<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Portalı &#187; Bilim</title>
	<atom:link href="http://www.fizikportali.com/category/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikportali.com</link>
	<description>Fizik Eğitim ve Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 21:58:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bilimadamları bakteriden füze yakıtı üretti!</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/10/bilimadamlari-bakteriden-fuze-yakiti-uretti/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/10/bilimadamlari-bakteriden-fuze-yakiti-uretti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 17:35:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[füze]]></category>
		<category><![CDATA[füze yakıtı]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2185</guid>
		<description><![CDATA[Hollandalı biliminsanları, ilkel bir bakterinin, füze yakıtı olarak kullanılabilecek bir maddeyi doğal olarak üretebilen bir protein kokteyli geliştirdiğini buldular. Biyologlar, birkaç yıl önce &#8220;Kuenenia stuttgartiensis&#8221; bakterisinin, oksijene ihtiyaç duymadan, suyu kirleten maddelerden olan ammonyumu azot gazına çevirebildiğini ortaya çıkarmışlardı. &#8220;Annamoks&#8221; adı verilen bu tip bakteriler, atmosferdeki azotun yüzde 30 ila yüzde 50&#8242;sini üretebildiğinden okyanus bilimciler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hollandalı biliminsanları, ilkel bir bakterinin, füze yakıtı olarak kullanılabilecek bir maddeyi doğal olarak üretebilen bir protein kokteyli geliştirdiğini buldular.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/10/deney.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/10/deney.jpg" alt="" title="deney" width="270" height="189" class="alignleft size-full wp-image-2186" /></a><!-- adman --><br />
Biyologlar, birkaç yıl önce &#8220;Kuenenia stuttgartiensis&#8221; bakterisinin, oksijene ihtiyaç duymadan, suyu kirleten maddelerden olan ammonyumu azot gazına çevirebildiğini ortaya çıkarmışlardı.</p>
<p>&#8220;Annamoks&#8221; adı verilen bu tip bakteriler, atmosferdeki azotun yüzde 30 ila yüzde 50&#8242;sini üretebildiğinden okyanus bilimciler, iklim bilimciler ve su arıtma uzmanlarının büyük ilgisini çekiyor. Bu bakteriler, su arıtma tesislerinde bir süredir kullanılıyor.</p>
<p>Hollanda&#8217;nın Radboud Üniversitesinde görevli mikrobiyolog Profesör Mike Jetten ve ekibi, K. stuttgartiensis bakterisinin aynı zamanda füzelerde yakıt olarak kullanılan bir kimyasal madde olan hidrazini (N2H4) üretmek için de ammonyumu kullandığını gördüler.</p>
<p>Mike Jetten, idrarda bolca bulunan bu azot oluşumundan füze yakıtı üretilmesi konusuna Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi&#8217;nin (NASA) büyük ilgi gösterdiğini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/10/bilimadamlari-bakteriden-fuze-yakiti-uretti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hidrojen Sülfürden Hidrojenin Ayrıştırılarak Enerji Üretildi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/08/hidrojen-sulfurden-hidrojenin-ayristirilarak-enerji-uretildi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/08/hidrojen-sulfurden-hidrojenin-ayristirilarak-enerji-uretildi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 16:16:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerji üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[sülfür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2175</guid>
