<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Portalı &#187; Yazarlarımız</title>
	<atom:link href="http://www.fizikportali.com/category/yazarlarimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikportali.com</link>
	<description>Fizik Eğitim ve Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 21:58:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>SONSUZLUĞUN  İMPARATORLUĞU</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2012/01/sonsuzlugun-imparatorlugu/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2012/01/sonsuzlugun-imparatorlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 18:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2230</guid>
		<description><![CDATA[Metafizik evrende enerji ve dolayısı ile madde var olamadan önceki dönemi merak ediyorum? Ne bir enerji türü nede bir galaktik yapı olmadan önceki dönemi. Hiçbir şey yokken ne bir kütle nede bir atom nede maddeyle konumlandırdığımız zaman. Muhteşem bir sessizlik ve bekleyen daha doğrusu start alacak bir kaderin yeri bomboş bir şekilde sonsuzluğun bir yerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Metafizik evrende enerji ve dolayısı ile madde var olamadan önceki dönemi merak ediyorum? Ne bir enerji türü nede bir galaktik yapı olmadan önceki dönemi. Hiçbir şey yokken ne bir kütle nede bir atom nede maddeyle konumlandırdığımız zaman. Muhteşem bir sessizlik ve bekleyen daha doğrusu start alacak bir kaderin yeri bomboş bir şekilde sonsuzluğun bir yerinde duruyordu.<br />
<a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2012/01/Hubble_Space_Telescope1.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2012/01/Hubble_Space_Telescope1-300x169.jpg" alt="" title="Planetary Nebula NGC 2818, Hubble Space Telescope" width="300" height="169" class="alignleft size-medium wp-image-2232" /></a>Bundan sonrası muammaların kaynağına gitmek gibi bir şey tüm bildiklerimizin iflas ettiği bir nokta ne oldu bir anda neden oldu amaç neydi soruları bu sınırı geçemez  gibi  gizli bir sınırın varlığını his ettirdiği yer burası, kozmik kökenlerimizin geldiği yer,   ilk hareket noktası burası, evren ağcı tohumunun ilk atıldığı yer burası milyar ışık yıllardır çıktığımız yolun başlangıç noktası. İlklerin yaşandığı yer, ilk zamanın başlaması, ilk maddesel unsurların var olması gibi.</p>
<p>Muhteşem bir sessizliğin imparatorluğu gibi bekleyen sonsuzluk bize yansıyan tarafıyla sadece sessizlik, yalnız her an göremediğimiz anlayamadığımız yapısıyla evrenler var edecek gücün ve gizemin var olduğu sonsuz bir boşluk. Tesadüf olarak kabul edilen durumların aslında çok zaman önceleri enerjiye şifrelendiği, enerjinin sınandığı yer ve yapıdır sonsuzluk.<br />
Maddenin doğru koşullarla ve yeteri kadar zamana sahip olması hayatın tesadüfü sayılmakta halbuki hayat için sonsuz sayıda denge bir araya gelmiştir; güneşin uzaklığından tutunda, dünyanın büyüklüğüne kadar, dünyanın dengeli dönüş hızı sayesinde gece ile gündüz arasındaki sıcaklık ve soğukluk farklarının minimize olması ile hayatı özel dengeler idame etmektedir…</p>
<p>Dünya bulunduğu yerde olmasaydı acaba ne olurdu güneşe daha yakın yada daha uzak bir yörüngede olsaydı ne olurdu. İnsan yaşamını destekleyen koşullar nelerdir? Dünyanın güneş çevresindeki yörüngesinde yaşamsal kuşakta bulunması çok özel dengelerin sonucu olabilir mi?. Gaz ve tozun mikroskobik kümeler oluşması ile başlayan sürecin sonunda gezegenimiz en doğru ortamda ve yörüngede meydana gelmesi sadece tesadüfler sonucunda mı oluşmuştur?</p>
<p>Çok hassas dengeler biraya geldikten sonra dünyadaki yaşamın başlaması çok özel ve hassas dengelerin meyvesidir.  Negatif düşünüldüğünde uzatmadan ve kendini yormadan iki kelimeyle bu durumu tesadüflere bağlama olasılığımız yüksek olur; yalnız tüm durumu değerlendirip gerçekten bunu kabullenerek ve sade bir akılla kabul ettiğimizde hem yüksek bir irade hem yüksek bir bilinçle devamlı yüz yüze gelmeniz kaçınılmaz olur.  Konular  pozitif ve olumlu ele alınmalıdır, en azından konunun önem ve değeri göz önüne alınıp detaylı düşünülmelidir.</p>
<p>Karşımızda duran muhteşem esere hak ettiği değer verilmelidir. Dünyadaki dengeler gerçekten yaşama armağan edilmiş çok özel dengelerdir. Bunlar göz önünde olup algılayabildiğimiz dengeler, bizim bildiklerimiz kadar bilmediğimiz daha keşif etmediğimiz özel dengelerin mevcudiyetinden eminim.</p>
<p>Evrenin var olmasından dünyanın oluşumuna ve yaşamın başlama sürecinden günümüze kadar var olmuş sonsuz sayıdaki özel ve hayret veren hassas dengelenin dünya denen yerde bir araya gelmesi tesadüflerle bağdaştırmak gerçekten haksızlıktır. Bunu kabul etmeliyiz hem de çok rahat bir şekilde çünkü dünyadaki yaşamın sebebi ve kaynağı olan özel dengelerin bu kadar düzen içinde olması onu mükemmel kılmıştır. Evet aklımız alamayacağı ölçülerde karmaşık ve anlaşılmaz olması özel dengeleri sıradan yapmaz aksine eğer tamamen açıklayamıyorsak bu sanat eserine hak ettiği saygıyı duymalıyız ve işin kolayını seçmemeliyiz.<br />
Başlangıcın ötesinde yapılan hesaplar geçmişimizin, bugün ve yarınlarımızın hesabıydı tüm hassas dengelerin sınandığı nokta ya da yer olan sonsuzluk tüm varlığımızın gerçek anavatanıdır. Acaba bilinç, irade ve bildiğimiz her şeyin anavatanı olan sonsuzluğun amacı çalışma prensipleriyle açıklanabilir mi? sonsuzluğun başlı başına bir yapı olma özelliği sergilemektedir; metafizik mekanizma evrenimiz için çok dengeli ve tutarlı çalışmaktadır. tüm dengeler kontrol altında olması, kesintisiz ve kararlı bir ilke ile çalıştığının ispatıdır…</p>
<p><strong>Turan Zengin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2012/01/sonsuzlugun-imparatorlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞAL BOYUTLAR</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/06/dogal-boyutlar/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/06/dogal-boyutlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 16:48:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[boyut]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2163</guid>
		<description><![CDATA[Doğal boyutları sıralarken matematikten yardım alabiliriz, doğal sayıları kullanarak onları sıralayabiliriz. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve rakamların gidebildiği yere yani sonsuz sayıda boyuttan söz edebiliriz. Bu durumda evrenin durmadan kendini yapılandırdığı sonucuyla da karşı karşıya kalabiliriz. Evrenimiz bildiğimiz çaptan milyonlarca ve hatta milyarlarca kat daha büyük bir olma olasılığı belirebilir. Kozmik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğal boyutları sıralarken matematikten yardım alabiliriz, doğal sayıları kullanarak onları sıralayabiliriz. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve rakamların gidebildiği yere yani sonsuz sayıda boyuttan söz edebiliriz. Bu durumda evrenin durmadan kendini yapılandırdığı sonucuyla da karşı karşıya kalabiliriz.  Evrenimiz bildiğimiz çaptan milyonlarca ve hatta milyarlarca kat daha büyük bir olma olasılığı belirebilir.  </p>
<p>Kozmik ışımanın galaktik yoğunluktan kaynaklanabilme olasılığından tutunda, evrenin genişlemesine kadar bilinen olayların sorgulanmasıyla karşı karşıya kalabiliriz. Evrenin genişlemesi gibi daralabileceği bir galaktik bir mekanizma içinde olma olasılığı da belirebilir. Nedir bu doğal boyutlar diye merak ettiğinizin farkındayım. </p>
<p>Tüm hareketliğin ve tüm boyutların içinde bulunduğu metafizik evreni yani sonsuzluğu sadece ve sadece mekan olarak düşündüğümüzde yani sonsuzluktan meydana gelmeyen yalnız sonsuzluğun içindeki enerji ve maddesel yapılar olarak kabul ettiğimiz zaman karşımıza boyutlarından meydana gelmiş bir yapı çıkmakta ve sonra boyutların meydana getirdiği devasa bir yapı belirmekte. Bu devasa yapının büyük olması ve kendini inşa etmesi durumu, bu maddesel yapının işgal ettiği metafizik alanda yani sonsuzlukta, bir anlamı ve kapladığı yerin bir önemi olmayabilir; çünkü sonsuzluk başı ve sonu olmayan, hiçbir yönün olmadığı mekan içinde mekan aramanın son bulduğu yer olarak ifade edebiliriz.</p>
<p>Sonsuzluk Bildiğimiz kurallarla açıklayamadığımız bir durumdur. Asla anlamamızın mümkün olmadığı bir yapı, her şeyin bizim tarafımızdan algılanma düşüncesi de yanlış bir düşünce olabilir, bildiğimiz evrende algılayamadığımız ilk yapı sonsuzlukla başlayabilir mi? </p>
<p>Sonsuzluğun içindeki maddesel evren kendini sorgulamaya çok uzun zamanlar önce başladı. Kendi parçaları olan insanoğlunun vasıtasıyla geçmişini ve geleceğini sorguladı, teknolojide ilerleyen insanoğlu evrenin doğasını çözmeye çalışırken diğer taraftan da kendini sorguladı. Evreni araştırmak kendi parçalarımızı merak etmek gibi ise evrenin parçaları olan bizler evrenle aynı anlama geliyor olabilir miyiz? Sonsuzluğun anlaşılamaz olması,   bu yapının anlaşılmazlık yapısıyla kendini donatılmış olması yüksek bir ihtimaldir. Yalnız maddesel evren algı sınırlarımız içinde bir durumdur. Maddesel evrenin Anlaşılır olması ileriki tarihlerde her türlü gelişmeye açık olması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Maddesel boyutlardan açıklamaya çalışacağım yalnız sonsuzluğu mekan olarak kabul ederek, sığındığımız madde kapasitesinin işgal ettiği alan kabul ederek maddesel boyutları anlatmaya çalışacağım.</p>
<p><strong>4. BOYUT</strong></p>
<p>Söz konusu olan 4. boyut zaman denilen olgu olabilir mi? eğer zaman 4.üncü boyut ise bu boyut nedir? Bu boyut algıladığımız bir boyut mu? Algılayabiliyorsak bu boyut nerededir? Algı sınırlarımız dışında ise farazi olarak nerede olabilir? Bu boyutta hayat olabilir mi? Bu boyutta neler yaşanmakta? Bu boyutta fizik kuralları farklı işliyor olabilir mi? Algı sınırlarımız dışında ise bizim bu boyutla ne ilgimiz olabilir? Gibi sorulara cevaplar arayacağız.</p>
<p>Zamandan söz ederken sadece bir anının varlığından söz ettik, evrenin her yerinde işleyen saatin sabit olduğunu burada ayrı bir zaman, başka yerde ayrı bir zamanın söz konusu olmadığını zaman olarak bilinen her şeyin aslında madde ve onun etkileriyle ilgili olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Eğer zaman bir boyut değilse 4. boyut ne olabilir?  </p>
<p>Teorisyenlerin söylemiyle yüksek enerjiden yararlanarak açılacak bir kurt deliğinden gidebileceğimiz başka bir boyut olabilir mi? Burada boyutların olup olmadığı sorgulanabilir, müdahale ederek değişme uğratabildiğimiz matematik destekli teorilerin söz ettiği boyutlar mı? Yoksa evrenin doğal yapısı gereği meydana gelen doğal boyutlar mı? Boyutlar anlatılırken bizim gibi hayatların boyutlarda olabileceği söylemi ne kadar doğrudur? Devamlı değindiğim doğal boyutlar nadir? Bunları sırasıyla anlatacağım.</p>
<p>İlk önce evrendeki doğal boyutlara değinmek istiyorum. Doğal boyut 1 boyutların bir araya gelerek oluşturdukları 2 boyut ve bu boyutların toplamı olan 3 boyutun meydana getirdiği bizim boyutumuz, bu toplamlar devam ederse 4 ve sırasıyla 5 ve bunun üstü boyutların evreni inşa olurken izlediği yol sonucu oluşmuş gerçek boyutlardır.</p>
<p>Evren kendini inşa ederken oluşmuş boyutlardan sadece biri olan 3 boyutta bulunmaktayız. 1 ve 2. inci alt boyutları kavramamızın nedeni ise bizim algı sınırlarımız içinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. 1.inci ve 2.inci boyutu kavrayabiliyoruz, bu boyutlar 3.üncü boyutu meydana getirdi. Öyleyse 3.üncü boyutun toplamı nedir? 3 boyutun toplamı sonucunda dördüncü, dördüncü boyutun toplamında beşinci, beşinci boyutun toplamında altıncı ve sürekli boyutlar toplanarak başka bir boyutları meydana getiriyor olabilir. Eğer boyutlar toplanarak başka boyutları meydana getiriyorsa, meydana gelen boyutlar nereye kadar devam edebilir hiç düşündünüz mü? </p>
<p>Atomlardaki kesintisiz kararlılığa bakarsak durmadan sürekli büyüyen genişleyen bir evrendeyiz belki bunları algılamıyor olabiliriz ama tüm emareler evrenin sonsuzluk içinde yapılandığını göstermekte. Bu emareler arasında atomun bilinçli bir yapıya sahip olması ve kesintisiz bir kararlılıkla durmadan evrenin devinim halinde olması bulunmaktadır.</p>
<p>3 üncü boyutun toplamda 4.üncü boyutu meydana getirdiği açıktır, bu boyutlar doğal boyutlardır. Biz dördüncü boyutun oluşturanı olduğumuz halde neden dördüncü boyutu göremiyoruz? Dördüncü boyut evrenimizin neresinde olabilir? Yada evrenimiz dördüncü boyutun neresinde olabilir? </p>
<p>Dördüncü boyutu algılayamamamızın başlıca nedeni dünyamızın, galaksimizin hatta evrenimizin dördüncü boyutta bir ayrıntının sadece bir parçası olmasından kaynaklanıyor olabilir mi? Bildiğimiz evrenimiz süper devasa yapılar içinde küçük ayrıntıda gizli olması dördüncü boyutu algılamamız önündeki en büyük engel olabilir.<br />
Bu düşünceme göre algılayamadığımız evren bildiğimiz evrenden milyarlarca defa daha büyük ve o kadarda yaşlı olabilir. </p>
<p>Acaba bir gün Dördüncü boyut görebilecek miyiz? Veya dördüncü boyutta yapılar nelerdir ve nasıldır? Dördüncü boyutu görme ihtimalimiz şöyle olabilir; kalbimizdeki bir su molekülünde bulunan bir hidrojen atomunun önce su molekülünden kopması ardından önce kalbin dışına sonrada vücudumuzun dışına çıkarak tüm vücudu resmedip kavramasıyla eş değerdir.<br />
Yani İmkansıza yakın bir olaydır. Yalnız ileri teknolojiler bildiğimiz evrenin çapından büyük binlerce parçayı haritalayarak ve bunları bir araya getirerek resmi biraz görme ihtimalleri olabilir. </p>
<p>Gerçek evren bilinenden milyarlarca kat daha büyük ve karmaşık olabilir, dünyamız, galaksimiz ve evrenimiz bu süper devasa yapıda nasıl bir parçanın ayrıntısı olabilir sorusu insanın kafasına takılabilir. Dördüncü boyutun bir parçasıyız ama onu algılayamıyoruz, bunun sebebi aşırı büyük bir mekanizmada olmamız olabilir mi? </p>
<p>Bu durumu anladığımızda karadelikler ve evrenin genişlemesi gibi bilinen kozmik olaylara bakış açımız değişebilir mi? bilinen kozmik olaylar dördüncü boyutta sıradan olaylar olabilir mi? üst boyutta nasıl bir düzen olabilir, oralarda değişik formatlarda hayatlar da olabilir mi?<br />
Evrenimiz dördüncü boyutta bir yapının parçası olabileceği gibi dördüncü boyuta özgü bir yaşam formatında devasa bir canlının bir ayrıntısında varlığını devam ettiriyor olabilir. Dördüncü boyutun bir parçası olduğumuz için bu yapıdaki yerimizle ilgili milyonlarca olasılık olabilir. </p>
<p>Nasıl ki bir taş parçası bileşik atomlardan meydana gelmişse evrende çeşitli çapta gezegen, sistem ve galaksilerin toplamı olan kozmik çeşitlilikten meydana gelmiştir. Üst boyuttaki evrende bizim fizik kanunlarımız geçersiz bile olabilir evren saati ve zaman gibi algıların dışında kalan her şey farklı olabilir. Değişik fizik kuralları ile işleyen devasa yapılar ve değişik formata sahip hayat çeşitliği bu boyutta mevcut olabilir. </p>
<p>Kendi boyutumuzda derinliği olmayan iki boyutlu bir objeyi algılayabiliriz, mesela bir fotoğrafı ele alırsak boy ve en vardır olmayan derinlik onu 2 boyutlu kılar. Tüm boyutların temeli olan 1.inci boyutu meydana getiren parçalar, atomu var eden alt birimler olabilir mi? laboratuar ortamında üç boyutlu gözlenebilen atomlar ve bazı alt parçacıklarını meydana getiren oluşturanlara doğal boyutta 1 boyut diyebiliriz miyiz?</p>
