kuramını,sonra  özel göreliliği  ve genel görelilik kuramını bulmuştur. Bu buluşlar einsteini  süper yapboz da 6’ıncı sıraya yerleştirmiştir. </p>
<p>M.S 780’ de Bağdat da doğan cebir ve astronomi bilimine  yön veren önemli eserler yazan, türk kökenli Harezmide süper yapbozda 7’inci sıraya yerleşmiştir.<br />
Böylece matematiğe, fiziğe ,felsefeye ve bilime katkısı olan toplumlar, insanlar ana hatlarıyla geçtiğimiz zaman diliminde süper yapbozda yerini almıştır.bunun yanında ismini hatırlayamadığımız ve bilmediğimiz nice toplum ve insanlar bu yapbozda yerini almıştır. Tüm yapbozu görebilmemiz için tüm parçaları yerine indirmemiz gerekli, bununda imkansız olabileceğini düşünüyorum.genişleyen evren bunun ilk sebebidir, alan genişledikçe sorunlar ve sorular çoğalacak ,sorunları çözmek  soruların cevabını aramak bizi başka bir soruna ve soruya yöneltecektir. Bunun anlamıda devamlı  süper yapboz parçalarının aranması, bulunması  yerine yerleştirilmesi ve akabinde başka parçaların aranması anlamına gelmektedir.elimizde bulunan yani toplumların ve bilim  insanlarının uğraşı ve emeği ile yerine yerleşen yapboz parçalarının,sonradan katkılar alarak yer veya şekil değiştirdikleri veya sonradan bazı parçaların yanlış yerleştiği anlaşılmış olup  süper yapbozda yerlerini  kaybetmişlerdir .bunlar  bazı yanlış teorilardir. Yapboz satıhının üzerine sağlam kuramlarla yerleştirilmiş parçalar bile değişkendir, değişken olmasının sebebide devamlı gelişen yeniliklerle bu kuramlara ek kuramlar eklenmesidir.</p>
<p>Süper yapbozda bilinen, bilinmeyen ,yerlerine yerleştirilen veya aranan tüm parçaların devamlı değişken olduğu, değişmeyen tek şeyin yapbozun satıhı olduğu gerçeğidir.bildiklerimizin çok az olduğu, yapbozdaki resmin bir kısmını görmenin bile daha çok zaman alacağı bir gerçektir.bir yapbozun en güzel tarafı parçaları bulmak ve o an gelince onu yerine yerleştirmektir. Sonucuda o resmi görmek ve ona anlam verebilmektir.birde bulamadığımız kaybettiğimiz parçalar ve kaçırdığımız önemli anlar.bitirdiğimizde parçalar eksik kaldımı ne anlamsız görünür, yani bu yapboz noksaksandır. Süper yapboz ise satıhına en zor parça indirilen yapbozdur, bu yapboz süperdir. Süper değişkendir. Görünen resmin bir bölümü bile durmadan değişmektedir.değişiklik insanın ufkuyla, real hayal gücüyle ilgilidir.<br />
İnsanlar ilk önce tarımda hayvan gücü ve aletlerle çalıştı, sonradan fosil yakıtla çalıştırdığı mekaniklerden oluşmuş  otomobiller ve araçlar yaptı,doğanın gücünü kullanarak dev barajlarda elektirik enerjisini üretti.kuşları taklit ederek uçakları, füzeler yaparak uzayı keşfetmeye çalıştı. Zaman içinde uzay çağı başlamış olup evrendeki dev yıkımları, galaktik şokları,evrenin genişlemesini idrak etti.karadeliklerin yaptığı yıkımları ve evreni genişleten gücü sorgulamaları  yapbozdaki  tüm resmi görme mücadelesidir.</p>
<p>Bu mücadele her insanda az veya çok bulunmaktadır, son yazdığım üç makalede  hem felsefi hemde fiziki  anlamda  bu konulara yaklaştım . yapbozda oluşacak resmi görmenin mücadelesidir, bu bir uhtedir, bu bir yerde meraktır, bir yerde yaşadığımız dünyaya ,evrene bir borçtur ama en önemlisi verdiğimiz emeği,  beynimizde oluşan beyin fırtınalarının süper yapboz karşısıda çaresiz kalmasıdır.buna ramen araştırma , değerlendirme yapmak ve bunları kağıda dökmek dedim ya bir borçtur.<br />