		<description><![CDATA[Hidrojen enerjileri üzerine ar-ge çalışmaları yürüten Dr. Mükerrem Şahin ve ekibi, tamamen Türk araştırmacılarla Karadeniz dip sularında yoğun olarak bulunan hidrojen-sülfürlü suyu geliştirdiği bir katalizör sistemi üzerinden geçirerek ekonomik koşullarda hidrojen gazı elde etmeyi başardı. Araştırmacıların yaptığı fizibilite raporları, Karadeniz&#8217;deki mevcut potansiyelin, bölgenin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini gösteriyor. AA muhabirine bilgi veren Dr. Mükerrem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hidrojen enerjileri üzerine ar-ge çalışmaları yürüten Dr. Mükerrem Şahin ve ekibi, tamamen Türk araştırmacılarla Karadeniz dip sularında yoğun olarak bulunan hidrojen-sülfürlü suyu geliştirdiği bir katalizör sistemi üzerinden geçirerek ekonomik koşullarda hidrojen gazı elde etmeyi başardı.</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/08/hidrojen_eldesi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2176" title="hidrojen_eldesi" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/08/hidrojen_eldesi-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a><!-- adman --><br />
Araştırmacıların yaptığı fizibilite raporları, Karadeniz&#8217;deki mevcut potansiyelin, bölgenin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini gösteriyor.</p>
<p>AA muhabirine bilgi veren Dr. Mükerrem Şahin, Karadeniz&#8217;de hidrojen-sülfür oluşumunun jeolojik oluşumların etkisiyle sürekli olarak arttığının gözlendiğini belirtti.</p>
<p>Son yapılan araştırma sonuçlarının, Karadeniz&#8217;de hidrojen-sülfür oluşumunun giderek yükseldiğini gösterdiğini aktaran Şahin, ayrıca bu kaynaklara Karadeniz&#8217;in 30-40 metre altında bile rastlandığını belirtti.<br />
Dr. Şahin, yaklaşık 5 yıl süren araştırmaları sonunda, Karadeniz dip sularında yoğun olarak bulunan hidrojen sülfürden hidrojenin ayrıştırılarak bir enerji üretimine yönelik ar-ge çalışmalarını tamamladıklarını bildirdi.</p>
<p>Şahin, araştırmalarına ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Çalışmamız, enerjiden kaynaklanan cari açığın yüksek değerlerde olduğu ve önemli bir sorun olarak tartışıldığı bu günlerde yerli bir kaynağın kullanılabileceği husunda ümitlerimizi arttırdı. Hidrojen sülfürlü suyu, geliştirdiğimiz bir katalizör sistemi üzerinden geçirerek ekonomik koşullarda hidrojen gazı elde etmeyi başardık.</p>
<p>Projemizde, Karadeniz&#8217;in 40 metre altında bulunan kaynağın değerlendirilmesi ve ülke ekonomisine katılması hususunda ilk ciddi sonuçlara ulaşıldı. Şimdiye kadar Karadeniz&#8217;deki rezerv tespitleri için yalnızca Rusya, Gürcistan, Ukranya, Romanya gibi ülkelerde çalışmalar yapılmıştı. Ülkemizin de bu konuda eş zamanlı çalışması lazım.&#8221;<br />
Şahin, yaptıkları fizibilite çalışmalarında, mevcut potansiyelin Karadeniz bölgesinin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini gösterdiğini bildirdi.</p>
<p>Konu hakkında bir dizi konferanslar verip üniversite öğrencilerinin ilgisini bu konuya çekmeye çalıştıklarını dile getiren Şahin, &#8221;Bunun bir devlet politika haline gelmesi ve pilot tesislerin kurulup bu potansiyelin değerlendirilmesi için çalışmaların yapılması gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Hidrojen-sülfürden ayrıştırılan hidrojenin, sudan hidrojen üretiminden çok daha ekonomik olduğuna işaret eden Şahin, &#8221;Elde ettiğimiz hidrojen yanabiliyor, termik santralde kullanılabiliyor. Ayrıca elde edilen yakıt, araçlarda da kullanılabiliyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>20-30 YIL İÇİNDE KULLANILMAZSA BÖLGE ZEHİRLENECEK İDDİASI</strong></p>