<p>Atomların mikroskop altında 3 boyutlu olarak gözlenmesi bunların üç boyutlu olduğu anlamına gelmez doğal bir ortamda atomun bizim için sonsuzluktaki noktalar gibi olması sebebiyle atomların sadece 1 boyutlu noktalar olduğunu düşünüyorum. Moleküllerin ise ancak iki boyutlu algılanabileceğini ve bu moleküllerin bir araya gelerek oluşturdukları maddenin de 3 boyutlu olduğu düşünüyorum. Bu durum bizim algıladığımız doğal boyutlardır.</p>
<p>Eğer yaşadığımız doğal ortam üç boyuttan meydana gelmiş ise bunun en önemli nedeni evrende 1.inci boyutun yapılandırdığı 2.inci boyutların yoğunluğuyla anlatabiliriz yalnız bu anlatılarımız boyutsal bir anlatıdır.</p>
<p>Tüm galaktik yoğunluğumuz algılayamadığımız bir yapının içinde, yani 4.üncü boyutta o boyuta özgü bir gezegenin oluşturanları arasında ve ayrıntılarında kalmış bir parçasının oluşturanı da olabilir. Ve bu boyuttaki bir çeşit yaşam formatının içinde kalmış bir oluşturan ve parça olma ihtimalide göz ardı edilmemelidir.<br />
Diğer boyutlarda şekilsel anlamda daha görmediğimiz yapıların varlığı söz konusu olabileceği gibi yön olayının da farklı olabileceği ihtimali vardır. 3 boyutta bulunan doğal dört yön olduğunu biliyoruz, 4.üncü boyutta ise o boyuta özgü doğal yönlerin daha fazla olabilme ihtimali vardır.</p>
<p>Diğer boyutta farklı yaşam formatları olabileceğinden devamlı söz ettik, bu yaşam formatlarında nasıl bir yaşam sürmektedir ve şekilsel olarak nasıl olabilirler, bizim ölçü birimlerimizle ne kadar ömürleri vardır gibi sorular insanın aklına gelmektedir. Daha doğrusu var olduğunu bildiğimiz ama algılayamadığımız bir yapı hakkında insanın aklına takılan çok soru var.</p>
<p>Doğal boyutları anlatmaya çalışırken atomları 1.ci boyut, molekülleri 2.ci boyut, madde 3.cü boyut olarak anlatmıştım. Bu durumu böyle kabul etmeyebiliriz veya bu dediklerimde yanlış olabilir. Evreni oluşturan her şeyin 3 boyutlu olduğunu da kabul edebilirsiniz.  Yalnız bunu unutmayalım ki bir boyutun eksikliği önce bizi bir tabaka gibi olan 2 boyuta indirgerdi, en veya boyun eksilmesi durumunda ise evren sadece 1 noktaya dönüşürdü. Boyutların toplamı bir başka boyutu meydana getirmekte evrenimizde doğal ortamda bulunmayan iki boyut 3 boyutun oluşturanlardır. Evrenimizi de 3.üncü boyutu kavrayabildiğimiz ortamları görebiliriz, 4 boyutun olmayacağını da dile getirebiliriz. Yalnız atomdaki bilinç ve evrenimizin düzenli bir şekilde devinim halinde olması yanında, toplamların başka yapılar oluşturması kaçınılmaz bir gerçektir. 3 boyuttan sonrada yüksek ihtimalle olabilecek boyut 4 üncü boyuttur.</p>
<p>Büyük patlamadan sonrasını düşünün atomlar üst üste değil de bir tabaka gibi uzay boşluğunda bir araya gelselerdi bugün var olan evrenden söz etme ihtimalimiz bile olamazdı. Evrende maddenin oluşumunda yani üç boyutun var olmasındaki iskelet yapıyı oluşturan boyutlar çok önemlidir. </p>
<p>Evren sebep sonuç ilişkisi ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıdır. Ve bu yapının kendini durmadan inşa etmesi sonucu sonsuzlukta büyüyen bir yapıdan söz edebiliriz.  Durmadan devam eden boyutların toplandığı ve yeni yapılar meydana getirdiği bir evrenden söz ediyorum. 3 toplamında 4, 4 ün toplamında 5 ve bu sayı giderek artıyor ama durmadan yeni boyutlar meydana geliyor. Bu boyutların sonu var mıdır sorusu sorulabilir. Durmadan kendini inşa eden bir evren, boyutların başka boyutlar meydana getirmesi, evrenin genişlemesi olarak algılanmamalı keza 3 boyutun genişlemesi 4 boyutta çok küçük çaptaki bir fiziki olayı gibi algılanabilir. </p>
<p>3 Boyutlu evrenimiz sonsuzlukta bulunan 4.üncü boyutta kendi ölçü birimlerimizle anlatamayacağımız süper devasa bir kütlenin içinde olabilme ihtimalide yüksektir. Dünyada bulunan küçük bir kaya parçası ile evrende bulunan süper bir kütlede temel sayılabilecek, varlık nedenleri aynıdır. </p>
<p>Elektromanyetik çekim kuvvetiyle birbirlerine bağlı atomlar gibi kütle çekim kuvvetiyle birbirine bağlı bir evren, küçüklük ve büyüklük farkları dışında hemen, hemen birbiri gibi ana prensiplerle hareket halinde olan, bildiğimiz ölçülerle anlatılamayacak kadar büyük bir evren. Belki dördüncü boyuttaki bağlayıcı kuvvet farklı olabilir ama sonuçta bu boyutu bir arada olması bilinen prensipleriyle çelişmemektedir.  Elektromanyetik alan kuvveti ve kütle çekim gücünden farklı bir enerji veya güçle dördüncü boyuttaki yapılar birbirine bağlı olabilir.</p>
<p>Bizim ölçülerimizle anlatılmayacak maddesel süper devasa bir boyut 4.üncü boyut; bu boyutu toplanarak meydana getirmiş 3 boyutlu evreni düşünün, devasa dördüncü boyutu meydana getirmiş tüm parçaları bir hayal edin karşımıza bizim 3 boyutlu evrenimizin bilindiğinden milyarlarca kat büyük olduğu sonucu çıkmakta. </p>
<p>Tüm doğal boyutları temeli sayılan 3 boyutun çok büyük bir çapta olduğu ve sonsuzlukta belki bizim için sonsuz gibi bir yapı modeli oluşturuyor olabilir.   Yüz kattan oluşan bir binanın 3 katını düşünün. Bizim 3 boyutlu evrenimiz olan kat ve alt katlardaki komşularımız olan 1 ve 2 katlarda bulunan 1,inci ve 2,inci boyut oturmakta biz onları biliyoruz. Bir üst katımızda dördüncü boyut var o boyut bizi bilmekte yalnız biz o boyutun sadece varlığının farkındayız ve üstündeki katlarda kaç boyutun ikamet ettiğini bilmiyoruz </p>
<p>Söz etiğim bina boyutların ikamet ettiği evren binası sonsuzluk dolaylarında nasıl yapıldığı ve projesi nasıl olduğu bilinmeyen,  sonsuzluk sıradan ama bizim için inanılmayacak büyüklükte olan bir yapı. Girişi karanlık ve belirsiz bir bina sadece katların aydınlatması olan inanılmaz bir bina  her kat çok karmaşık, ilginç ve bir o kadarda organize.</p>
<p>Üstümüzde olan tüm katları merak ediyoruz yalnız bir sorun var girişte bulunan 1 ve 2.inci katları iyi biliyoruz. Bu katlarda bulunan tüm odaları ve alanları iyi bilmemize rağmen kendi katımız olan 3 katı iyi bilmiyoruz hatta tek odasını bile tam olarak keşif edemediğimiz kendi katımız durmuşken üst katları merak etmemiz biraz düşündürücüdür. Demek ki ilkönce 3 boyutlu olan katımızı keşif etmemiz gerekiyor, belki kendi katımızı yani içinde bulunduğumuz doğal boyutu anlarsak belki o zaman üst katlarda neler olup bittiğini anlayabiliriz. </p>
<p>İlk boyutların nasıl oluştuğundan başlayarak evrenin geçmişine gidelim, evrenin geçmişine giderken duracağımız bir sınır olan enerjinin sonsuzluğa akmasıyla başlayan sürece ve ondan sonrasını konuşalım, sadece ondan sonrası dememin sebebi ise öncenin bir muamma olduğunu ve bu muammanın evrenin bir sırrı olarak devamlı var olacağı gerçeğidir. </p>
<p>Sonsuzluktan akan enerji ile oluşan ilk reaksiyonlar ve sonrası meydana gelen devasa kozmik patlamaların sonucunda madde ve enerjinin sonsuzlukta çok geniş çapta bir alana yayılmış. Enerji atom çeşitliliğini 1 boyut, sonrada kütle çekimi kuvvetinin etkisiyle 2 boyut ve 3 boyut meydana geldi. Atomlar oluşumundaki evrene tek boyut, atomların kütle çekim gücüyle elementlerin oluştuğu döneme 2 boyut, 2 boyutların bir araya gelmesiyle 3 boyut meydana geldi. 3 boyut olan evrenimizin dağınık olması başka üst boyutların olduğunun kanıtıdır. </p>
<p>Eğer evren genişlemeseydi ne olurdu? üç boyutlu madde dağınık halde bulunmayıp hepsi bir arada olsa idi ne olurdu? Kütle çekimin gücüyle evrendeki maddesel yapının tümü bir araya toplansaydı ne olurdu? O zaman evren dediğimiz yapı süper devasa bir küreden oluşurdu ki şimdi ondan söz edemiyor olabilirdik. Demek ki evrenin genişlemesi sonucu parçalara ayrılan 3 boyut başka boyutları meydana getirdi. Şimdi ki genişleme üst boyutlardan sıradan bir olay olarak algılanabilir yalnız unutulmamalıdır ki evrendeki boyut oluşumunu sağlayan temelde genişleme şarttır.<br />
Yapılan çalışmalarda evrenin önceki zamana göre giderek hızlı bir şekilde genişlediği gözlenmiş. Genişlemenin nedenini de karanlık enerjinin karşı çekim gücüyle meydana geldiğinden söz edilmekte öyleyse bu karanlık enerji ne olabilir? </p>
<p>Acaba uzay boşluğu dediğimiz alanda fotonların ilerlemesini sağlayan satıh karanlık enerji olabilir mi? uzay boşluğu dediğimiz yerde ışığın hareket imkanı olması, uzayın boş olmadığı anlamına gelebilir mi? eğer gezegenlerin dışı boş değilse gerçek boşluk nerede diyebilirsiniz. Düşünceme göre evren tek bir zarın içindedir, zarın içinde hiçbir şey boş değildir yalnız zarın dışı gerçek manada boştur. Madde ve enerjinin sıfır olduğu yerdir; boşluk sadece ve sadece evrenin içinde bulunan zar mekanıdır; sonsuzluğun bir sınırı yoktur. Öyleyse evren zarının içinde bulanan boşluk olarak tabir ettiğimiz alanın içeriği nedir? Geçmiş bir yazım olan pasif aktif enerji ve evren yazımda evren zarı içinde bulunan maddesel yapıların aktif, maddesel yapının dışında bulunan boşluk dediğimiz yapının ise pasif enerjiden oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. </p>
<p>Karanlık enerji dediğimiz enerji zarın içinde bulunan evrendeki boşluk olarak algıladığımız alanlarda olabilir mi?  bu alanlara istiflenmiş bir çeşit enerji olabilir mi? eğer bir enerji çeşidiyse kaynağı nedir? bu değişik enerji Yoğunluğunun evrene etkileri var mı gibi sorulara beraber cevaplar arayacağız.</p>
<p>Öncelikle uzayda bulunan yıldız yoğunluğunu ele alalım, şimdi diyeceksiniz ki yıldız yoğunluğunun bu anlatılanla ne ilgisi olabilir? Yıldızlar evrenin ışıyan ışık küreleridir, ışıma ile birlikte evrene devamlı durmadan foton yayımı yaparlar, bu ısı ve ışık yayımıyla birlikte evrene radyasyon içeren alfa ve beta parçacıkları da yayılır. Bu foton yayımı öyle yoğundur ki sadece Samanyolu galaksisinde 300 milyar yıldız olduğunu bilinmekte, tüm evrendeki yıldız sayısı düşünüldüğünde ise ortaya yıldızların evrene yaydığı, ölçemeyeceğimiz ölçülerde bir enerji çıkmakta, peki bu enerjinin evrendeki görevi nedir?</p>
<p>Yıldızlardan yayılan yoğun ışıma ve radyasyon bir yerde büyük patlamanın etkilerinden sayılan yoğun radyasyonun asıl kaynağıdır, diğer yönden bu yoğunluk karadeliklerin yuttuğu aktif enerjinin kaynağıdır. </p>
<p>Karadelikler yıldızlardan evrene yayılan aktif enerjiyi sindirirler ve bu aktif enerji karadeliklerde sonsuz parçalanma göstererek değişik formatta başka bir enerji halini alır bu enerjide boşluk dediğimiz alanda bulunan pasif enerjidir. Pasif enerji Yıldızlarda füzyon yanmanın gerçekleşmesini sağlayan bir enerji türüdür. Evrende iki çeşit enerji türü vardır. Madde ve enerji formatındaki aktif enerji ve bu enerjilerle beslenen karadeliklerin yutması sonucu oluşan pasif enerji. Bu iki enerji bir döngü içerisindedir. Kozmik santraller diyebileceğimiz pasif enerjiyi yakıp aktife çeviren yıldızlar, aktif enerji yutarak pasif enerji meydana getiren karadelikler evrende kozmik santral durumundadır. </p>
<p>Bir döngüden söz edebiliriz, bu döngünün sonucunda evrendeki genişlemeyi bile etkileyen pasif enerjinin varlığı kaçınılmaz bir sonuçtur. Evrenin genişleme hızının zamanla daha artması, evrenin başlangıcında evren zarının içinde bu enerjinin azlığı anlatılabilir. Sonsuzluktan evren zarının içine akan saf enerji kendini atomik yapıların içinde istifleyerek aktif enerji durumunu almış ve sonucunda maddesel bir durum almıştır.  </p>
<p>Saf enerjiyi sonsuzluktan evren zarına taşıyan yapılar, enerjinin boyut değiştirmesiyle gerilerinde pasif enerjinin görevini görecek bir enerji türü bıraktılar, tabi ki zayıf bir enerjiydi ilk oluşan yıldızlar yüksek bir füzyon yanması gerçekleştiremediler. İlk dönemler zayıf bir pasif enerji görevini gören saf enerjinin geride bıraktığı bu kalıntılar, yıldızların yavaş bir şekilde yanmasını sağladı ilk dönemlerde daha karadelikler meydanda yoktu. </p>
<p>Olmamasının sebebi yutulacak yoğun bir enerji türü foton ışımanın etkilerinin olması ile ilgilidir. Yavaş yanmayla evren zarı içinde birikmeye başlayan foton ışımanın etkileri proton, alfa ve beta parçacıklar sonucunda pasif enerji birikmeye başladı, saf enerjinin atomları meydana getirirken geride bıraktığı pasif enerji benzeri olan, ilk yıldızların yavaş bir füzyonla çalışmasını sağlayan enerji yok denecek dereceye geldi. Bir taraftan birikmeye başlayan foton ışıma yani aktif enerji diğer taraftan bu ışımanın sebebi olan yıldızlardaki füzyon yanmayı sağlayan pasif enerji. </p>
<p>İlk dönemlerde denge bozulmak üzereydi pasif enerjinin tükenmesiyle yıldızlardaki füzyon yanma duracak hatta yeni başlayan genişleme duracaktı ki karadelikler denilen kozmik canavarlar devreye girmeye başladılar. Yıldızlar ve kozmik yapıların bir arada bulunduğu genç galaksilerin merkezinde oluşmaya başladılar. Karadelikler galaksilerde yıldızların üretmeye başladığı aktif  enerjiyi yutarak pasif enerjiye dönüştürdüler. Bu sonucunda pasif enerji yine evren zarı içinde birikmeye başladı ve yıldızlardaki füzyon yanma daha seri bir şekilde olmaya başladı. Yıldızlar karadelikleren kaynaklanan pasif enerjiyle, karadeliklerde yıldızlardan kaynaklanan aktif enerjiyle çalışarak bir çeşit döngü oluşturmuş oldular. </p>
<p>Yüzyılımızda yapılan bazı gözlemlerde karadeliklerin galaksileri bile yuttuğu gözlemlendi, bunun sebebi ise pasif enerjinin artması sonucu yıldızdaki füzyon yanmanın hızı giderek arttı ve yıldızsal yapıların giderek evrende çoğalması sonucunda pasif enerjinin çok tükendiği ve karadeliklerin bu dengeyi sağlamak için pasif enerjiyi fazla üretmesiyle anlatabiliriz. Pasif enerjinin yoğunluğu giderek artıyor diyebiliriz eğer evrenin genişleme hızı giderek artıyorsa bu artma evren zarı içindeki pasif enerji yoğunluğuyla anlatılabilir. </p>
<p>Pasif enerji evren zarı içinde homojendir yalnız öyle bir enerjidir ki anti-kütlesel çekim etkisine de sahiptir diye biliriz. Bu genişlemenin sağlanmasıyla homojen şekilde büyüyen evren 3 boyutlu maddenin dağılımını sağlayarak 4 boyutu da meydana getirecek şartları oluşturmuştur.<br />
Gezegenler arası boşluk, yıldızlar arası boşluk, galaksiler arası boşluk bizim gözlemleye bildiğimiz atomların içindeki boşluklar gibi olabilir mi? herhangi bir molekülü meydana getiren atomların çekirdeklerinin birbirine uzak olması ve atomların yoğun boşluktan meydana gelmesi, evrende bulunan yapılar arasındaki mesafeleri hatırlatıyor.</p>
<p>Evrende bulunan doğal üst boyutlarda meydana gelecek sıradan bir olay bize çok büyük bir kozmik olay olarak yansıyabilir mi? yada bizim kozmik olarak bildiğimiz yapılar 4 boyutta nasıl algılanıyor veya ne anlama geliyor diye insanın aklına bin bir türlü soru takılmakta. Karadeliklerin evrende yaptığı yıkımları hatırladığımda özellikle sağlık programlarında anlatılan ve bedenin moleküler yapısını tahrip eden üç veya dört atomdan meydana gelmiş serbest radikaller aklıma gelir, biri biyolojik bedende diğeri maddesel evrende yıkıma yol açıyor. İnsanı yaşlandıran ve yaşlandıkça yoğunlaşan bu faaliyet gibi karadeliklerde gittikçe evrende çoğalma göstererek evrenin sonunu getirebilirler mi? veya kardeliklerin çokluğu veya azlığı evrenin ömrünün yaşlı veya genç olduğunun kanıtı olabilir mi? karadelikler ile serbest radikaller arasında bir bağ kurmak çok zor yalnız ikisinden birini duyduğumda aklıma diğeri gelir. </p>
<p>Bilinen evrenin  % 74 oranında karanlık enerjiden, % 22 oranında karanlık maddeden, % 4 oranında ise bildiğimiz maddeden meydana geldiği dile getirilmektedir. Karanlık enerji olarak bilinen enerjinin gerçekte karadeliklerde üretilen pasif enerji olduğunu anlatmaya çalışmıştım, karanlık enerji pasif enerji ise karanlık madde ne olabilir?  Karanlık maddeyi kısaca söyle anlatabiliriz; karadeliklere çekilen aktif enerjinin pasif enerjiye dönüşümü esnasında tam olarak dönüşümü tamamlanamamış parçacıkların, evrende bir araya gelerek yarattıkları etkinin toplamı ‘’karanlık madde’’ olabilir. Karanlık madde, tamamen pasifsize olamadığından pasif enerjiden biraz daha yoğun olabilir. </p>