Tüm alan denkleminde işlediğim evrenin kaderinin bir döngü olmayacağı,ama kendi içinde döngülerin olduğunu , bu döngülerinde onun sonunu hazırlayacağını,son bulan evrenin sonsuzluğun içine gömüleceğini yani sonsuzluktan hiçlikten doğduğunu ve yine onun içine çekilerek gerçek halini alacağı ve hiçliğe bürüneceğini  anlatmıştım. Bu formatta Sonsuzlukluğun yapbozun çerçevesi ve satıhı olduğunu , yapboz parçalarınında evren olduğu  anlatmaktayım. Evrenin bir yerde maddeden oluşması,bir yerde enerjiden oluşması , bir yerde görünmeyen  şeffaf, hacimsiz  aktif ve pasif saf enerjiden oluşması evreni karmaşık hale getirmektedir. Boşluk içinde boşluk makalemde atomun yoğun boşluktan oluştuğunu,felsefi yaklaşımla anlatmaya çalıştım, pasif aktif enerji ve evren makalemde atomdaki boşluğun  etkiye tepki veren aslında enerjinin  bir formatı olan aktif saf enerjinin atom boyutunda ,pasif saf enerjinin  kütlenin dışında , karadeliklerin yada başka bir deyişle uzay girdaplarını oluşturan yegane enerji olduğunu yazmıştım. Hem girdapları hem genişleme hızını hemde homojen yapısı sayesinde genişleyen evreni ahenk ve düzen içinde hareket ettiren güç olduğunu anlatmaya çalıştım.bu anlattıklarıma   yapboz satıhı’nın üzerinde katkılar sunulabilir ve değişkenlik gösterebilir veya gelişen iradeyle zamanla yapboz çerçevesinden çıkarılabilir.  Unutmamak kaydı ile süper yapbozun devamlı değişiklik gösteren parçalarının yer değiştirdiği yada katkılarla yenilendiği, yada çerçeveden çıkarıldığı bir yapboz  .evren var oldukça anlam yüklemeler ve anlam düşürmeler devam edecektir,belki hiçbir zaman bu parçalar bir araya gelmeyecektir.</p>
<p>Aslında farkında  olmadığımız değişken yasaların ve değişken bakış açılarının sabit olduğu bir evrende yaşıyoruz. M.ö 20000 yılında matematik hesaplarının yazıldığı işango kemiğinin bugün tarihi buluntudan başka bir anlamının olmadığı,17.500 yıl sonra  yani m.ö 2500 yıllarında Pisagor kuramını kullanıp yapı inşa eden toplumlar tarafından süper yapbozdan çıkarıldığı gerçeğidir.1000 yıl sonra bilime yön veren kuramların değişmiş olacağı yada katkılar alarak farklılaşacağı evrenin doğasıdır.<br />
Tüm evrenin perspektifinin değişken olduğu , devamlı  değiştiğini, insani düşüncenin yanılgılara düştüğü veya insani düşüncenin yenilenerek değiştiği buna paralel olarakta değişken evrende sorularına cevap aradığı bir doğrudur. Bu yasaları ve değişkenliği sadece dikdörtgen ve süper bir yapboza uygulamak 2 boyutta gözlemlemek ,tüm değerleri resime sığdırmak ve onu bir yapboz görmekten ibarettir. Tüm resmi zorlanmadan görmek belki hayaldir, beklide ileride olabilecek bir şeydir.kim bilir belki  merak ettiğimiz yapbozun tüm  parçalarını bir arada görüp onlara anlam bile yükleyerek değerlendireceğiz.arayışlar insanoğlu için devamlı sürecektir…..</p>
<p><strong>Süper yapboz yasaları ve sonuçlar</strong><br />
1-	Sonsuzluk  süper yapbozun çerçevesidir.<br />
2-	Süper yapbozun üzerindeki parçalar evren ve ayrıntılarıdır.<br />
3-	Evrenin değişkenlik göstermesi, insanların irade  ve şuurlarıyla ortaya koydukları  bilgi veya sabitlerini etkiler. Bu etkiler tüm yapbozu tüm resmi görmemizi engeller.<br />
4-	Süper yapbozda çerçeve sabit, birde parçaların devamlı değişme özelliği sabittir. Buna göre 2 sabit vardır a)çerçeve sabiti b) değişmeyen değişkenlik sabiti.<br />
5-	Genel resmin görünmesi veya elde olan parçalara anlam katılmasıyla  azda olsa kısmi bilgilere ulaştırmıştır. Ulaşılmayanların çok daha fazla olduğu bir gerçektir.<br />
6-	Yapboz’ un parçalarının çok zor bulunması ve her defasında değişmesi onu süper yapmıştır.<br />
7-	İnsanoğlu yapbozdaki resmi anlamadan tamamlamadan büyük olasılıkla evren sonsuzluğa karışacak, yok olacaktır,ama içimizdeki yapbozun tüm resminin özlemi hiçbir zaman yok olmayacatır….</p>
<p><strong>Turan zengin<br />
Turanzengin33@hotmail.com</p>
<p>Kaynaklar:<br />
</strong>-wikipedia bilim tarihi<br />
-genel fizik yasaları<br />
-genel kültürü ansiklopedileri<br />