<p>Öyleyse karanlık maddede pasif enerjiye yakın bir enerji türüdür veya karanlık maddeye pasif enerjinin bir türevi de diyebiliriz.  Evrende maddeyi yapılandıran aktif enerji ile maddesel yapılıların dış sınırından başlayarak evren zarının dış sınırlarına kadar devam eden bölgede var olan pasif enerji evren için temel sayılabilecek önemli iki unsurdur. Evrende madde kütle çekim etkisiyle bir araya gelirken, pasif enerjinin yoğunlaştığı yerlerde ise anti-kütle çekim etkisi meydana getirebilmektedir. Sonsuzlukta evren zarı içinde bulunan aktif ve pasif enerjinin bir birine eşit oranlarda olduğunu düşünüyorum. Bu oran %50-50 gibi birbirine eşit değerlerdedir. Evren negatif ile pozitif gibi iki kutuplu bir enerjinin sonucunda bugün ki şartlara ulaşmıştır.</p>
<p>Genişleyen bir evren ve birbirinden dağınık olan 3 boyutlu kozmik yapılar diğer bir üst boyutun dayanaklarıdır; başka bir boyutun varlığı ise evrenin bilinenden çok büyük bir çapta hatta milyarlarca kat daha büyük olduğunun dayanağıdır. Doğal boyutumuz olan 3 boyutlu evrenimizde daha çok keşif edilecek yerin olduğunu ve ileride evrenle ilgili çok gizemin çözüleceğinden eminim.</p>
<p>Bu keşiflerin içinde başka yaşamların ve medeniyetlerin olabileceğini gerçeği de vardır. Uzak galaksilerde çok gelişmiş veya bize göre ilkel diyebileceğimiz medeniyetlerin mevcudiyeti kaçınılmazdır. Yalnız uzaklıktan dolayı belki hiçbir zaman diğer galaksilere gitme ve yetişme olanağımız olmayacak ama farklı yaşamların varlığı gözlemlenebilecek. </p>
<p>Yüz bin ışık yılı çapındaki galaksimizde belki baştan, başa aşılamayacak yalnız insanoğlu bugünkü bildiğimiz hızların çok üstünde giden uzay araçları yapabilecek ve ileriki zamanlarda galaksimizde durmadan gelişen ve genişleyen bir medeniyet kuracaktır. Dünyanın uzaydaki gözü olan Hubble teleskopunun aktardığı resimlerde uzayın sessiz bir o kadarda haşmetli olduğu dikkatimizi çekmekte. </p>
<p>Dünyadaki hareketliliğinden dolayı meydana gelen sesleri düşündüğümüzde belki tüm uzayın böyle olduğunu düşünebiliriz. Heyecanla izlediğimiz bir maç sırasında seyircilerin bir ahenk içinde tezahüratlar yaparken tüm dünyanın hatta tüm evrenin bizleri duyduğunu düşünebiliriz. Maçın oynandığı sahadan kilometrelerce yukarıda muhteşem bir sessizliğin olduğunun farkında bile olmadan. Karanlık ve sessizlik evrenin iki gizemi gibidir; kızılötesi ve benzeri gözetleme teknikleri olmasaydı Samanyolu galaksisindeki bazı yıldız ışıklarını ve güneşin etrafımızdaki bazı gezegenlerin farkında olacaktık.  </p>
<p>Duygulanan, üzülen, heyecanlanan ve geçmişini, geleceğini sorgulayan bunun iktisabını yapan bir medeniyet oluşumuz bizi evrende çok farklı noktalara taşıyacaktır. Bu noktalar bir yerde evrensel düşünebilen insanlığın kuracağı medeniyetlerdir, bir yerde kendinden başka dünyada can bulan diğer tüm canlıların yaşamsal haklarına sonsuz bir saygıdır. bir yerde birbirinden ayrı ve farklı inanışlara sahip insanların bir çatı altında tek vücut olmalarıdır.<br />
Bu Farklı noktalar ileride yaşam koşulları oluşturulacak gezegenlerde müsabaka yapan takımlara tezahürat edenlerin yine ataları gibi aynı heyecanı yaşamasıdır. Farklı noktalar geleceğimizin eşikleridir. Her türlü ölümcül silahın yasak olduğu bir zamandan söz ediyorum. Sen, ben ve biz fikrinin unutulduğu hepimiz dediğimiz hepimizin var olacağı bir insanlık olacak…</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/06/Evrende-boyutlar.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/06/Evrende-boyutlar-300x225.jpg" alt="" title="Evrende-boyutlar" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-2164" /></a>Düşüncelerimin bir ütopya olduğunu düşünebilirsiniz; gerçekleşemeyecek bir hayal gibide görebilirsiniz. Karmaşık durumları çözmekte ustalaştığımız dönemler mutlaka gelecek, teknolojideki ilerlememizi orantıladığımızda karşımıza çıkan sonuçların geleceğini düşünmek umut vericidir. Galaksiye yayılmış bir insanlık için gidilecek uzun yola çıkmışız bile ilerisi için şimdi planlar yapacak aşmada bulunmaktayız. </p>
<p>Uzun bir yol, çok uzun bir yol şimdi yolun başında olabiliriz, yarın torunlarımız mutlaka dediğimiz hedefleri bulacak ve ileri hedeflerini geliştirerek yollarına devam edeceklerdir; sadece değişimin değişmediği bir evrende insanoğlu yoluna devam ederken içinde bulunduğu gerçek evini sonsuzluktaki yuvasını yani evrenini devamlı meraklı gözlerle bakıp araştıracak.</p>
<p>TURAN ZENGİN<br />
turanzengin33@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/06/dogal-boyutlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMAN NEDİR?</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/06/zaman-nedir/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/06/zaman-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 16:41:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2158</guid>
		<description><![CDATA[Gece ve gündüzü oluşturan galaktik hareketler zaman olabilir mi? Evrendeki devasa uzaklıklarda yani dünyamızdan 1000 ışık yılı uzakta duran bir yapı bizden 1000 ışık yılı geride midir veya ileride midir? Mesafeler zaman olabilir mi? Ya da yer çekiminin etkileri azaldıkça zaman yavaşlar mı? 1 milyar ışık yılı uzaktan bize gelen bir yıldızın ışığı dünyaya ulaştığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece ve gündüzü oluşturan galaktik hareketler zaman olabilir mi? Evrendeki devasa uzaklıklarda yani dünyamızdan 1000 ışık yılı uzakta duran bir yapı bizden 1000 ışık yılı geride midir veya ileride midir? Mesafeler zaman olabilir mi?<br />
<a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/06/zaman_kumsaati.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/06/zaman_kumsaati-300x225.jpg" alt="" title="zaman_kumsaati" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-2160" /></a>Ya da yer çekiminin etkileri azaldıkça zaman yavaşlar mı?  1 milyar ışık yılı uzaktan bize gelen bir yıldızın ışığı dünyaya ulaştığında kaynağındaki zamanla bizdeki zaman bir birinden farklımıdır? Geçmişimizden bize gelen ışık zaman mıdır? Kütleler arası mesafe ve kütle çekiminin zaman üzerinde etkisi var mıdır? </p>
<p>Kütle çekiminin fazla veya az olması sonucunda buna maruz kalan enerji ve madde çeşitliği etkilenir. peki bunun etkilerine zamanın yavaşlaması ve hızlanması demek ne kadar doğrudur? Yerçekiminin etkilerinin yüksek olduğu bir yerde yaşayan birinin ömrünün az olması etkilerinin düşük olduğu yerde ömrün uzaması kadar doğal bir şey olamaz. </p>
<p>Ömrü uzayan insan mı yavaşlayan zamandır yoksa yer çekiminin zayıflığımı? Uzayan ömrün yerçekimi etkisinin zayıf olması ile kişinin fiziki yapısı üzerinde etkilerinin azaltmış olmasıyla ilgilisi olabilir mi? yahut yerçekimini meydana getiren madde zaman olabilir mi? evren saati her yerde aynı mıdır yoksa farklı mıdır? diye sorular uzayıp gider.</p>
<p>Afrika savanlarında uzun ömür yaşamakta olan fillerle bir haftalık ömrü olan kelebekleri karşılaştırın iki canlı arasındaki uzun bir yaşam farkı var. Yaşama durumunu zamanla ilgili bir durum olabilir mi? zaman kelimesini hemen, hemen her konuşmamızda değinir ve onu konumlandırdığımız rakamsal düzeneklere göre hareket eder ve zaman dilimlerini kullanırız. Kullandığımız zaman dilimleri yıllar, aylar, günler, saatler, dakikalar ve saniyeler çok konuşmamıza rağmen bunları neden şimdiye kadar görmedik? Varlarda bize mi görünmüyorlar? Neden fiziksel bir izahı yok zamanın? </p>
<p>İki nokta arasında gidip geldiğinizi farz edin, yavaş yürüyerek 10 dakikada gidiyorsunuz 10 dakikada da geri geliyorsunuz. Biraz hızlandığınızda bu durum 7 dakikaya, motosikletle ile de 2 Dakikaya düşmektedir. Hızlı yürüyerek ve motosikletle mesafeyi kısaltınız veya kendi deyiminizle zaman kısaldı oysaki tükettiğiniz enerji artı enerjinin yardımı ile standart ve değişmeyen mesafeyi rakamsal boyutta kısaltınız, bu sırada madde üzerinde yürüdünüz ve yerçekimine karşı enerji harcadınız bu durumlardan hangisi zamandır?  İki noktanın arası mı? Harcadığınız enerji mi? yoksa yerçekimine karşı yürümeniz mi? yada yer çekimine sebep olan madde mi? elbette bunların tümünün sebebi ve sebeplerin potası olan ‘’madde’’ zamandır.</p>
<p>1000 ışık yılı bizden uzak olan bir yıldızdan bize gelen bir ışık mesafeden dolayı dünyamıza geç gelebilir. Hatta bu ışık bize yetiştiğinde yıldız çoktan sönmüş içe çökmüş yok olmuşta olabilir yıldızın orada olmaması dünyanın ve yıldızın başka zaman diliminde olduğuna bir işaret midir? Tabii ki hayır, mesafelerden dolayı bize geç gelen ışık bizi yanıltmaktadır, dünya ile yıldız veya o konumda olmayan bir şeyle biz aynı zamanı daha doğrusu evreninin tek ve eşit saati olan anı paylaşmaktayız. </p>
<p>Gördüğümüz gibi çok yerde kullanılmasına rağmen, anlamı üzerine bir mutabakat olmayan bir kavram. Anlayamadığımız bir kavram olmasına rağmen, zaman konusu ile ilgili yapılan çalışmalar düşündüğümüzde yüksek ihtimalle sonuçsuz kalabilecek çalışmalar olacaktır. </p>
<p>Düşünceme göre Evrenin yani maddenin sonsuzlukta belirmesiyle birlikte insanoğlu kural, ölçüm ve rakamlar yardımıyla kendine bir ömür biçti, bu duruma da zaman dedi. Madde olmadan önce olmayan zaman maddenin varlığıyla konumlandırıldı.<br />
Zamanı çoğul tarif ettiğimizde:</p>
<p>1)      3 boyutun varlığı<br />
2)      Sonsuzluktaki enerji alış-verişi<br />
3)      Sonsuzlukta madenin devinimi<br />
4)      Sonsuzlukta maddenin direnişi diye;</p>
<p>Zamanın anlamlarını 4 ana başlık altında toplayabiliriz. Eğer bu anlamları teke düşürürsek karşımıza ‘’ zaman = madde’’ sonucu ile karşılaşırız.  Zaman varsa madde vardır, madde yoksa zamanda yoktur. Sadece tek bir zamandan bir ‘’an’’dan söz edebiliriz. Tek zaman olan an üzerinde durduğumuz satıh, ayak bastığımız yer yani maddedir. Maddeni devinim halinde olmasına sonsuzluğun madde üzerindeki etkileri veya sonsuzluğun içinde devinim halinde olan maddenin ömrü de diyebiliriz. Zamanı madde olarak kabul etmediğiniz taktirde, onu anlatmak için yapacağınız tüm açıklamalar, maddenin sonsuzluktaki tüm durumlarıyla ilgili olacaktır, bu durumlar 3boyut, sonsuzluktaki enerji alış verişi, maddenin devinimi ve maddenin sonsuzluktaki direnişidir.  Bu duruma göre kendi memleketime yapacağım yolculuk zamanda yolculuk mudur? Zaman ve madde aynı şey ise ki eğer anlattıklarımda haklıysam yapacağım yolculuk zamanda yolculuktur. </p>
<p>Dile getirilen Geçmiş ve gelecek boyutları evren ömür içinde değerlendirdiğimizde geçmişe gitmek tüm evrenin eski bir devinim haline yolculuk etmek demektir bu durum şu manaya gelir evrendeki tüm atomik yapıyı eski durumuna getirmek anlamına gelir ki bu imkansız bir durumdur. Elinizde tüm atomları şekillendirecek ve eski şeklini aldıracak bir enerji olsa dahi bunu nasıl ve ne kadar uygulayacağınız soru işaretleridir? Ve atomlara uygulayacağınız enerji sonucunda atomların bu enerjiye ne tepki vereceği belirsizdir. Bu düşünceler kısaca olanaksız bir hayal olmaktan ileri gidemez.</p>
<p>Zaman olarak bilinen devinimi bir boyut olarak kabul etmek bu konuda yapılan çalışmaları başarısız bir o kadarda anlaşılmaz ve karmaşık hale getirmektedir.bu olanaksız durumu anlatmaya çalıştım.  Önümüze konulan, dayatılan bilgileri araştırmak ve kendimizce sorgulamak durumundayız. Bir kişinin dediği bir şeyi çoğunluğun kabul etmesi, tam olarak doğru olduğu anlamına gelmez o halde doğru gibi algılanması kadar denilenleri sorgulamakta gerekmektedir. Bu durum bu tür düşüncelere kulak veren insanların bir görevidir. Denileni tamamen kabul etmek ve hiç araştırma yapmadan denileni ezberlemek bilimin sorgulama ayağını ortadan kaldırır. Yeryüzünde yaşayan biri olarak evrenin gizemini araştırmayı ve bu konuda çabalamayı seviyorum her insanında çevreyi, dünyayı ve evreni seven bir yönünün olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p>Gelecek yüzyıllarda ilerleyen teknolojinin yardımıyla insanlığın ufku daha genişleyecektir, bizi heyecanlandıran sonra şaşkınlığa düşüren ve ardından hayretler içinde bırakan uzayın kapıları aralanacaktır. İnsanlığın geleceği uzayla ilgilidir, evrendeki gözümüzün görebildiği yapılara gitmek ve orada yaşam alanları kurmak belki bir hayal ama ileride mutlaka ve mutlaka gerçekleşecek bir olay gibi görünüyor. Bu tahmini yapmamım ardındaki gerçek dayanak teknolojiyi orantılamaktan geçmektedir.</p>
<p>Geçmişimizde yaşamış olan atalarımıza bugünün şartları anlatılabilseydi, atalarımızın vereceği tepki ne olurdu? Belki denilenlere inanmayacaklardı belki denileni çılgınlık kabul edecek ve güleceklerdi? Belki de içlerinden bazıları anlatılan durumların bile üstüne çıkabileceğinin hayalini kurardı? Teknolojinin durmadan gelişmeye açık olması ve kendini yenileyerek ilerlemesi insanlığın hem başarısı hem geleceğini inşa etmesidir. Gelişmiş bir medeniyet için ilerleyebilecek saha uzaydır.</p>
<p> Önümüzdeki 300 yılı düşünüyorum, bu yıllar içinde olabilecek gelişmeleri merak ediyorum. Merak etmekle birlikte başta dediğim gibi teknolojiyi tarihle orantıladığımda geleceğin teknolojik alanda çok şeye ve şeylere gebe olduğunu rahatlıkla dile getirebilirim.<br />
Gelecek yıllarda yürütülen atom altı parçacıklarını inceleyen fiziğin kuantum ayağında gelişmeler yaşacağını ummaktayım, olası gelişmeler arasında şimdi müdahale edemediğimiz atom seviyeleri bulunmakta, kısacası atomlardaki, çekirdek yapıda bulunan proton, nötron ve atomları çevreleyen elektron seviyelerine müdahale edebileceğimiz ileri tarihlerden söz edeceğim. </p>
<p>Kuantum ve Nano teknoloji araştırmaları hız kesmeden devam ederken, bu çalışmalar sırasında atom seviyelerine müdahale edebileceğimiz ileri zamanda basit atomlarının seviyesiyle oynayıp onları başka bir basit atom türüne çevirebilecek dönüştürücü bir makinenin yapılabileceğini düşünmekteyim. Basit atomların dönüşümünden sonra bileşik atomların yani bir maddenin başka bir maddeye dönüşümünü sağlayacak modellerinde geliştirilebileceğini düşünmekteyim.</p>
<p> Belki ilk yapılan dönüştürücü Cern deneyindeki bir alan kadar alan büyüklüğe sahip olabilir. Sonradan evlerde kullanılabilecek modellerin gelişebileceği yüksek bir olasılıktır. Tarihte ilk yapılan bilgisayarın 30 ton olduğunu ve bugün ceplere sığabildiği modellerinin geliştiğini göz önüne aldığımızda dönüştürücünün ev modellerinin ileri zamanda yapılacağı kaçınılmaz bir durumdur.</p>
<p>Nüfusun yoğunlaşması ve ileride doğal kaynakların tükenmesiyle birlikte sadece nükleer enerjinin kullanılacağı bir zaman gelecekte bizi beklemektedir. Dünyanın ciğerleri olan ormanlar yani oksijen üreten doğal oluşumlar ve doğal yapı ileride ne durumda olacak bunu hiç düşündünüz mü? Atmosferde bulunan oksijenin belli oranda azalması insanlığın yaşamı ve hayatın sürekliliği için tehlikeli olabilir mi? bu dediklerim olası gerçek senaryolar, ilerlemiş teknoloji ve gerileyen doğal dengeler birbirini nasıl tamlayacak diye merak ediyorum? Öyleyse dönüştürücü insanlık için bir hayat kaynağı ve kurtarıcı bir teknoloji olabilir mi? </p>
<p>Dönüştürücüyü tanımlarken önce basit atomdan başka bir basit atoma sonrada bileşik yapıda olan madde gibi maddeden başka bir maddeye dönüşüm yapabileceğinden söz etmiştim. Bunun kısaca anlatacak olursam örnek olarak bir kaya kütlesi ele alalım o kaya kütlesindeki atomların elektron ve çekirdek değerlerinde oynama yaparak mesela oksijen üretebilecektir. Oksijen örneğini vermemin sebebi ileride yaşam kaynakları çok değerli olacak belki atmosferdeki oksijen seviyelerini bu dönüştürücüler tarafından dengede tutacak. </p>
<p>Belki uzun yıllar sonra yapılanan gezegenlerde dönüştürücü sistem kullanılarak doğal atmosferler bile oluşturulabilecek, yaşam şartları oluşturmak için gerekecek su ve farklı elementlerin üretimi içinde dönüştürücüden yararlanılacaktır. Uzaya baktığım zaman uzaklarda yıldızların ışıkları arasında gelecekte kurulacak yaşam alanlarını ve yaşam alanlarında oynayan çocukları hayal edebiliyorum. İnsanoğlu çok, çok ileri tarihlerde belki 10000 yıl sonra gözünün görebildiği her yere adım atabilecek şartlara sahip olacak. </p>
<p>Geleceğimiz uzayda diyebiliriz veya uzaya açılmak bizim kaderimizde diyebiliriz, ilerleyen teknoloji ve dünyaya sığmayan, evrenin sınırlarını zorlayan fikirlerimiz mutlaka bizi uzaya taşıyacaktır. Belki uzaya gitmeyi daha hızlandıracak bir olay mesela kozmik bir çarpışma gibi bir tehlikede de bizim uzaya gitmemizde hızlandırıcı bir etki yapabilir. Belki hiçbir zaman uzayın derinliklerine gidemeyeceğiz merak ettiğimiz yapıları, farklı işleyen fizik kurallarını göremeyeceğiz ama buna eminim ki torunlarımız yani çok ileri nesiller yapılamaz gidilemez denilen yerlere gidecek oralarda çok güzel zamanlar geçirilecek ve anıları bile olacak, bu duygu bile ümit vericidir.</p>
<p>İnsanlık devamlı arayışta olmaya mecburdur, uzaya gitmek gibi bu kaderimizdir; devamlı artan insanlığın nüfusu ve gün geçtikçe değişen ihtiyaçlarımız bu dünyayı hem yaşanmaz hem de daraltmaktadır bu nedenler bizi kamçılayan en büyük etmenler arasındadır. Bir boyuttan başka bir boyuta geçmekten söz etmiyorum sadece teknolojik orantı yaparak doğal boyutumuzda ilerde olabilecek olasılıklardan söz ediyorum, 3 boyutlu evrenimiz bize yeter artar bile elimizdekinin kıymetini bilip kaderimize razı olmak durumundayız. </p>
<p>Gizemli evrenimiz gelecek nesiller için çok şeyler vaat edebilir ve tüm işaretler medeniyetimizin refah içinde yaşayacağı bir uzayı gösteriyor. Ve o uzayda teknolojik yönden gelişmiş, ileri, modern ve hareket olanakları çok geniş bir medeniyet olma olasılığımız çok yüksektir.</p>
<p>Anlattıklarım size anlaşılmaz gelebilir veya anlaşılır ama imkansız görünebilir. Bir konuya odaklandığımızda o konu hakkında çaba göstermemiz kadar doğal bir olay olamaz yalnız konu insanlığın geleceği ve istikbali ise mesela uzay çıkmak gibi, uzayla ilgili çalışmalar yapan ülkelerin uzaya yolculuk için attıkları adımlar göz önüne aldığınızda ‘’insanlığın direnç gösterdiğini’’ göreceksiniz. </p>
<p>Bu alanda çalışan ve bu alana hayranlık duyan insanların düşünce ve hayallerinde uzaydaki ileri tarihimizle ilgili olasılıklar devamlı vardır.</p>
<p>Dünyada insanoğlunun gösterdiği direnç mutlaka uzayın kapılarını kapanmamak üzere aralayacaktır. Ve ileri tarihlerde dünyadaki tüm devlet veya egemen güçlerin kuracağı ve bu konuda beraber hareket edeceği bir uzay federasyonu kurulacağına inanmaktayım.</p>
<p>Binlerce yıl sonra çok yüksek hızlarda uzay boşluğunda hareket eden uzay gemileriyle Samanyolu galaksisinde, gezegenler arasında geziye çıkan insanlar hayal ediyorum, gezegenlerde devasa yerleşim birimlerinde oynayan çocukları düşünüyorum ve orada yaşanacak sevinçler, mutluluklar ve insana dair her şeyin vuku bulacağına inanıyorum. Çok uzun bir yoldan söz ediyorum sonunda yaşanacak sevinç ve mutluluklar için çekilecek acıların, üzüntülerin ve kendini feda edebilenlerin olduğu uzun bir yoldan söz ediyorum. </p>
<p>Hayat şartlarının bir gezegende meydana getirilmesi uzun bir zaman dilimine yayılacak ve sonunda hayat şartları meydana getirilecek başka gezegenlere örnek teşkil edecek ilk örnek ortaya çıkacak ve sonra bir başkası ve sonra hayat şartları meydana getirilmiş çok sayıda gezegen insanlara yurt olacaktır diye düşünüyorum. 10 binyıl sonra insanoğlu Samanyolu galaksisinde çok büyük çapta bir medeniyete sahip olacak, eğer o zamana kadar kozmik olay olmazsa mesela dev bir yıldızın içe çöküp patlaması sonucu oluşacak bir süper nova fırtınası sonunda insanlığın yarı genç medeniyeti yokta olabilir. Tabi ki risklerin ararsında bu olasılıkta var.</p>
<p>İnsanlığın uzaya sıçramasını hızlandıracak nedenler arasında yine kozmik bir olaydan söz etmiştim bu olay ileride dünya koordinatlarından geçebilecek dev göktaşının dünyaya çarpma ve dünyadaki tüm dengeleri alt üst etme olasılığıdır. Eğer medeniyetimizin kaderinde uzaya gitmek var ise belki dev bir göktaşının dünyaya düşme olasılığı yolculuğumuzu hızlandırabilir, Samanyolu galaksisinde büyük çapta bir alana yayılma olasılığımıza karşılık, dev bir süper nova patlaması ile sona erecek bir insanlık tarihinden de söz edebiliriz. bu tehlikeli durumların tümü olasılıktır. </p>
<p>Teknolojik alanda olacak gelişmeleri, gelecekle orantıladığımızda karşımıza çıkan büyük bir medeniyet göreceksiniz, bu günümüzden çok farklı, kültürel ve sosyal alanda gelişmiş bir medeniyet ve toplum ileri dönemlerde varlığını sürdürecektir. Tüm alanlarda köklü değişimler olacağından eminim. Bugünümüzde evrenin kuramları olarak bilinen çok önemli fizik yasalarının sadece ve sadece insanlık tarihi yani o günlerin tarih sayfalarında yer bulabileceğini düşünmekteyim. Kaderine razı olmayı, bilinenleri kabul etmek anlamında değil,  sadece evrenimizin gerçeklerini göz önüne alan ve ona göre kendini yöneten bir medeniyetten söz ediyorum. Bununla birlikte kozmik perspektifteki yerini ve durumunu iyi bilen bir medeniyet ileride insanoğlunu beklemektedir.</p>
<p>3 boyutlu bir uzayı ve evrenin içinde olduğunu bilen ve bu doğal boyutunda ilerleyecek bir medeniyet. Devamlı doğal boyutlardan söz ettiğimin farkındayım ve bizim boyutumuz olan 3’üncü boyutta daha çok işlerimiz olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p>TURAN ZENGİN<br />
turanzengin33@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/06/zaman-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞAL BOYUTLAR VE ZAMAN</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/06/dogal-boyutlar-ve-zaman/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/06/dogal-boyutlar-ve-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 16:36:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[boyut]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2154</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın ötesinde başlayan bir yolculuk gibi, sonsuzlukta başlayan reaksiyonlar sonucunda meydana gelen evrenimizi oluşturan tüm unsurlar ve içinde olduğumuz kozmik yapıda sorulara aradığınız cevaplar, evrenimizin gizemlerle çevrili olması düşündürücü ve bir o kadarda düşünülmeye değerdir. Uzaya her ne kadar karanlık bir fon hakim olsa da nihayetinde renkli, ilginç ve umut vericidir. Kozmik perspektifteki yerimizi sorgulamamız, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanın ötesinde başlayan bir yolculuk gibi, sonsuzlukta başlayan reaksiyonlar sonucunda meydana gelen evrenimizi oluşturan tüm unsurlar ve içinde olduğumuz kozmik yapıda sorulara aradığınız cevaplar, evrenimizin gizemlerle çevrili olması düşündürücü ve bir o kadarda düşünülmeye değerdir.   Uzaya her ne kadar karanlık bir fon hakim olsa da nihayetinde renkli, ilginç ve umut vericidir.<br />
<a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/06/zaman-saat.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/06/zaman-saat-300x195.jpg" alt="" title="zaman-saat" width="300" height="195" class="alignleft size-medium wp-image-2155" /></a> Kozmik perspektifteki yerimizi sorgulamamız, üzerinde yaşadığımız dünyaya ve dünyanın içinde bulunduğu evrene bir saygı biçimidir. İnsanoğlunun yaptığı araştırmalar, değerlendirmeler ve edinimler gitgide farklılaşıp değişmektedir.</p>
<p>Bu değişim durmadan, aralıksız bir şekilde devam etmekte ve değişimle ortaya çıkan yeni fikirler başka görüşler, bir birini tetikleyen yenilikler getirmektedir. Değişim dönüşüm evrenin ve insanın doğasında var olan bir realitedir; evren yapısı gereği durmadan hareket halindedir, bu hareketlik en küçük yapıdan en büyük yapıya her yerde devam etmektedir, insanoğlunun edinim ve iktisapları, insanın hayat biçimini devamlı değiştirip farklılaştırmaktadır.  </p>
<p>Milyarlarca insanın, içinde bulunduğumuz evren ve üzerinde yaşadığımız dünya hakkında düşünceleri vardır. bu mevcudiyet dünyevi durumlardan dolayı belki beyan edilemiyor yada bu düşünceler betimlenip sonrada yazılıp aktarılamıyor olabilir, bu durum gerçekte yaşadığımız dünyadan evrenden kopuk ve onu anlamadığımız anlamına gelmez aksine her insan bu evrenin, dünyanın bir parçasıdır; ondan özellikler ve izler taşır.</p>
<p>Zamanımızda yapılan bazı astrofizik çalışmaları sonucu dünyada bulunan kalsiyum, demir ve bazı yaşamsal elementlerin süper nova patlamaları sonucu dünyaya ulaştıklarını yapılan bazı bilimsel çalışmalarla doğrulanmıştır. Bu olaylar gösteriyor ki tüm evrenle bir şekilde bağlantılı ve ilgiliyiz. </p>
<p>Kozmoloji’den anlayan veya tam olarak anlamayan, kim olursa olsun gökyüzüne baktığında bir iç çeker ve çok uzakta parıldayan ve yetişmenin mümkün olmadığı yıldızları merak eder. Bu merak dediğim gibi her insanda bir parça vardır. Yeni yüzyılda uzayın keşfi bilinmeyen uzay hakkında birazda olsa insanoğlunun  ufkunu açmıştır.</p>
<p>Fiilen uzayın her yerine ayak basamasak bile şekilsel uzayı görüntülemek insanoğlu için büyük bir başarıdır. Atmosferin dışında, dünyanın yörüngesinde bulunan dev uzay teleskopların uzayın derinliklerinden bize çok çeşitli görüntüler aktarabilmektedirler.</p>
<p>Bu görüntülerden çıkardığımız sonuçlar bazen insanı şaşkınlığa sevk etmektedir; bu durumlara örnek verecek olursak ışık yılı ile tarif edilen uzaklıklar bizim evrende ne kadar küçük bir yapı içinde yaşadığımız bize anlatmakta. Bunun dışında karadeliklerin evrende yaptığı yıkıma ne demeli dev galaksileri savurup yutması, bu olayda bize yaşadığımız yapı içinde ne kadar savunmasız olduğumuzu hatırlatıyor. En önemlisi ise evrenin devasa çapıdır; bu olayda içinde yaşadığımız yapıda ne kadar yalnız ve güçsüz olduğumuzu anlamaktayız.</p>
<p>İnsanoğlunun kozmik perspektifteki yerini sorgulamasının özünde yatan neden kendini tanımlamak için kendini aramasıdır, uzaya yapılan yolculuklar ve bazı ülkelerin dev bütçeler harcamasının temelinde ben kimim? Ben bu evrenin neresindeyim? Gibi uzayan sorulara aranan cevapların araştırılması girişimleridir. İnsan olarak yaşadığımız çevreyi ve o çevreyi içinde barındıran dünyayı, güneş sistemini, galaksimizi ve evreni araştırmak bir sorumluluktur ve içinde yaşadığımız evrene bir vefa borcudur diye düşünmekteyim. </p>
<p>Çocukluk yıllarında dünyayı daha yeni tanımaya başlarken farkında olmadığımız kadim bilimlerin temelini oluşturan yasaların anlamlarını bilemiyorduk, anlamaya başladığımızda ise hayata ilginç bir o kadarda şüpheyle bakmamıza neden oldu.  İlginçlik ve şüpheler bizi araştırmaya sevk eden en büyük etkenler oldu. Kavrayışlarımızın çok daha ötesinde kavrayamadıklarımızın hakkında çok şeylerin olduğunu biliyoruz, bu büyük düzenin veya bazıları için kaosun içinde bir parçanın sadece ve sadece küçük bir ayrıntısı veya ayrıntıda gizlenmiş bir unsuru olduğumuzu da söyleyebiliriz.<br />
Issız uzayın ve evrenin içinde bir ayrıntı olmak düşündürücüdür, anlaşılamamak hissi ve neden burada olduğumuz düşüncesi…</p>
<p>Sonsuzlukta hiçlikten var olan evrenimiz sonsuzluğun üzerinde daha doğrusu sonsuzluğun içinde var olmuş bir yapıdır. Evrenimiz aklımızın alamayacağı ölçüde karmaşık ve bilinçli bir yapı, Karmaşık dememin sebebi ise evrende var olan bildiğimiz veya daha bilemediğimiz elementlerin yapısı ve o elementleri oluşturan atomların çalışma sistemi; evrenin yapı taşlarını oluşturan atomlardan tutunda sırasıyla maddenin yani kütlenin toplamında oluşmuş gezegenler, yıldızlar, sistemler ve galaksiler aynı devinim içindedirler.</p>
<p> Evrendeki tüm yapıların durmaksızın bir devinim içinde olması bilinçli bir yapının emareleridir. Bunun yanında her şeyin temelini oluşturan atomların %99.9 unun boşluktan meydan gelmesi düşündürücüdür. Eğer atomlar yüksek düzeyde boşluktan oluşmuşsa öyleyse bu evren nasıl ayakta duruyor, % 99.9 boşluktan meydan gelen bu küçük yapılar olan atomların %00.01’lik enerji ile varlıklarını devam ettirmeleri ve bunun sonucunda evreni ayakta tutmaları çok ilginçtir. Yapılan bu bilimsel çalışmalar gerçekten evrenin çok karmaşık bir yapıya sahip olduğunu bize gösteriyor. </p>
<p>Atomda bulunan boşluk bize hiçliğin içinde onun kuralları ve özellikleriyle donanımlı bir evrenimiz olduğunu gösteriyor. %00.01’lik enerjinin de belki daha ileride tamamen boşluktan meydana geldiği araştırılıp anlaşılabilir. Galaktik yoğunluğun temeli olan atomlar boşluktan meydana geldiğinden, sonsuzlukta, sonsuzluk kendini sınıyor da olabilir kısaca boşluğun içinde boşluk can bulmuştur.</p>
<p>Mekanı mekan içinde aramadığımız sonsuz hiçlik, maddenin mekanıdır. Bu olaya başka bir açıdan da bakabiliriz maddi evren yani maddeden yapılı evren, metafizik evrenin içinde onun kurallarıyla oluşmuştur. Sonsuzluk hiçlik sınırsız olması ve algılarlarımızla hiç bir ölçümün yapılamamsı onu maddi evrenden ayırmaktadır. </p>
<p>Evrenimizin çapı ve yoğunluğu bizim perspektifimizden ulaşılamaz ve devasa olabilir yalnız sonsuzluğun içinde bu devasalığın, ulaşmazlığın anlamı yok denecek kadar küçüktür; çünkü sonsuzluk mekansız ve sınırsızdır, madde evreni ise bunun aksine sınırlıdır.</p>
<p>Evrenimiz bilinen 13.7 milyar ışık yılı çapından daha büyük ve yaşlı olabilme ihtimalide söz konusudur. Bu ihtimalin sebebi ise bilinen, kabul edilen ömrün iki ana veriye dayandırılmasıdır. Bunlardan birincisi uzaydaki yoğun radyasyondur; bu yoğun radyasyonun nedeni ise evrende yoğun bulunan yıldız varlığının durmadan yaydığı radyasyondur.</p>
<p> Evrendeki yoğun yıldız ışıması ve bunun sonucunda yıldızların ışıma yardımıyla devamlı radyasyon saçması ve bunu evrenin her yerine durmadan aralıksız yayılması, bu radyasyonun yegane sebebidir. İkinci veri ise kozmik ışıma teorisinin verileridir; evreni saran bu kozmik fonun çapı, evrenin ömrü olarak kabul edilir. Işımanın yegane nedeni evrenimizi saran uzak galaktik yapıların yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Bu ışımanın belli bir oranda radyasyon içermesi yine başta anlattığım gibi bu ışığın çok uzak mesafelerden yol alarak gelmesi sonucu uzay boşlukta kırılma ve deforme olması sonucu böyle bir yapıya sahip olmasına neden olmaktadır. Evrenin ilk anında meydana gelen olaylarla ilgili veriler veya ışıma bildiğimiz 13.7 milyar ışık yılı çapından çok daha uzakta ve algı sınırlarımızın çok daha dışında bir mesafede olabilir.</p>
<p>Evet bildiğimiz evrenin ömrü ve çapı 13.7 milyar ışık yılından çok daha büyük olabilir bu olasılığını nedenleri ile anlatacağım. Bu durum üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Evrenin yaşının ve çapının daha büyük olma nedenleri arasında, evren kendini inşa ederken kendini ne kadar inşa ettiği durumu ve sınırlarının nereye kadar devam edebileceği gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Sınırlar bilinmemesine rağmen bu konuda fikir yürütülebilir, bu fikrin yürütülmesindeki en önemli argüman atomdaki bilincin kendini inşa ederken atomik yapıyla maddenin, maddeyle kütlelerin, gezegenleri ve galaksileri sonsuz boşlukta oluşturmasıyla ilgilidir.</p>