-tüm alan denklemi makalesi t.zengin<br />
-pasif-aktif enerji ve evren makalesi t.zengin<br />
-boşluk içinde boşluk makalesi t.zengin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/09/super-yapboz-puzzle-yasalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşluk içinde boşluk</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/08/bosluk-icinde-bosluk/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/08/bosluk-icinde-bosluk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 14:37:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fonon]]></category>
		<category><![CDATA[karadelik]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1928</guid>
		<description><![CDATA[Evrenin sonsuzluk içinde asılı olması ,maddenin atomlardan meydana gelmesi,atomların %99 boşluktan oluşması, biraz da kaosun olması, karanlık fonun ağırlıklı olması, karadeliklerin yıkımı, uzayda havanın bulunmaması vs vs bunlara rağmen evrene düzen hakimdir bu yapı her zaman insanoğlunu ilgisini çekip araştırma yapmaya götürmektedir yani her şeye rağmen evren renkli ve hareketlidir. Bu düzen, hareketlilik içinde var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/08/bosluk.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/08/bosluk-300x237.jpg" alt="" title="bosluk" width="300" height="237" class="alignleft size-medium wp-image-1929" /></a>Evrenin sonsuzluk içinde asılı olması ,maddenin atomlardan meydana gelmesi,atomların %99 boşluktan oluşması, biraz da kaosun olması, karanlık fonun ağırlıklı olması, karadeliklerin yıkımı, uzayda havanın bulunmaması vs vs bunlara rağmen evrene düzen hakimdir bu yapı her zaman insanoğlunu ilgisini çekip araştırma yapmaya götürmektedir yani her şeye rağmen evren renkli ve hareketlidir.<br />
Bu düzen, hareketlilik içinde var olan varlıklar olarak devamlı kendimize iki soru sormuşuzdur bunlardan ilki ben kimim sorusudur ikincisi ben neyin içindeyim, neyin içindeyim derken yaşadığım dünya evren neyin içinde, ben nerdeyim. Yalnız ikinci soru uzayıp gider. Genel kanı evrenin sonsuzluğun içinde boşlukta asılı olduğunu, bu sefer sonsuzluğun neyin içinde olduğu aklımızda takılmaktır sonsuzluk (A)’nin içinde diyelim (A) da (B)’nin içinde kabul edelim (B)de (C)’ye bağlayalım bu böyle devam edecek mi ? yada bir yerde durarak her şeyin bir seyin içinde olduğunu ve sonunun olduğu nokta, veya duracağı son nokta olacak mı ?<br />
Düşündüğümüz yöntem, mekanı mekan içinde aramak ve başka bir mekana bağlamak, acaba düşündüğümüz yanlış mı ? yada bildiğimiz fizik yasalarının uzayda işlememesidir ? yada bilinç ve irademizin gücünün kısıtlı olması veya bilinç ve irademizin yüksek,aksine evrenin sırlarını gizlemesi ve onları absorbe etmesiyle mi ilgilidir?<br />
Bu sıralar kendime sorduğum üçüncü soruda evet üçüncu soru, o iki soruyu kendime sorduktan sonra bu soru aklıma takılır ve kafamı kurcalar oldu. Evren sonsuzluğun hiçliğin içinde boşlukta asılı, evreni evren eden, maddeyi oluşturan atomların %99’nun boşluktan oluşması geriye kalan %1’nin yani çeğirdek ve elektronun Enerjiden oluşması, yani madde olması evrenin biraz daha düşünülür hale getiriyor. Evet bildiğimiz evrenin sadece %1’i %99’unu ayakta tutuyor. %1 enerji %99’luk evreni ayakta tutuyor daha doğrusu enerji, boşluğu madde kıvamına getiriyor; aslında insanlığın aradığı tüm soruların cevabı zeki atomlardadır, eğer onlara sormanın yolarını bulabilirsek çözüme yaklaşmış oluruz.<br />