<p>Atomdaki bilincin sırasıyla evrende atom altı parçacıklarını, atomu, molekülleri, maddeyi, gezegenler ve yıldızları son olarak da evrendeki en büyük yapılar olan galaksileri oluşturması çok düşündürücüdür. </p>
<p>Maddenin gerçekte yüksek bir bilinçle donanmış olması ve bu bilincin kendini galaksilerle sınırlaması mümkün olabilir mi? Kısacası bilinç kendini altı aşamayla sınırlamış olabilir mi? Kanaatime göre hayır. Eğer sınırlamadıysa bilinç, evreni kaç aşamadan meydana getirmiş olabilir? Bu soruya verilecek cevap ise muammadır. Yalnız bu durum akıllımıza başka olasılıkları getirmektedir.</p>
<p>Maddenin temelindeki bu bilinç kendini sınırlamadıysa ki yüksek ihtimalle sınırlamamıştır; öyleyse evrendeki galaktik yapıdan sonra başlayan şey nedir yada bunu anlaşılır bir şekilde ele alırsak evrendeki tüm galaksiler toplamında neyi meydan getiriyor olabilir? Hiç bunu düşündünüz mü? Evrende sadece büyüklük ve küçük farkları vardır, bunun dışında her şeyin enerjiden meydana geldiğini ve ne kadar küçük olursa olsun en küçük birimlerin bile çok karmaşık ve fonksiyonel olduğunu, bunun yanında atomun bölündükçe alt yapılarının devam ettiğini ve her şeyin görünenden çok daha derin olduğunu hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Atom bölündükçe ve parçalandıkça eğer yeni parçalar ortaya çıkıyorsa evreni oluşturan atomlar toplamında neden bilmediğimiz yapıları oluşturmasın ki, evet atomlardaki bilinç kendini sadece bildiğimiz en büyük yapılar olan galaksilerle sınırlamamıştır. bunu net bir şekilde dememin sebebi bölünmede olan durumla toplamda olan durum arasında muhakkak bir benzerlik vardır. Başta da değinmiştim evrende sadece büyüklük küçüklük farkları vardır bunu atomun bölünmesi gibi toplamında da farklı unsurlardan meydana gelmiş olabilir bu düşünce dengeli ve adil bir düşüncedir.</p>
<p>Atomdaki bilinç kendini sınırlamadıysa ki bunu atomun bölünme ve toplanma orantısında gördük sınırlamama olasılığı çok daha fazla bu durumda evren bilinen büyüklükten milyonlarca kat daha büyük ve devasa bir o kadarda karmaşık yapıları bünyesinde barındırıyor olabilir.</p>
<p>Hatta bunun yanında bu farklı yapılarda algılayamadığımız ölçülerde yaşam formatlarının mevcudiyetinden söz edebiliriz. Bunu atom ve atom altı dünyası içinde dile getirebiliriz yalnız yine algılarımızın dışında olan durumlar bunlar. </p>
<p>Vücudumuzu meydana getiren atom çeşitliğini düşünün ve sonrada atomların dış yörüngelerinde bulunan elektronların dönerken oluşturdukları girdap ve çekirdeğin çevresinde karmaşık ağlar örmeleri ne garip değil mi? </p>
<p>Ondan sonra tüm vücudunuzu düşünün sanki milyarlarca galaksi bir araya gelerek bizi meydana getirmiş, bir damla suyu oluşturan milyarlarca atomun içinde duran evrenleri düşünün, bu olup bitenleri algılarımızın kısıtlı olması sonucu göremiyor olabiliriz. Göremezsek bile bu onların olmadığı anlamına gelmez aksine derine indikçe atomların daha akıllı ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu görmekteyiz. Bu durumda Sadece ve sadece bir gerçekten söz edebiliriz, o gerçek ‘’ Her şeyin göründüğünden çok ama çok daha derin, karmaşık bir o kadarda gizemli olduğu gerçeği’’dir. </p>
<p>Bazılarımız için hayat sıradan ve çekilmez olabilir, yalnız bizi biz eden değerler farklı, renkli ve düşünüldüğünde heyecan vericidir. Bunları düşündüğümüzde dünya üzerinde yaşayan her insanın çok özel olduğu ve ne kadar sıkıcı olursa olsun varlığımızın ardındaki yüksek değerleri düşünmeleri gerekir, bundan dolayı hayata hak ettiği değer ve önem verilmelidir. Dünyevi sorunlar, ihtiyaçlar ve meşguliyetlerden dolayı içinde yaşadığımız dünyayı ve dünyanın evi olan evrenimize belki onu düşünmeyerek hak ettiği değeri veremiyor olabiliriz, bu durum onun bir parçası olmadığımız anlamına gelmez. Evrendeki tüm yapılar birbiriyle bağlantılı ve dolaylı olarak ta ilintilidir. </p>
<p>Maddenin alt yapı taşlarını oluşturan atomlardaki bilincin, atomun içindeki enerji ve çekirdek yapıyı yönlendirdiğini ve yapılandırdığını ve bu yapıların çok mükemmel bir yapı olduğunu anlamaktayız. Eğer tüm madde ve bu galaktik yapının özünde bilinç varsa ki muhakkak var, öyleyse bu bilincin ardındaki güç veya yapı nedir? Bilincin arındaki gücün mahiyeti nedir? demekten insan kendini alamıyor. </p>
<p>Evreni bu yapı taşlarıyla bir arada tutan ve onları büyükten küçüğe devinim durumuna getiren güç ne olabilir. Devamlılık arz eden bir yapı ve devamlı durmadan bir şekilde aklımızın almayacağı ölçülerde enerji tüketimi yapmakta, tüm resmi görmek isteriz yalnız idrak ölçülerimizin dışına çıkan bir yapı karşısında tek yapmamız gereken şey beklemek, teknolojik gelişmelerle birlikte ileride belki sırlarla dolu evrenin azda olsa sırlarını çözmüş olabiliriz ama dediğim gibi ileride olabilecek bir olasılık .</p>
<p>Devamlılık arz eden bir yapının ardında bilinci yöneten bir irade olabilir mi? Evreninin homojen bir şekilde genişlemesi ve evrenin çoğu yerinde aynı ahenk ve uyumun olması bir iradenin emareleri olabilir mi? Madde ve enerjinin temelinde ve ardındaki bilinç ve iradenin tüm evren mekanizmasını hareket ettirdiğini düşünebiliriz. Öyleyse bilinç ve irade nasıl bir prensiple çalışmakta,  bu mekanizmayı kesintisizlik arz eden bir bilinç ve kararlılık arz eden bir iradeyle anlatabiliriz. Evreni tamamında var olan durumlar  ‘’kesintisiz kararlılık ilkesini’’ işaret etmektedir. </p>
<p>Atomun içindeki boşluğu madde kıvamına getiren enerji muhakkak ki bilinç mekanizmasıyla çalışmaktadır yoksa insanoğlunun sıradan yaptığı bir alet bile bazı prensip ve mekanizmalar sonucunda çalışıyorsa atomun içindeki %00.01’lik enerjiyi yöneten bir bilinç ve mekanizma sade bir akılla bile, varlığını kabul ettirmektedir. Bilinç yoktur çünkü içeriğini ve görmedik bilemeyiz diyebilirsiniz bu adil değildir çünkü çalışma prensipleri devamlı akıllı bir mekanizmayı işaret etmektedir.</p>
<p>Bilinç atomik yapıda mevcuttur yalnız bunun ardındaki iradeyi kabul etmiyoruz da diyebilirsiniz. Burada akıllara mekanizmanın ardındaki, mekanizmanın belleğindeki kontrolü sağlayan ve idare eden kesintisiz iradeyi göz ardı etmiş olursunuz, dikkate değer olmadığını da düşünebilirsiniz, bu durum peşin kabul edilmiş bir fikir olmaktan ileri gidemez.  Geceleri gökyüzünü seyir edin bakın bu sizi dünyevi sıkıntılardan azda olsa uzaklaştırır ve huzur verir seyir ederken de biraz inceleyin kararlığının emarelerini görecek ve his edeceksiniz. </p>
<p>Atomu bir arada tutan elektro manyetik çekim alanından tutunda, kütleleri bir arada tutan kütle çekim alanın kadar ki mekanizmaları bir arada tutan ve yönlendiren bilincin ardındaki prensip ‘’ kesintisiz kararlılık ilkesidir’’ bu ilke fiziğin tüm kuramlarının ardındaki yegane prensiptir diye düşünüyorum. Bu kuramlardaki nedenselliği sorguladığız da karşımıza yine kesintisiz kararlılık ilkesidir çıkacaktır.</p>
<p>İlerleyen tarihlerde fizik biliminin gelişmelerle birlikte değişeceği kaçınılmaz gibi görünüyor, bunun yanında günümüzdeki bazı bilim çevrelerinin ilgi uyandırıcı ve popüler konular ortaya atmaları insanın aklında soru işaretleri oluşmasına neden olmakta. Bunların en önemlilerinden biri zamanda yolculuk üzerine yapılan çalışmalardır; bu çalışmalarda sonucunda  bazı teorik söylemlerin dışında başka hiçbir ilerleme sağlanmamıştır. Bunun dışında ülkemizin gazetelerinden biri olan hürriyette 16-01-2008 tarihli ‘’fizikçiler büyük yok oluştan 7 adımda kaçış planı hazırladı’’ adı altında başlıklı yazıyı okudum. </p>
<p>Yazıda büyük kozmik bir felaketten kaçışta karadeliklerin kullanılacağını yalnız bu kaçıştan önce karadeliklere donanımlı bir uzay gemisinin gönderileceği, karadeliğe giren uzay gemisinin ne kadar radyasyona maruz kalıp etkileneceği ve bu veriler göz önüne alınarak belki karadelikler yoluyla evrenin başka bir köşesine gidilebileceğinden söz ediliyor. Bu fikir teorik olsa bile bunu bilim çevrelerinin dile getirmesi kafa karıştırıcı bir olaydır. Bırakın karadelikten geçmeyi, gönderilecek aracın radyasyon ölçümünü geri bildirmesi bile olanaksızdır,  karadeliğe çekilen araç saniyenin onda biri kadar bir sürede sonsuz sayıda parçalanmayla karşı karşıya kalacaktır.  </p>
<p>Büyük yok oluşta karadeliklerin kullanılması seyrek yağmurdan kaçarken taş ve kaya yağmuruna tutulmak manasına gelmektedir. Ayrıca galaksileri yutabilen bu karadelikler düşünceme göre önce maddeyi molekül atom ve atom altı parçalarına ayırır ardından da bu enerjiyi değişik yapıda bir enerji çeşidine çevirerek evreninin içine dağıtır. Kaçış söylemiyle karadelikler yan yana gelmesi gereken bir söylemdir.</p>
<p>Ayrıca yayınlanan makalede bebek evrenlerin oluşturulmasından ve ayrıca iki paralel evrenin birbirlerine 1 milimetre mesafesinde yakın olma ihtimalinden söz ediliyor, bu denli küçük bir mesafeyi birleştirmek içinse, dev güçte bir düzeneğe ihtiyaç duyulabileceği aktarılıyor.  11 boyut evrenlere açılacak bir kurt deliğinden geçme planlarının temelinde sadece matematiğe dayalı bazı sonuçlar göz önüne alınarak ortaya atılan M-teorileri yatmaktadır.</p>
<p>Guth’un genişleme kuramı baz alınarak ortaya atılan bebek evren oluşturma teorisi ne kadar akılcı olabilir. Bu olayı pratikte uygulayabileceğimiz bir duruma getirelim ve bebek evrenleri meydana getirmek için düzeneği çalıştırıp bebek evreni oluşturalım bu bebek evrende güneşimiz gibi bir yıldızı bulma olasılığımız nedir? Acaba güneşimizin kütlesinde ölçülerinde bir yıldız bulabilecek miyiz?  Güneşin aynısını bulduk diyelim peki dünyamızın ölçülerinde dünya benzeri atmosferi olan aynen yörüngesinde dünya gibi hareket eden ve güneşe uzaklığı aynı bir gezegen bulma şansımız milyarda kaç ihtimaldir? Yıldızlar ve gezegenlerin oluşması için ne kadar süre geçmesi gerekmektedir? Eğer büyük kaçışta amaç kendimizi evrenin bir uzak noktasına atmaksa bu kabul edilebilir. Yalnız başka evrene geçip orada hayat şartları olan dünyalar bulmaksa bu imkansızdır.</p>
<p>İki paralel evrenin birbirine 1 milimetre mesafede olma olasılığını anlatılmakta, evren sonsuzluğun içinde yani metafizik bir yapının içinde var olduğunu bilmekteyiz.  Sonsuzluk maddenin alanıdır, sığındığı mekandır. Kapasitesi gereği içinde bulunduğu sonsuz mekandır. Yani metafizik yapıyla evrenimiz arasında hiçbir kapı ve metafizik boyuta geçiş yolu yoktur. Kesin yoktur; kesin dememin sebebi ise şimdiye kadar metafizik evrenle ilgili hiçbir emareye rastlanmamıştır. Sonsuzluk Sadece maddenin mekanıdır. 1 milimetre mesafede olan hatta iç içe olduğumuz yapı meta fizik yapıdır; bizim madde ve türevlerini kullanarak açmak istediğimiz kapı maddesel evrende bile gerçekleşemeyecek farazi bir deneydir.</p>
<p>Fizik ötesi olan sonsuzluk yani metafizik yapı evrenimizin var olmasının da sebepleri arasındadır. Evrenin oluşumunda meydana gelen patlamanın yegane sebebi, metafizik sonsuzluğun enerji üretmesiyle ilgilidir. İlkten önceki nokta ise içinden çıkılamayan bir durumdur. Bazı söylemler ve teoriler sonsuzluktan çıkan ve bu maddi evreni oluşturan enerjinin kaynağını ve yapısını tarif ettiler ve bunu günümüz şartlarında bazı formüller öne sürerek söylemlerini desteklediler. yalnız unutulmamalı ki maddi dünyadaki hiçbir değerle metafizik sonsuzluk anlatılamaz. Metafizik felsefi ve tasavvufi yaklaşımlarla ancak ve ancak yaklaşılabilir iyi bir matematikçi veya evren bilimci olabilirsiniz metafizik tüm formüllerin bitiği eşiktir bu eşiğin tek bir anahtarı olabilir oda sevgi ve iyi yürekliliktir belki onlarla sonsuzluğun eşiğine yaklaşabilirsiniz. Hesap kitap ve edinimlerle ancak maddi dünyanın sorularına cevaplar aranabilir diye düşünüyorum. Evrenin doğumundan önceki durum evrenin bir sırrı olarak devamlı kalacaktır. Evrenin oluşumundan önceki durumunu anlatan teorilerin zamanla eksik veya yanlış olduğu tespit edilerek geri plana atılacağından eminim ve önceyi anlatacak tüm teorilerinde bu kaderi paylaşacağını düşünmekteyim. Konuyu bıraktığım yerden devam edeceğim.</p>
<p>Eğer Paralel evrenlere geçiş maddenin başka bir boyutuyla ilgiliyse biz alt boyutlarımızı ve içinde yaşadığımız boyutu biliyoruz ve bu boyutlarda hareket imkanımız var, bunun dışındaki boyutların bir parçasıyız ama o boyutları da görmemiz imkansız gibi görünüyor. Yalnız pratik anlamda belki ilerleyen zamanlarda bu fotoğrafın bir bölümünü görebiliriz diye düşünüyorum. Doğal bir boyut olan 4’cü boyutla ilgili düşüncelerimi yazının ilerleyen bölümlerinde anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Einstein zamanın 4.üncü boyut olduğunu iddia etmişti.  Sonra 5.inci boyutun olduğu iddia edildi. Daha sonra 6.ıncı ve sayı gittikçe arttı. Sicim teorisinde bu boyutların toplam olarak 10 tane olduğunu dile getirildi. 9 adet uzaysal boyut, 1 zaman boyutundan sicim teorisi meydana getirmekteydi.</p>
<p>Süper çekim teorisinde boyutların tam olarak 11 adet olduğunu düşünülmekteydi. 10 boyutla ilgili çalışan teorisyenler titreşen bir sicimin tüm evreni etkilediğini, 11 boyutta ise kanunsuz bir şekilde çalışan bir sistem vardı. Sonra bu iki boyut birbirini tamamlayarak m- teorisi oluşturdu. Bu sonuca göre 11 boyutta tüm madde tek bir yapıyla membran (zar) birbirine bağlandı. 11 boyut sonsuz olarak uzun ve çok dardı, bu 10(-20) gibi bir mesafeye karşılık geliyor. Yani milimetreyi 10 ve 20 sıfırı olan bir sayıya bölerek çok küçük bir mesafe elde ediliyordu. Kısaca milimetrenin trilyonda biri demekti. 2001 yılında yapılan açıklamalarda 11. inci boyuttan membran evrenlere doğru bir boyut olduğu belirtildi. Paralel evrenler teorisi de 11 boyut evren teorisi üzerine inşa edildi. </p>
<p>Japon asıllı fizikçi dr. michio kaku paralel evrenlere açılan kapının moleküller çaptaki bir kurt deliğiyle olabileceği iddia etmişti. Kapıyı açmak için ise kozmik çapta yüksek bir enerjiye ihtiyaç duyulabileceğinden söz etmişti. Belki Hollywood sinemasının bile hayal edemeyeceği popülerliği yüksek konular, hem haber olma anlamında hem de bu tür haberlerden geçinen medya kuruluşları için aranan Argümanlar üretmek, düşünülmeye değerdir.<br />
Sadece ve sadece matematiksel kavramlarla elde edilen ve pratikte hiçbir emaresi olmayan teorik söylemler neye hizmet ediyor olabilir. Bunun yanında eksik ve tamamlanmamış bir söylem teori olabilir mi? Ya da bir fikir hiçbir zaman test yapılamayacaksa teori olabilir mi? M-teorisinin 11 boyutundan biri olan zaman boyutunun daha boyut olup olmadığı tartışılırken bunun boyut olarak eklenmesi ne kadar doğrudur?  Aynı zamanda boyutların ne olduğu ve kaç aşamadan meydana geldiği başka bir tartışma konusudur. </p>
<p> Hiçbir zaman kanıtlanamayacak söylemleri teori olarak kabul etmenin ve bu tür söylemlerin dillendirmenin bilimi nasıl etkilediğini hiç düşündünüz mü? Gerçekleşmesi mümkün olmayacak bir hayal, diyelim ki yüksek kozmik bir enerji elinizde teorinizin gerçekliğini sınayacaksınız.  kozmik çaptaki deneyinizi gerçekleştirdiniz ve bir kurt deliği yani küçük çapta bir karadeliği meydana getirdiniz ve karadeliğin içine göndereceğiniz materyalleri gönderdiniz bu gidiş, sizin deyimizle tek gidiş bir bilet gidiş var, geri dönüş yok deniliyor ve materyal gönderdiniz zaten dönemeyeceği kesin bir gerçek, yalnız karadelikten öte tarafa da bir bütün olarak çıkamayacağı da ayrı bir gerçek.</p>