Şimdi birdaha evreni düşünelim; %1 evreni yönetiyor, bize kendini %100 kabul ettiriyor, atomlara akıllı demeden insan kendini alamıyor. Evrenin yapısında çok büyük bir bilinç olmaması kaçınılmaz. Evren boşluğun içinde, boşluk evrenin içinde; her halde atomun içinde çeğirdek ve elektronların %1’lik işgal etikleri alan bence iyice incelenirse bu oran %0,05 lere veya daha altına düşebilir diye düşünüyorum. Acaba herşey dediğimiz şey, herşey değil de hiçbir şey mi ? aslında boşluğun herşey, madde ve evrenin hiç sey olduğu boşluk kadar olamadığı gerçeğini düşünmek gerekir.<br />
Evrenin sırlarını ele vermemesi, ona vucut veren  akıllı atomlardan kaynaklanmaktadır. İşte bu olaylarda bir bilinç vardır boşluk boşlukta vucut bulmuştur.<br />
Her şeye rağmen dünya evrenin medeniyet ışığı bizde onda hayat bulan varlıklar olarak , o ışıktan evrene anlam vermeye çalışıyoruz. Anlamlar yüklemeye çalışıyoruz. insanoğlu için bu çalışma ve bu anlam yüklemeleri devamlı sürecektir…..<br />
<strong>Kaynaklar </strong><br />
<strong>1.</strong>	Genel fizik yasaları<br />
<strong>2.</strong>	Tüm alan denklemi makalesi<br />
<strong><br />
Turan ZENGİN<br />
turanzengin33@hotmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/08/bosluk-icinde-bosluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzayın sınırı hesaplandı!</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/04/uzayin-siniri-hesaplandi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/04/uzayin-siniri-hesaplandi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 15:28:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1230</guid>
		<description><![CDATA[Kanadalı bilim adamları, uzayın sınırının deniz seviyesinin 118 kilometre yukarısında başladığını hesapladı. Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanada&#8217;nın Calgary Üniversitesi tarafından tasırımı yapılan ve Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA) tarafından iki yıl önce fırlatılan Supra-Thermal Ion Imager adı verilen cihaz, 200 km irtifadan topladığı verilerle uzayın sınırının hesaplanmasına yardımcı oldu.  Araştırmada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 class="news_pretext">Kanadalı bilim adamları, uzayın sınırının deniz seviyesinin 118 kilometre yukarısında başladığını hesapladı.</h3>
<div class="mceTemp"><span style="font-family: Arial;"><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"></a><span style="font-family: Arial;"><span style="font-family: Arial;"><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"></a></span></span><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-242" title="yildizlar" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg" alt="yildizlar" width="300" height="300" /></a>Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanada&#8217;nın Calgary Üniversitesi tarafından tasırımı yapılan ve Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA) tarafından iki yıl önce fırlatılan Supra-Thermal Ion Imager adı verilen cihaz, 200 km irtifadan topladığı verilerle uzayın sınırının hesaplanmasına yardımcı oldu.</span></div>
<p> <span style="font-family: Arial;">Araştırmada, uzayın sınırı atmosferin göreli yumuşak rüzgarları ve hızı saatte bin kilometreyi aşan uzaydaki parçacık yüklü daha şiddetli akıntıların izi takip edilerek hesaplandı.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Calgary Fizik ve Astronomi Bölümü Doçenti David Knudsen, uzayın sınırın hesaplanması için daha önce de ölçümler yapıldığını, ancak üst atmosferin rüzgarları da dahil olmak üzere, tüm bileşenleriyle ilk kez incelendiğini belirtti.</span></p>