<p>Materyal karadelikten geçerken, materyalde yani maddede sonsuz sayıda parçalanma gerçekleşir önce proton ve nötronlarına sonrada alt yapılara kadar parçalanma devam ederek sürer nihayetinde materyal enerjinin bir çeşidine dönüşerek, evrenin boşluğuna veya evrenin her hangi bir yerine sürüklenir. Nihayetinde karadelikten geçme olasılığı olsa bile yine 3 boyutta hareket edece bu materyal.</p>
<p>Yapılan deney, olanaksız ve teorik olarak ta başarısız bir deney olmaktan ileri gidemez. Bu tür söylemler acaba bilimin sevilip yaygınlaşması için mi yapılıyor? Ya da kafa karıştırarak bilim başka yönlere mi çekilmek isteniyor? Ya da imkansız ve gerçekleşemeyecek olaylar neden bu kadar gündeme alınıyor demekten insan kendini alamıyor.</p>
<p>Zamanda yolculuk yapabilme olasılığının gündeme gelmesi insanların hayalleri bile süsledi her defasında zamanda yolculuk yapabilme olasılığından söz eden çevreler hiç şekilde zamanda yolculuk konusunda,  bir aşama kayıt edemediler. Neden ileri gidemediklerini anlatmadan önce 8 Şubat 2008 tarihli bir yazı Haber Türk gazetesinde yayınlanandı. zamanda yolculuk ile ilgili bu haberi sizlerle paylaşacağım ardından zaman ne? sorusuna birlikte cevap arayacağız.</p>
<p>Haberde insanoğlunun en büyük düşlerinden biri olan zamanda yolculuğun 3 ay içinde gerçekleşebileceği aktarılıyor ve devam ediyor. Rus bilim adamları İsviçre de yapılacak ve evrenin oluşumunu inceleyecek olan, 9 milyar dolarlık deneyin bir zaman tüneli açacağı iddia etmişlerdi. Canlı kopyalama, ısmarlama organlar, Aya seyahat derken, iki Rus matematikçinin gündeme damga vuran bir açıklama yaptığından söz edilmekte ve ardından mayıs ayında gelecekten gelen misafirler için hazırlanın denilmekte idi. </p>
<p>Moskova steklov matematik enstitüsünden iki matematikçi Irina Afefeva ve Igor volovich’e göre bu deney sırasında ortaya çıkan yüksek enerji, zamanda bir kırılma yaratacak ve atom düzeyinde bile olsa bir zaman tüneli oluşturacaktı. İddiayı dünyanın sayılı bilim dergilerinden New Scientist kapağına taşıdı. Volovice göre yüzyıllar veya bin yıl sonra, torunlarımız tarih kitaplarında cern’deki deneyi okuyacak ve deneyin ne zaman, kaçta ve nerede yapıldığı ve nasıl yapıldığı hakkında bilgi sahibi olacaklar dendi, o zamanki teknolojiyi kullanarak, açılmış olan ‘’ zaman tünellerinden ‘’ bizi ziyaret edecekler diye açıklamada bulundular.</p>
<p>Bu haber 8 şubat 2008’de Haber Türk’te yayınlandı şimdiki tarih ise 5 mayıs 2011 yani bu haberin yayınlanması üzerinden 3.5 yıla yakın bir süre geçti. Bu yıllar içinde cern’de bir kaç deney yapıldı ve bu deneylerin sonunda ortaya çıkan yüksek enerjiyle zamanda kırılma olmadı. Zaman olarak dile getirilen 4. üncü boyut hiç açılamadı. Zamanda yolculuk üzerine ve 4.üncü boyutla ilgili çalışma yapan çevreler için deneyin sonuçları bir fiyasko oldu. Teorik olarak Yüksek çapta kozmik enerji ile kurt delikleri oluşturarak başka boyutlara gitme peşinde olanlar içinde sonuçlar pek iç açıcı olmadı. </p>
<p>Zaman ve boyutların tanımı, anlamı daha anlaşılmamışken, zaman ve boyut kavramı üzerine matematiksel çalışmalar yardımıyla teoriler üretmek ne kadar doğrudur? Deneyin sonucu bu kavramların, anlamlarını bir daha gözden geçirilmesini gerektiğini işaret etmektedir.</p>
<p>Diyelim ki zamanda yolculuk olabilir ama elimizdeki teknolojiyle bu yolculuğu gerçekleştiremiyoruz. Güya bizden ileri bir zamanda yaşayan torunlarımız, mesela 1000 yıl ileride yaşayan teknolojileri gelişmiş ilerlemiş torunlarımız neden bir gün bizi ziyaret etmediler.  Işık hızında ilerleyen bir araçları belki halen daha yok ama yüksek bir enerjiyle zamanda kırılma meydan getirip bize gelemezler mi?  </p>
<p>Binyıl bizden ileride olan torunlarımız bizlerden buluşmak için kendileri mi harekete geçecek yoksa bizler mi?  Düşünceme göre torunlarımızın harekete geçmesi gerekir çünkü ileri medeniyetleriyle onların bizi araması gerekmez mi? Acaba neden gelmediler çok merak ediyorum ve onları beklemekten bıktım artık? Acaba gelmeyecekler mi?  Ya da gelemiyorlar mı? Bizim boyuta gelmek mi istemiyorlar?  Diye sorular uzar gider.  Boyutlar ve zamanda yolculuk meseleleri acaba gerçekleri yansıtmıyor olabilir mi?</p>
<p>Işık hızı zamanda yolculuk için kullanılan temel kriterlerden biridir,  şimdiki teknoloji ile ışık hızına yetişecek bir araç yapmanın imkansız olduğu biliyoruz. Farazi olarak sn 300 bin km hızla giden bir aracın ışık hızını aştığında zamanda yolculuk edebileceği söylenmektedir. yine imkansız bir sınır, kanıtlanması ve denenmesi çok zor olan durumla karşı karşıya kalmaktayız.</p>
<p>Maddeyi meydana getiren enerjinin bir türevi olan ışık veya foton ışımasının, saniyedeki hızı 300 bin kilometredir. Enerji kökenli bir yapıdır. Düşünceme göre eğer bu hız başka boyutlara geçmek için bir eşikse, ilk önce ışığın kendisi kaynağından çıktığı gibi başka bir boyuta giderdi hata ilk zamanda yolculuk eden ve bu kapıları aralayan ışık olurdu. Eğer zamanda yolculuk olsaydı bunun ilk gideni ışık olurdu. Yalnız bir sorun daha ortaya çıkmakta,  zamanda yolculuğa çıkacak ışık bizim boyutu terk etmesinden dolayı ışımanın olmadığı zifiri karanlık bir evren olurdu bunun sonucunda dünyada belki hayat hiç olmayacak ve bu yazıları yazan biri de olamayacaktı.</p>
<p>Evrenimizde ışıma olmakta ve ışık başka boyutlara geçmemektedir. Yine karşımıza boyutların var olup olmadığı sonucu çıkmaktadır. Bazı teorilerin söylemi olan boyutlar acaba yok mu? Matematiksel temelli boyutlar gerçekte evrene uygulanabilir mi? Boyutlar hakkındaki düşüncelerimi doğal boyutlar bölümünde anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>TURAN ZENGİN<br />
turanzengin33@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/06/dogal-boyutlar-ve-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kesintisiz Kararlılık İlkesi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/04/kesintisiz-kararlilik-ilkesi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/04/kesintisiz-kararlilik-ilkesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 19:53:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[ilke]]></category>
		<category><![CDATA[kararlılık]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2141</guid>
		<description><![CDATA[Hangi konu üzerine kafa yorarsak ki yoralım en son varacağınız nokta tüm olup bitenlerin yüksek bir bilinçle oluştuğu ve hareket ettiği veya bu düzene sadık kalarak yapılandığını düşünür ve son irademizde de buna bağlarız. Canlılarda var olan yüksek bilinç, insanın sadece bir hücresindeki hareketlilik teorik olarak dünyanın en büyük sanayi merkezlerinden daha fazla bir hareketliliğe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hangi konu üzerine kafa yorarsak ki yoralım en son varacağınız nokta tüm olup bitenlerin yüksek bir bilinçle oluştuğu ve hareket ettiği veya bu düzene sadık kalarak yapılandığını düşünür ve son irademizde de buna bağlarız. Canlılarda var olan yüksek bilinç, insanın sadece bir hücresindeki hareketlilik teorik olarak dünyanın en büyük sanayi merkezlerinden daha fazla bir hareketliliğe sahiptir, bunun yanında bir atomun etrafındaki elektron hareketliliğine ne demeli? Bunları  bir arada düşündüğümüz zaman ortaya çıkan birbirinden harika eserler ve tüm eserlerin bir olup içinde yüzdüğü sonsuzluk.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/04/sureklilik.png"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/04/sureklilik-300x230.png" alt="" title="sureklilik" width="300" height="230" class="alignleft size-medium wp-image-2143" /></a>Zamanımızdaki akademik gelişmeler ışığında teorik olarak çok şeylerin yapılabileceğini yalnız bunların pratik olarak çok zor gerçekleşebileceği ve bir o kadarda hayal olduğunu anlamaktayız. İmkanlarımızın olması durumunda uzayın derinliklerine yapılacak bir yolculuğun, insanlık için çok yararlı olabileceğini ve orda yapılacak ölçüm ve değerlendirmelerin dünya ortamında yaptığımız ölçüm ve değerlendirmelerden çok daha faydalı olabileceğini inanıyorum. Yeni  dünyaların keşfi, belki farklı işleyen fizik kuralları, belki yeni medeniyetler bulunması olabilir. Issız ve haşmetli evrenimizde hiç bilmediğimiz çok farklı güzelliklerin olduğunu ve değişik kurallarla işleyen durumlarında var olabileceğini umut etmekteyim.</p>
<p>Dünyaya gözümüzü açtığımızda etrafımızı saran bilinç yumaklarının oluşturduğu eserlerin, tüm evrende mevcut olabileceğini sade bir akılla bile inanabilir insan ve daha görmediğimiz çok ama çok eserin var olabileceğini umut edebiliriz . Bu eserler dediğim gibi farklı işleyen fizik kurallarıyla donatılmış eserler ve medeniyetlerde olabilir. Homojen bir şekilde genişleyen evren ve aynı ahenk, yüksek bir bilincin her yerde var olduğunu kanıtlar en büyük delildir.</p>
<p>Teknik anlatımlarla anlattığımız evrene felsefi anlamda yüklediğimiz yada felsefi tanımlamada değindiğimiz bilincin arkasındaki gerçek güce değineceğim. Evrendeki homojen genişleme ve her atomundaki ahenk zaten düşünülmeye değer bir olay, bunun yanında evrenin kendini sorgulayan insan ve insandaki bilinç ve doğadaki çok şey bunları saymaya kalkarsak ne satırlar yeter ne de sayfalar tüm eserlerin yüksek bilinç’e sahip olmasının nedeninin arkasındaki sebep kesintisiz kararlılıktır.</p>
<p>Mekan zaman ve konum tüm unsurlar için geçerli olan durumlar ve onların merkezinde  olan bilinç ve bilincin arkasındaki gerçek güç olan ‘’irade’’nin evrenin dayanağı olduğunu kabul ediyorum. Atomun içindeki bilinci kontrol altında tutan yegane güçle başlayan ve evrendeki her şeyin her yapının merkezinde bulunan bilinci kontrol altında tutan yegane güç iradedir. Issız haşmetin yani evrenin dayanağı kesintisiz kararlılıktır. Bildiğimiz fizik kurallarının temelinde yatan sebep ya da nedenselliğe verilecek cevap olarak karşımıza çıkan referans kesintisiz kararlılıktır. Kesintisiz kararlılık  evrendeki kural ve kaidelerin merkezinde ve sebebidir.</p>
<p>Geceleyin gökyüzünü inceleyin parayla değil bu bedava olan bir şey, eserin sadece yüksek bir bilinçten ibaret olmadığını bu güzel yapının tüm unsurlarını emir verircesine evreni bir arada tutan  yegane gücün kesintisiz kararlılık  yani üstün bir iradenin emarelerini görecek ve his edeceksiniz. </p>
<p><strong>SONUÇ OLARAK:</strong></p>
<p>1-	Evrendeki dengelerin merkezinde bulunan bilinç’in dayanağı &#8220;kesintisiz kararlılık&#8221; dır.<br />
2-	Bu kararlılık evrenin bir ilkesidir.<br />
3-	Sonsuzluktan var olan evrenin sebebi kararlılık ilkesidir.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong>kişisel düşünce ve kanaatler<br />
<strong><br />
TURAN ZENGİN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/04/kesintisiz-kararlilik-ilkesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cosmic Perspective</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/04/cosmic-perspectiv/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/04/cosmic-perspectiv/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 06:15:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Physics]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[cosmic]]></category>
		<category><![CDATA[cosmic perspectiv]]></category>
		<category><![CDATA[perspectiv]]></category>
		<category><![CDATA[perspective]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2137</guid>
		<description><![CDATA[Constantly arising, and in the days of the setting sun and it grows in the sun, as children of the world, we continue investigating the meaning of our lives and the meaning of life by installing other meanings to continue its journey. Paths we walk in the streets, neighborhoods, towns, counties and cities, and that [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Constantly arising, and in the days of the setting sun and it grows in the sun, as children of the world, we continue investigating the meaning of our lives and the meaning of life by installing other meanings to continue its journey.</p>
<p>Paths we walk in the streets, neighborhoods, towns, counties and cities, and that the sum of the countries and cities of the world and home of all humanity the world by sea, land and sky that surround us, we know the meaning of life or their own should not be limited to our measurement and evaluation in this area ways to go, unable to answer questions or need to question our calculations.</p>
<p>Balances and the nature of the functioning of the world&#8217;s admiration, not doubt, and we do not know about the world may have more things, such as working hours and renews itself each spring in the world, may have a special place in the desert and the majestic feeling of the universe can not control himself.</p>
<p>And we began to grasp a better understanding of space in the new century, developing technology, and researchers have begun to question and look for ideas in the light of our place in cosmic perspective, what we live on and where in the world, and we emphasize this perspective?  our universe and the only reason for our journey into space research is one that we actually believe that we are looking for.</p>
<p>Thoughts about the universe and far beyond perception, perceive know that much about things, a part of this great and only a small detail in order that we can say that. In this deserted stateliness to be a thought-provoking, and that up until the sad details. Go unheard in a great layout and order, misfire and cause a sense of the idea we&#8217;re here &#8230;</p>
<p>Space and theories put forward and accepted theories about the universe, the formation history of the universe that we may be missing or these campaigns well, there are differences between past and present-day universe between the time that he explained the situation and conditions in this century findings have been thinking. Does not mean that we would only theory against theory, and theories and theories of thought range their effort to look at.</p>
<p>Big-bang the big bang theory in scientific circles there are two reasons for acceptance of the most important one of them in the cosmic background radiation in space and the other high-radiation. First, the high radiation in the universe I will, because the presence of high levels of radiation in space, countless stars in the universe through the radiation beam can produce permanent stop to all parts of outer space is the result of emissions. The cosmic background radiation, a radiation exposure is not unlike the explosion of the boundaries of our universe this radiation was larger than the universe due to the remote parts of the galactic density have been thinking. This is life as we know my views of our universe 13.7 billion light-billion within the framework of a much larger diameter, and I think that the long-lasting.</p>
<p>If there is some truth to what I thought the first explosion and subsequent explosions in the universe emerged in the chain of funds from the fund now perceive a much larger, and our whole perception of the anchor has reached beyond our borders, and high radiation in space is not the reason the big bang. In addition, the formation process of the atoms must be questioned about the cause of the above-mentioned observations, such as evidence of past conditions and the rules differ in this century should not be ruled out.</p>
<p>Standing in all his glory in eternity I wonder what the universe has finished resemble each other. You try to explain it in plain language the huge sum of galaxies may constitute a structure or a work non-perception? The most natural form that is part of the whole universe we examine a piece of stone observe, because it occurred in the stone part of the different atoms. Smaller size of the universe is something other than the differences. Atoms make up molecules, forming systems, galaxies and planets to make the same motion. A total of universe is something we call the sum of galaxies can be?</p>
<p><strong>TURAN ZENGİN</strong><br />
Resources: the big bang theory, the theory of cosmic radiation, the equation of all articles<br />
General thoughts and opinions</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/04/cosmic-perspectiv/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Entire Field</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/04/entire-field/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/04/entire-field/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 13:06:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Physics]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[entire]]></category>
		<category><![CDATA[field]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2135</guid>
		<description><![CDATA[“ENTIRE FIELD” is a set of values which is consisting of energy, matter and nothingness. Quantum field theory surrounding the entire universe starts after Einstein’s gravitational field; quantum field paraphrases the smallest energy units. Well then, what are the sub-values of quantum field? Is it able to last forever? Definitely, there is a point that [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“ENTIRE FIELD” is a set of values which is consisting of energy, matter and nothingness. Quantum field theory surrounding the entire universe starts after Einstein’s gravitational field; quantum field paraphrases the smallest energy units. Well then, what are the sub-values of quantum field?</p>
<p>Is it able to last forever? Definitely, there is a point that it’ll stop when we break energy into pieces. That point is nothingness. Subunits of energy pass through “SYNTHESIS LINE” in the border of nothingness. They either move through nothingness or energy and matter universe. Synthesis line has consisted of energy and nothingness. It’s the place where energy loses its entireness or gains. The place of the synthesis line in the universe is outer border that quantum field finishes. In brief, it circles the borders of entire universe which consist of energy. Nothingness and eternity starts after synthesis line. Both nothingness and eternity are the source of synthesis line (generator). The stable and certain is that nothingness and eternity. The universe is temporary. The universe will participate into eternity by back-following all the roads when it will disappear such as it followed in the process of creation.</p>
<p>There is the chain of energy and matter in the entire universe. This chain starts with the universe which is the end of bulkiness and has a border. Super galaxy sets and galaxy sets follow this and then there are galaxies, systems, planets, molecules, atoms, nucleus, proton, quark, lepton, photon, particle and strings, magnetic vibration and waving field and the final there is the field of consciousness. This continuousness hypothetically proceeds to the subunits of the energy that we are not aware of. This continuousness comes to the border of eternity. This border is synthesis line (generator). How has this universe formed in such eternity and nothingness then? Here, nothingness, synthesis line and energy appear. Eternity that is the certain member of whole field, i.e. nothingness constitutes firstly synthesis line in its own extension; an intense, pure energy transition from eternity and nothingness starts to synthesis line generator that exists in the zero point.</p>
<p>Synthesis line (generator) has broadened more than today’s universe borders together with this pure, intense energy. We can explain this energy like that; if we keep the borders of universe equivalent to diameter of 1 hydrogen atom, it’s required to keep the universe in the first universe equivalent to diameter of energy which comes out of 1 hydrogen atomic fission. Energy has started decreasing as the substructures of the atom develops with this intense, pure energy in the first universe and after the atoms have developed, the difference has completely occured between the border of universe and the universe. In the meantime, moleculs that the atoms constitute  have started settling to orbits with the effect of gravitaiton and moving with the explosions that occur as a result of reactions. On the one hand, the universe has physically occurred; on the other hand, it has started moving in its own plane with the effect of non-stop huge explosions. I call the first of these explosions as bing bang. This dynamism is broadening. Although 13.5 billion years passed, it still goes on broadening. Well, how is synthesis line (generator) which makes the most important role in the creation of today’s universe? This case is that synthesis line becoming narrow for 13.5 billion years hasn’t come together with the broadening universe yet. Well, why has the universe that synthesis line circled been emptied suddenly while it’s in the huge borders and why has synthesis line started the movement of surrounding universe? And where did the intense, pure energy that fills the entire universe go? The energy density and diameter have decreased half and half with the formation of the first photons. The photons have constituted the sub phases of the atom. And they constituted the atom, molecules and matter. Intense energy turned into frozen energy standing and waiting by folding itself in atoms. Standing and waiting energy is “MATTER”. Matter is the place of energy. The universe hanging in the eternity and nothingness is in the state of “ACCUMULATOR” of eternity. Let’s continue the synthesis line (generator) that we left; synthesis line which is decreasing and becoming narrow from all aspects has started the movement of becoming narrow through the center of universe. When the return starts, it will reach the pure energy in the intensity of the first phase again with the crash of huge masses into each other in this return.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>This time the question “Is the universe in a circle? “may come to our minds. According to me pure energy occurs in the second phase will not start turning to matter as in the first formation. The event to start is that the energy will set back from the synthesis line in such a way that it comes. At last, synthesis line, i.e. generator will be involved in eternity. The reason of existence of the universe is hidden in the private calculations of over conscious eternity and nothingness. According to this calculation, however we don’t know the exact lifespan of the universe, 50 billion years (hypothetical lifespan) the energy will be frozen and waited and it will be set back to the eternity form when required. In this calculation there are the results of art that energy is set in one place; these results creates all the livings, all existence, matter and the most importantly the mind that questions it.</p>
<p>Even the string theory that is the last point of quantum thought has sub phases and dependant on certain eternity after those sub phases. Not string cords but non-dimensional points are closer to the process, order and atomic structure of the universe. There are also sub phases of non-dimensional points which enter into quantum field passing through synthesis line from the eternity. According to this condition:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-eternity which is certain is nothingness.</p>
<p>-the temporary one is the universe and all its values.</p>
<p><em>H= NOTHINGNESS (ETERNITY)</em></p>
<p><em>S= SYNTHESIS LINE (GENERATOR)</em></p>
<p><em>K1= QUANTUM FIELD</em></p>
<p><em>K2= GRAVATATION FIELD</em></p>
<p><em>E= UNIVERSE</em></p>
<p><em>En= ENERGY </em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">H=S=K1 +K2=E &gt;ENTIRE FIELD EQUATION </span></em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">K1+K2=En&gt;TOTAL ENERGY AND UNIVERSE OF MATTER (there is formal entire field and scheme  entire field in the last page.)</span></em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></p>
<p>(k1+k2) constitute the extent of matter and energy of the universe, (S) constitutes passing line and generator (H) constitutes the basis of (S). Time is the general name of movement and all the motion within the date that (H) gives to (E).</p>
<p>I have already said that eternity; nothingness is certain and is the source of synthesis line (generator). The eternity hasn’t been come into existence from energy; energy has come into being within eternity, nothingness and organized in accordance with its own rule and order. Energy cannot be without eternity but eternity can be continuous without energy. Matter and energy cannot be where the eternity doesn’t exist. Because nothingness and eternity are the ones which produce, structure and be place.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">-STRUCTURE OF ETERNITY, NOTHINGNESS-</span></p>
<p><em>1) There isn’t any gravitation field.</em></p>
<p><em>2) There isn’t any matter and its sub structure.</em></p>
<p><em>3) There isn’t any energy field and particle.</em></p>
<p><em>4) There isn’t any vital trace and activity.</em></p>
<p><em>5) There isn’t any beginning or ending, bottom or top, left or right and side or direction.</em></p>
<p><em>6) These are the fields that we cannot perceive, only with the concepts we can perceive;</em></p>
<p><em>Any other conscious cannot explain the structure and order of eternity and the order cannot be measured by any other material. It’s an “OVERCONSCIOUS” structure. </em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><em>-CHARACTERISTICS OF ETERNITY, NOTHINGNESS-</em></p>
<p><em>1) Eternity is the place which can produce synthesis line.</em></p>
<p><em>2) It is the place which forms the source of synthesis line (generator).</em></p>
<p><em>3) Eternity is the place which constitutes the universe.</em></p>
<p><em>4) Eternity is the place which becomes a place to the universe or the universes.</em></p>
<p><em>5) It is the place which stops the activity by back-following all the ways that is followed during the organization of the universe or universes. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">-THE ACTIVITY OF ETERNITY, NOTHINGNESS-</span></p>
<p><em>1) Our universe which inholds our planet, galaxy and approximately 100 billion galaxies.</em></p>
<p>It’s the time that (H) gives to date to (E) or the period between existence and extinction. Every event and every living thing will have a beginning and ending in the universe having a beginning and ending; because all the events and living things have been created faithfully to their self-identities.</p>
<p>The universe-lifetime is the simple time. No matter if what speed is gone, moving and catching the light speed or making the machineries to pass the light speed in the future will make us understand the universe-life time. The time is an inseparable, indivisible and impartible whole; it’s the total of movement in the universe which has a beginning and ending. Decreasing a way in 5,5 years to be gone during 45 years will not interrupt the universe time one second. Heating in the machine and tools or inactivity in mechanics may occur because of over speed. These cases are the effects of speediness on hypothetical machine.</p>
<p>A millisecond in two hours that can be measured between beginning and ending will not even make difference. The difference is related to speed, energy consumed and differentiation of personal perception that the person in the machine is affected by the speed. If reaching light speed makes passing another extent, it means the light which is the basis of matter and a type of energy can travel along with the time. But this is impossible. If there would be such a thing, any light in the universe didn’t move forward and there wasn’t radiation.</p>
<p>It would be a universe only consisting of darkness. This means that; if the light caught the light speed, every light would pass another time extents different from the point it started with the smallest difference and depths but there is no such a thing because the time doesn’t break into pieces. The time of universe has the same process in everywhere. The only difference of the light which reaches from 10 billion light years to us is the distance; there isn’t any difference in the starting point and destination.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">IN CONCLUSION</span></p>
<p>………………………………………………………………………………………………………………………………….</p>
<p><em>1- Eternity is “OVERCONCLUSION FIELD” that we cannot perceive with the concepts perceived.</em></p>
<p><em>2- Physical universe, impact area and conscious field are in the universe.</em></p>
<p><em>3-It has created energy and matter form the body of eternity. How is it?</em></p>
<p><em>with the concepts and values that we cannot perceive.</em></p>
<p><em>4- Eternity, nothingness is a field no matter if it hasn’t a beginning and ending or consisted of the concepts that we cannot understand.</em></p>
<p><em>5- Eternity, nothingness field is whole with the conscious field of universe, impact effect and the universe; this whole is “ENTIRE FIELD”. </em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">H=S=K1+K2=E </span></em></p>
<p><em>6- Conscious field, impact field and universe are the energy storing field of eternity.<span style="text-decoration: underline;"> K1+K2=En</span></em></p>
<p><em>7- Eternity, nothingness enters into existence field with synthesis line (generator), this entrance occurs with pure energy.</em></p>
<p><em>8- Synthesis line which is broadening maximum with intense pure energy in the first creation of the universe becomes smaller to the zero point which is created. The universe which broadens with the effect of first explosion and reactions will stop broadening with the narrowing of synthesis line and start return and in fall.</em></p>
<p><em>9- As the return is completed, pure energy to be formed with the effect of impact and fission will enlarge synthesis line in the maximum level.</em></p>
<p><em>10- After that, the universe that turns into pure energy will not form gravitation field by being reorganized. The universe will have completed its mission, held the energy for 50 billion years within its body and forwarded this energy to the place which is taken.</em></p>
<p><em>11- Synthesis line will become smaller and buried into eternity by reaching zero point in the first universe.</em></p>
<p><em>12- The universe is the acquisition and acquirement of the eternity. This acquisition is the return calculation of the energy which is gathered and waited.</em></p>