<p><strong>AA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/04/uzayin-siniri-hesaplandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrenin ilk anı gözlemlenebilecek</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/02/evrenin-ilk-ani-gozlemlenebilecek/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/02/evrenin-ilk-ani-gozlemlenebilecek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 20:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[çekim dalgası]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık enerji]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık madde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1037</guid>
		<description><![CDATA[Gökbilimciler Big Bang’in oluşumuyla ilgili en temel kanıtın peşine düştüler. Eğer evrenin oluşumuyla meydana gelen çekim dalgaları saptanırsa evrenin ilk anı ve evrimi hakkındaki bulmaca da çözülecek. Gökbilimciler önümüzdeki on yıl içerisinde genişleyen evren teorisi için en somut kanıtlar bulmayı hedefliyor. Aranan kanıt 13.7 milyar yıl önce evrenin ve zamanın başlangıcından kalan mikroskobik yoğunluktaki dalgaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gökbilimciler Big Bang’in oluşumuyla ilgili en temel kanıtın peşine düştüler. Eğer evrenin oluşumuyla meydana gelen çekim dalgaları saptanırsa evrenin ilk anı ve evrimi hakkındaki bulmaca da çözülecek.</strong></p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/02/dalga.jpg" alt="" width="300" height="306" />Gökbilimciler önümüzdeki on yıl içerisinde genişleyen evren teorisi için en somut kanıtlar bulmayı hedefliyor. Aranan kanıt 13.7 milyar yıl önce evrenin ve zamanın başlangıcından kalan mikroskobik yoğunluktaki dalgaların ölçümlenebilmesi ile bulunacak. Bu aynı zamanda, evrenin oluştuğu ilk anın da anlaşılabilmesi ve gözlemlenebilmesini sağlayacak.</p>
<p><strong>ÇEKİM DALGALARI ARAŞTIRILIYOR</strong></p>
<p>Chicago Üniversitesi’nden John Carlstrom, dokuz farklı üniversiteden gelen bilim adamlarıyla birlikte, dünya üzerindeki en güçlü teleskoplardan biri olan Güney Kutbu Teleskopu (GKT) ile evrenin başlangıcına ve evrimine ait kanıt arıyor.</p>
<p>Takımın ajandasında, genişleyen evren teorisinin tabii tutulacağı en zor test var. Bunun için, Einstein’ın genel görelilik teorisinin öngördüğü üzere, evrenin genişlemesi sonucu oluşması gereken çok zayıf çekim dalgalarının bulunması gerekiyor.</p>
<p>Bu aynı zamanda genişleyen evren teorisinin çeşitli versiyonlarının da doğru olarak yeniden kurgulanmasını sağlayacak. Carlstrom bunu şöyle açıklıyor: “Eğer çekim dalgalarını bulabilirsek bu bize genişleyen evren hakkındaki her şeyi anlatacak. Şu anda bununla ilgili geçmişe oranla az olsa da farklı açıklamalar var. Ama bunların hiçbir bu kadar olağanüstü ve sıcak ‘Big Bang’in kuantum ölçeğindeki bir dalgalanama ile başladığını öngörmüyor.”</p>
<p>FARKLI EVRENLER</p>
<p>Carlstrom ve Fermi Ulusal Laboratuarları’ndan Profesör Scott Dodelsun geçtiğimiz günlerde katldıkları ‘Başlangıcından Sonuna Evren’ adlı konferansta çalışmaları hakkında bilgi verdiler. Konferansın dinleyicileri arasında paralel evrenler kuramını ortaya atan Alan Guth da vardı.</p>
<p>İKİ BÜYÜK DÜZENSİZLİK</p>
<p>Dodelson konferansta şunları söyledi: “Farklı evrenler olda bile, teorinin tanımı gereği bu evrenlerle kontak kurabilme olanağımız yok. Ancak genişleyen evren kuramını araştırmanın yolu var. Bu teoriye göre evrenin oluşumuyla iki çeşit düzensizlik meydana geldi. Bunlardan ilki atom altı parçacıkların yoğunluklarıyla meydana gelen ve evrenin her yerinde devam eden dalgalanmalar. Bu dalgalanmalar zaten bilim adamları tarafından gözlemlendi.”</p>
<p>Genellikle bunlar atomik ölçektedir ve bunun farkına varmayız. Ama genişleme bunları anlık olarak kozmik boyutlarda gerebilir. Teori bu haliyle çalışıyor. Bu dalgalanmaların nasıl olduğunu hesaplayabiliyoruz ve görünen o ki bunlar uzayda gördüğümüz galaksileri oluşturacak biçimde sonuçlanıyor.</p>
<p>İkinci düzensizlik tipi ise Einstein’nın belirttiği uzayın ve zamanın bükülmesi olarak da tanımladığına benzer olan çekim dalgalarıdır. Çekim dalgalarının, gökbilimcilerin elektromanyetik radyasyon frekanslarını ölçen uygun teleskoplarla gözlemleyebileceği kozmik düzeye ulaşma ihtimalleri var.</p>
<p>Eğer John Carlstrom’un üzerinde çalıştığı alet yeterince duyarlı olursa bu gerçekleşebilir.”</p>
<p>YENİ POLARİMETRE HAZIRLANIYOR</p>
<p>Carlstrom ve ekibi Güney Kutbu Teleskopu (GKT) ile gözlem yapmanın yanı sıra yani teleskopla birlikte çalışan, çekim dalgalarını ölçebilecek bir polarimetre üzerinde de çalışıyorlar.</p>
<p>GKT elektromanyetik spektrumda kızılötesi ile mikrodalga arasındaki dalga boylarını ölçebiliyor. Teleskop Big Bang’den sonra oluşan ayrıca kozmik mikrodalga radyasyon alanlarını tarıyor. Bilim adamları bunu şöyle açıklıyor. GKT’nin elde ettiği veriler kozmik senfoninin davul ve korna sesleri gibidir. Şimdiyse bilim adamlar kulaklarını senfoninin daha düşük seslerini yani çekim dalgalarını algılamak için dört açıyorlar.</p>
<p>KARANLIK ENERJİ DE ÇÖZÜLECEK</p>
<p>GKT ayrıca evrenin bir başka büyük sırrı olan karanlık enerjiyi çözmek için de kullanılıyor. Karanlık enerji evreni öteye itiyor ve çekim gücünü alt ediyor. Karanlık enerji görünmezdir ama gök bilimciler etkilerini son birkaç milyar yılda şekil alan galaksi demetlerinde görüyorlar.</p>
<p>Dodelson tüm bunlardan sonra soruların cevap bulacağından umutlu: “Şu anda büyük resmin parçalarına sahibiz ama hangi fizik yasalarının bunları oluşturduğunu henüz bilmiyoruz.sonraki amacımız bu fizik yasalarını bulmak olacak.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/02/evrenin-ilk-ani-gozlemlenebilecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanoğlu kainatın sırlarının peşine düştü</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/02/insanoglu-kainatin-sirlarinin-pesine-dustu/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/02/insanoglu-kainatin-sirlarinin-pesine-dustu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 18:48:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1024</guid>
		<description><![CDATA[Kainatın sırlarını anlamak amacıyla tasarlanan Herschel ve Planck adlı uydular, 16 Nisan&#8217;da Fransız Guyanasın&#8217;daki Kourou üssünden uzaya fırlatılacak. Avrupa Uzay Ajansının (ESA) açıklamasına göre, uzay teleskopu Herschel test edildiği Hollanda&#8217;nın Noordwijk kentindeki ESA teknik merkezinden yarın Fransa Guyanası&#8217;na taşınacak. Kızıl ötesi ışın kullanacak Herschel teleskopuyla şu ana dek kainatta gözlemlenemeyen en uzaktaki ve en soğuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kainatın sırlarını anlamak amacıyla tasarlanan Herschel ve Planck adlı uydular, 16 Nisan&#8217;da Fransız Guyanasın&#8217;daki Kourou üssünden uzaya fırlatılacak.</strong><br />
<img class="alignleft" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg" style="float: left;" alt="" width="300" height="300" />Avrupa Uzay Ajansının (ESA) açıklamasına göre, uzay teleskopu Herschel test edildiği Hollanda&#8217;nın Noordwijk kentindeki ESA teknik merkezinden yarın Fransa Guyanası&#8217;na taşınacak.</p>
<p>Kızıl ötesi ışın kullanacak Herschel teleskopuyla şu ana dek kainatta gözlemlenemeyen en uzaktaki ve en soğuk nesneler hakkında bilgi elde edilmeye çalışılacak. Yıldız ile galaksilerin oluşumu incelenecek.</p>
<p>3,3 ton ağırlığındaki Herschel&#8217;in 4,5 metre çapında bir aynası bulunuyor. Bu boyutta bir aynanın daha önce uzaya konuşlandırılmadığı belirtildi.</p>