<p><em>13- Matter exists or not. According to this, matter is in the transition in the third alternative. Matter transition divides into two parts A) which passes to the universe from the eternity</em></p>
<p><em>B) which passes to eternity from the universe</em></p>
<p><em>14- The difference between existence and extinction is the time. It is the interpretation of all the movement in universe-lifetime. The lifespan of the universe which is temporary existence is “TIME”.   The time of universe which works all over the universe doesn’t show any division or separation in anywhere.</em></p>
<p>Turan ZENGİN</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> References:</strong></p>
<p>*Quantum electromagnetic field, quantum conscious field</p>
<p>*Einstein’s law of gravitation and general relativity</p>
<p>*General philosophy writings</p>
<p>* General culture encyclopedia</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/04/entire-field/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kozmik Perspektif</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/04/kozmik-perspektif/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/04/kozmik-perspektif/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 15:27:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[kozmik perspektif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2131</guid>
		<description><![CDATA[Devamlı doğan ve batan güneşin oluşturduğu günler içinde ve bu güneşin altında büyüyen, dünyanın çocukları olarak, sürdürdüğümüz hayatımızın anlamını araştırarak ve bu anlamlara başka anlamlar yükleyerek hayat yolculuğuna devam etmekteyiz. Yollarını yürüdüğümüz sokaklar, mahalleler, beldeler, ilçeler ve şehirler ve o şehirlerin toplamından oluşan ülkeler ve tüm insanlığın yurdu olan dünya ve dünyayı oluşturan denizler, karalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devamlı doğan ve batan güneşin oluşturduğu günler içinde ve bu güneşin altında büyüyen, dünyanın çocukları olarak, sürdürdüğümüz hayatımızın anlamını araştırarak ve bu anlamlara başka anlamlar yükleyerek hayat yolculuğuna devam etmekteyiz.</p>
<p>Yollarını yürüdüğümüz sokaklar, mahalleler, beldeler, ilçeler ve şehirler ve o şehirlerin toplamından oluşan ülkeler ve tüm insanlığın yurdu olan dünya ve dünyayı oluşturan denizler, karalar ve  bizi çevreleyen gökyüzü, hayatın anlamı sadece bunlarla sınırlı olmamalı veya kendi bildiğimiz alan içinde yaptığımız ölçüm ve değerlendirmeler bu sorulara cevap veremiyorsa gittiğimiz yolları veya yaptığımız hesaplamaları sorgulamamız gerekir.</p>
<p> Dünyadaki dengelerin ve tabiatın işleyişini hayranlık duymamak elde değil ve dünyayla ilgili bilmediğimiz daha çok şeylerin olabileceğini, saat gibi işleyen ve kendini her baharla yenileyen dünyanın, ıssız ve haşmetli evrende özel bir yer olabileceği hissinden insan kendini alamıyor.</p>
<p>Yeni yüzyılda uzayı daha iyi anlamaya ve kavramaya başladık, gelişen teknoloji ve araştırmacı fikirler ışığında kozmik perspektifteki yerimizi aramaya ve sorgulamaya başladık, peki biz ve üzerinde yaşadığımız dünyamız ve biz  bu perspektifin neresinde durmaktayız?  Uzaya yolculuğumuzun yani evrenimizi araştırmanın tek ve yegane sebebinin aslında kendimizi arıyor olmamız olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p>Evren hakkındaki düşüncelerimiz ve kavrayışlarımızın çok daha ötesinde kavrayamadıklarımız hakkında çok şeylerin olduğunu biliyoruz,  bu büyük düzenin içinde bir parçanın sadece ve sadece küçük bir ayrıntısı olduğumuzu da söyleyebiliriz. Bu ıssız haşmetin içinde bir ayrıntı olmak düşündürücüdür ve o kadarda üzücüdür.  Büyük bir düzen ve nizam içinde duyulmamak, anlaşılmamak hissi ve neden burada olduğumuz düşüncesi…</p>
<p>Uzay ve evren hakkında ortaya atılmış teoriler ve kabul görmüş kuramların, geçmişi yani evrenin oluşumunu bize eksik veya iyi anlatamıyor olabilirler;  geçmişle günümüz arasındaki evren arasında çok farklar olduğu o zaman ki durum ve şartların bu yüzyıldaki bulgularla açıklanamayacağını düşünmekteyim. Anlattıklarım Teori ve kuramlara karşı olduğum anlamına gelmemeli sadece teori ve kuramlara kendi düşünce aralığımızdan bakma gayretidir.</p>
<p> Big-bang yani büyük patlama teorisinin bilim çevrelerinde kabul görmesinin en önemli iki sebebi vardır bunlardan biri uzaydaki yüksek radyasyon diğeri ise kozmik arka plan ışımasıdır. İlk olarak evrendeki yüksek radyasyona değineceğim, uzayda radyasyonun yüksek seviyelerde bulunmasının sebebi, evrendeki sayısızca yıldızın devamlı durmadan ışıma yoluyla radyasyon üretip uzayın her yerine yaymaları sonucudur. Kozmik arka plan ışıması ise  büyük patlamadan kalma bir ışıma olmadığı aksine evrenimizin sınırlarının daha geniş olduğu bu ışımanın da evrenimizin uzak parçaları olan galaktik yoğunluktan kaynaklandığını düşünmekteyim. Bu görüşlerim çerçevesinde evrenimizin bildiğimiz ömür olan 13,7 milyar ışık milyar çapından çok daha büyük ve uzun ömürlü olduğunu düşünmekteyim. </p>
<p>Eğer düşündüklerimde doğruluk payı var  ise evrendeki ilk patlama ve ondan sonraki  patlama zinciriyle ortaya çıkmış fon şuan algıladığımız fondan çok daha geniş bir çapa ulaşmış ve bizim tüm algı sınırlarımızın dışındadır; ve uzaydaki yüksek radyasyonunun sebebi büyük patlama değildir. Bunun dışında atomların oluşma süreci hakkındaki görüşlerinde sorgulanması gerekir nedenini yukarıda değindiğim gibi, bu yüzyıldaki bulguların geçmişteki şartlar ve kurallarla farklılık gösterebileceği olasılığı göz ardı edilmemelidir. </p>
<p>Sonsuzluğun içinde tüm haşmetiyle duran bu evren birbirini tamamladığında acaba neye benziyordur. Daha yalın bir dille bunu açıklamaya çalışırsak galaksiler toplamında devasa bir yapıyı veya kavramayacağımız bir eseri meydana getiriyor olabilir mi? Bunu en doğal haliyle tüm evrenin bir parçası olan bir taş parçasına incelediğimizde gözlemleyebiliriz; çünkü o taş parçası birbirinden farklı atomlarla meydana gelmiştir. evrende büyüklük küçüklük farkları dışında bir şey yoktur. Molekülleri oluşturan atomlar, galaksileri oluşturan sistemler ve gezegenler aynı devinimi yaparlar. Galaksilerin toplamı dediğimiz evrenimiz toplamında bir şey oluşturuyor olabilir mi?</p>
<p><strong>TURAN ZENGİN</strong><br />
<strong>Kaynaklar:</strong> büyük patlama teorisi, kozmik ışıma teorisi, tüm alan denklemi makalesi<br />
Genel düşünce ve görüşler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/04/kozmik-perspektif/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madde ve Enerji Zinciri-2</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/03/madde-ve-enerji-zinciri-2/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/03/madde-ve-enerji-zinciri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2011 22:01:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[galaksi]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2097</guid>
		<description><![CDATA[Gelişen yetenekler ve olanaklar sayesinde gözlemlediğimiz sistemimiz ve evrende algılayabildiğimiz son yapılar olan galaksiler, madde ve enerji 1 makalemde anlattığım zincirin 6&#8242;ıncı halkasıdır. Enerji zincirinde galaksileri meydana getiren sistemleri madde ve enerji zincirine eklemedim, bunun sebebi ise tek başına hareket eden kütleleri, uydusuz gezegenleri, uydusu olmayan yıldızları aynı kategoride değerlendirmemden kaynaklanmaktadır.algılarımız 6&#8242;ıncı aşamaya kadar evreni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gelişen yetenekler ve olanaklar sayesinde gözlemlediğimiz sistemimiz ve evrende algılayabildiğimiz son yapılar olan galaksiler, madde ve enerji 1 makalemde anlattığım zincirin 6&#8242;ıncı halkasıdır.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/03/evren.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/03/evren-300x180.jpg" alt="" title="evren" width="300" height="180" class="alignleft size-medium wp-image-2098" /></a>Enerji zincirinde galaksileri meydana getiren sistemleri madde ve enerji zincirine eklemedim, bunun sebebi ise tek başına hareket eden kütleleri, uydusuz gezegenleri, uydusu olmayan yıldızları aynı kategoride değerlendirmemden kaynaklanmaktadır.algılarımız  6&#8242;ıncı aşamaya kadar evreni hem mikro düzeyde, hemde makro düzeyde gözlemleyebilmekte. evreni mikro düzeyde incelediğimizde ise karşımıza atomlar ve atom altı parçacıklarının dünyası çıkmakta.<br />
Tüm parçacıklarda bölünme sonunda en alt birimlere ve sonunda hiçliğe bağlanmakta ve bundan sonra karşımıza hiçliğin içindeki bilinç çıkmakta; yani madde ve enerji zincirinin temelinde bulunan süper bilinç ortaya çıkmakta. bu süper bilinç sadece 6 aşamaya kadar bu evreni inşa ve kendini bu aşamalarla sınırlamış olabilir mi? kanaatime göre hayır peki bu aşamalar ne kadar devam etmiş olabilir, 6 aşamadan sonra daha kaç aşama vardır? bu soruya verilecek cevap ise muammadır.<br />
Bildiğimiz galaksiler neyin parçası neyi tamamlıyor sorusuna  ise muhakkak toplamda başka bir devasa aşamayı tamamlıyor diyebiliriz. öyleyse galaksilerin tamamladığı devasa aşama başka bir boyut mudur? elbette başka bir boyuttur. nasıl bir boyut olduğu konusunda ise sadece tahminler yürüterek belki bir şeyler edinebiliriz.<br />
Aklıma 11 boyut ve paralel evrenler teorisi geldi, şimdi 7&#8242;inci(4&#8242;üncü boyut) aşamada ne olduğunu, neler olduğunu bilmez iken 11 boyut ve paralel evrenlerden bahseden bazı bilim çevrelerine anlam veremiyorum ve diğer taraftanda paralel evrenlere açılacak tüneller hakkında var sayımlar ortaya atanların bir hayal peşinde koştuklarını düşünüyorum.Paralel evrenlere açılacak bir yol arayanlara hayal peşinde koştuklarını dememin sebebi ise zaten o boyutların parçası olduğumuz gerçeğdir, o boyutların içindeyiz, o boyutların üst olmasından dolayı algılayamıyoruz ama tüm boyutlarında parçası olduğumuz bir gerçek.<br />
Bu boyutlara geçemiyeceğimizi, dünyadan bazı örnekler vererekte anlatabiliriz; Düşünün kalbimizde bulunan bir su molekülündeki bir hidrojen atomu kendini yerinden kopararak, tüm vücutumuzun dışına çıkacak ve sonra vücudumuzun dışını keşfedip tüm fotoğrafı görecek mümkünmü dür? malesef değil ama hidrojen atomu vücutumuzun bir oluşturanımıdır? elbette evet.<br />
Sonuç olarak biz insanoğlu kendi alt boyutlarımızı 2&#8242;inci ve içinde yaşadığımız 3 boyutu gözlemleyebiliyoruz , bundan sonraki boyutlar idrak ve algı sınırımızın dışında olduğu için algılayamıyruz ama algılayamazsak bile diğer boyutlarında parçasıyız.</p>
<p><strong>TURAN ZENGİN</strong><br />
Kaynaklar:<br />
genel fizik yasaları<br />
11 boyut ve paralel evrenler teorisi<br />
madde enerji zinciri makalesi-1 t.zengin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/03/madde-ve-enerji-zinciri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madde ve Enerji Zinciri</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/03/madde-ve-enerji-zinciri/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/03/madde-ve-enerji-zinciri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Mar 2011 13:05:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[cern]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2092</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığımız yüzyılda fizik alanında yapılan geniş ölçekli araştırma ve çalışmalar devam etmekte, uluslararası bazda yapılan cern deneylerinde kısmi olsa bile atom altı parçacıkların varlığı saptandı. Bundan sonraki süreçte atom altı parçacıklarının daha küçük parçaları için yapılan araştırmalar ve sonuçları merakla beklenmektedir. Peki bundan sonra bulunacak parçacıkların, parçacıklarıda araştırılacak mı? bu araştırmalar nereye kadar sürebilir? parçacıklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/03/kara_delik_mit_05.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/03/kara_delik_mit_05-300x240.jpg" alt="" title="kara_delik_mit_05" width="300" height="240" class="alignleft size-medium wp-image-2093" /></a>Yaşadığımız yüzyılda fizik alanında yapılan geniş ölçekli araştırma ve çalışmalar devam etmekte, uluslararası bazda yapılan cern deneylerinde kısmi olsa bile atom altı parçacıkların varlığı saptandı. Bundan sonraki süreçte atom altı parçacıklarının daha küçük parçaları için yapılan araştırmalar ve sonuçları merakla beklenmektedir.<br />
Peki bundan sonra bulunacak parçacıkların, parçacıklarıda  araştırılacak mı? bu araştırmalar nereye kadar sürebilir? parçacıklar küçüldükçe bölünme sayılarında farklılık göstermiyor,  parçacık arama yolculuğu ne kadar sürebilir. bunları bende herkes gibi merak ediyorum.<br />
Yalnız parçacık arayışındaki bölünmenin bir sonunun ve sınırının olduğunu düşünüyorum , bölünmenin en son aşamalarda hiçliğe bağlanacağına ve bundan sonraki aşamalarda ise atomdaki bilince dair araştırmaların süreceğine inanmaktayım. Evrendeki düzene baktığımızda ise en küçük yapı taşından, en büyük süper galaksilere kadar  düzenin aynı işlediği merkeze dayalı enerji veya kütlelerin etraflarındaki enerji ve uydu hareketlilikleri gözlenlenmekte. evrendeki hareketliliğe örnek verecek olursak, hidrojen bir proton birde elektrondan meydana gelmiştir, dünya ise tek uydulu bir gezegendir ikisinin arasındaki fark elektromanyetik alan enerjisiyle diğeri ise kütlesel çekim gücüyle hareket etmesidir.<br />
Evrende en son bildiğimiz devasa çaptaki süper galaksiler veya galaksiler bir araya gelerek neyi oluşturuyor? parçacık, atom, element,madde,gezegen, galaksi dedikten sonra bunların bütünlüğü başka bilmediğimiz devasa bir bütünlüğün sadece ve sadece küçük ayrıntıları olabilir mi? biz bu aşamalaların 5&#8242;ıncisi olan gezegendeyiz ve algılarımızın algıladığı galaksileri ve süper galaksileri bilmekteyiz , bundan sonraki aşamalalarda galaksiler bir araya gelerek bir şeyimi oluşturuyor, peki bundan sonraki oluşum ne ? enerji ve medde zincirinde daha bilmediğimiz kaç aşama olabilir?<br />
Evreni hiçlikten meydana getiren bu muazzam bilinç sadece bildiğimiz bu 6 aşamayla yetinmiş olabilir mi? Algılarımızın sonucunda evreni oluşturan parçaların en büyüğünün galaksiler olduğunu biliyoruz. madde ve enerji zinciri belkide bilmediğimiz çok halkadan bu evreni oluşturmuş olabilir.<br />
Sonsuzluğun içinde bulunan süper bilinç enerjiyi ve bu bilinçli enerjide atomları elementleri ve maddeyi madde&#8217;de gezegenleri ve galaksileri oluşturuyorsa galaksilerinde toplamının başka bir yapıyı oluşturduğuna inanmaktayım.<br />
Bu defa enerji ve madde zincirinin sonsuzluğun içinde durmadan kendini inşa etme durumu ortaya çıkabilir, durmadan büyüyen madde ve enerji zinciri sonsuzluğun alanı içinde büyümeye devam eder bu büyümenin sonsuzluk içinde  davamlı yine başlangıçtaki kadar yer kapladığını düşünüyorum.<br />
Her şeyi oluşturan enerji ve madde zincirini sadece bildiğimiz bu 6 aşamadan oluşmadığını belki bu zencirin yüzlerce aşamadan meydana geldiğini algılarımızın sadece 6 aşamaya kadar bile bildiğini aslında yüz katlı bir binanın 5 inci katında oturduğumuzu sadece alt katları ve bir üstteki katı görebildiğimizi diğer katları görebilmemiz için kendimizi tehlikeye atmadan başımızı iyi yukarı döndürmemiz gerektiğini düşünmekteyim.<br />
TURAN ZENGİN<br />
Kaynaklar: parçacık,molekül,atom,cern deneyi GENEL KÜLTÜR ANSİKLOPEDİLERİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/03/madde-ve-enerji-zinciri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