<p>1,7 ton ağırlığındaki Planck uydusu ise kainatın değişik bölgelerindeki ısı farklılıklarını ölçerek, 13 milyar yıl önce Büyük Patlama&#8217;da (Big Bang) ortaya çıkan fosil ışımayı inceleyecek.</p>
<p>Ariane roketiyle fırlatılacak Planck ve Herschel uyduları, Fransız-İtalyan şirketi Alcatel Alenia Space tarafından üretildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/02/insanoglu-kainatin-sirlarinin-pesine-dustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrenin en donuk yıldızı keşfedildi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2008/12/evrenin-en-donuk-yildizi-kesfedildi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2008/12/evrenin-en-donuk-yildizi-kesfedildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 20:50:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalı astronomlar, evrenin yıldız benzeri bilinen en donuk cisimlerini keşfettiler. Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu&#8217;ndan (NASA) yapılan açıklamada, Spitzer Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemde keşfedilen ikiz &#8220;kahverengi cüce&#8221; veya &#8220;ölü yıldız&#8221; adı verilen gök cisimlerinin her birinin, Güneş&#8217;in sadece milyonda biri kadar ışık verdiği belirtildi. Cismin önce zayıf ışığından ötürü tek bir kahverengi cüce olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 class="news_pretext">Amerikalı astronomlar, evrenin yıldız benzeri bilinen en donuk cisimlerini keşfettiler.</h3>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg"><img class="size-medium wp-image-242 alignleft" title="yildizlar" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/yildizlar.jpg" style="float: left;" alt="yıldız" width="300" height="300" /></a></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu&#8217;ndan (NASA) yapılan açıklamada, Spitzer Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemde </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">keşfedilen ikiz &#8220;kahverengi cüce&#8221; veya &#8220;ölü yıldız&#8221; adı verilen gök cisimlerinin her birinin, Güneş&#8217;in sadece milyonda biri kadar ışık verdiği belirtildi.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Cismin önce zayıf ışığından ötürü tek bir kahverengi cüce olduğunu düşünen astronomlar, daha sonra Spitzer Uzay Teleskobu ile kızıl ötesi konumunda yaptıkları gözlemde, bu aşırı donuk ışığı ve düşük sıcaklığı ölçebilme imkanı elde ettiler. Veriler bunun bir ikiz kahverengi cüce olduğunu ortaya koyuyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Massachusetts Institute of Technology&#8217;den (MIT) gök bilimci Adam Burgasser, bu iki gök cisminin evrende Güneş&#8217;in yaydığı ışınların milyonda biri kadar ışık verdiği tespit edilen ilk cisimler olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Kahverengi cüceler, ilk kez 1995 yılında keşfedilen, ne yıldız ne de gezegen kategorisine konabilen gök cisimleridir. Ancak son yıllarda bazı gök bilimciler kütlelerinin büyüklüğüne ve buna bağlı olarak sıcaklıklarına ve buna da bağlı olarak renklerine göre bunları sınıflandırmayı tercih ediyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Kahverengi cüceler yıldızlar arası gaz bulutlarının çökmesiyle oluşurlar, fakat gök cismini yıldız yapacak nükleer tepkimelerin başlayamayacağı kadar hafiftirler. &#8220;80 Jüpiter kütlelik&#8221; sınıra ulaşamadıkları için yeteri kadar ısınamayıp sönerler.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Spitzer Uzay teleskobu ile yapılan gözlem, Astrophysical Journal Letters dergisinde de yayımlandı.</span></p>
<p><strong>AA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2008/12/evrenin-en-donuk-yildizi-kesfedildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