<p>Literatürde kendilerinin yaptığı boyutta hidrojen ve sülfür ayrıştırmasını yapan ve bunu uygulamaya koyan bir araştırmaya rastlamadıklarını belirten Şahin, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Hidrojen-sülfür, denizin altındaki basınç sebebiyle suda çözünmüş olarak olarak bulunuyor. Oraya herhangi bir boru indirdiğinizde ve suyu yüzeye çektiğinizde, hidrojen-sülfür sudan ayrışmaya başlıyor. Zaten bu kaynak, 20-30 yıl içinde enerji olarak kullanılmazsa, bütün bölgeyi zehirleyeceğine dair araştırma raporları var. Hidrojen-sülfür, denizin dibinde bakteriler üretiyor. Buradaki hidrojenin ayrıştırılmasıyla denizin dibi temizlenecek ve bununla kalınmayıp enerji de üretilecek.&#8221;</p>
<p>Karadeniz dip sularından hidrojenin elde edilmesini sağlayacak prototip çalışmalarını da tamamladıklarını bildiren Şahin, &#8221;Türkiye, bu çalışmayı nasıl işlevsel hale getireceği konusunda yoğunlaşmalı. Bölgeye pilot tesislerin kurulması için Karadeniz sahillerindeki en uygun bölgeleri de fizibilite çalışmalarımızda tespit ettik&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8221;KAUÇUK ve KİMYA ENDÜSTRİSİNE DE HAMMADDE VERECEK&#8221;</strong></p>
<p>Şahin, hidrojen-sülfürden hidrojen üretiminin yüksek seviyelere çıkmasıyla, aynı zamanda ekonomik değeri bulunan sülfür de denilen kükürtün açığa çıktığını kaydetti.</p>
<p>Sülfürün kauçuk endüstrisinin temel kimyasalı olduğunu vurgulayan Şahin, &#8221;Hidrojen-sülfürden hidrojeni enerji olarak aldığınızda, oluşan sülfür miktarı da ekonomik olarak bir katkı oluşturuyor. Böylece hidrojen üretimi neredeyse bedavaya geliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8221;KARADENİZ&#8217;DEN BESLENEN BİR SANTRAL HAYAL DEĞİL&#8221;</strong></p>
<p>Şahin, çalışmalarının her türlü maliyet ve fizibilite çalışmalarının tamamlanmasıyla, bölgeye Karadeniz&#8217;den doğrudan beslenen enerji santrallerinin kurulmasının &#8221;hayal olmaktan çıkacağını&#8221; söyledi.<br />
Özellikle Karadeniz&#8217;e kıyısı olan ülke araştırmalarının bu kaynağın değerlendirilmesi için yoğun çalışmalar yürüttüğünü belirten Şahin, &#8221;Litaratürü inceleyenler görecekler. Biz de istiyoruz ki Türkiye de bu konuda çalışma başlatılsın. Petrol azaldığında, yerine alternatif enerjiler kullanılmaya başlandığında bizim yanıbaşmızdaki kaynağı değerlendirir potansiyele sahip olalım. Aksi halde 20 sene sonra çok geç kalınmış olunacağından hazır teknolojiler almaya devam edeceğiz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Projelerinde hidrojen enerjileri üzerine adını duyuran bilim insanlarıyla da ortak çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Şahin, ayrıca İstanbul&#8217;daki Milletlerarası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi&#8217;nin Kurucu Direktörlüğünü yapan ve ardından ABD&#8217;ye dönen Prof. Dr. Nejat Veziroğlu&#8217;ndan da çalışmaları konusunda büyük destek aldıklarını söyledi.</p>
<p><strong>PROF. DR. VEZİROĞLU:&#8221;MALİYET ANALİZLERİ GEREKİYOR&#8221;</strong></p>
<p>Mükerrem Şahin&#8217;in çalışmalarını yakından takip eden ve halen ABD&#8217;de yaşayan Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu da konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Veziroğlu, halen ABD&#8217;de Miami&#8217;de dünyanın çeşitli bölgelerindeki hidrojen araştırmaları konusundaki çalışmaları izliyor ve dünyanın bu enerjiye dikkatini çekmesi için konferanslar düzenliyor.</p>
<p>Hidrojenin çeşitli yöntemlerle üretilebileceğine işaret eden Veziroğlu, bu enerji kaynağının Türkiye&#8217;nin yenilenebilir enerji kaynaklarından, rüzgar, güneş, su ve jeotermal gibi enerji kaynaklarından elde edilebileceği gibi Karadeniz&#8217;in dip sularındaki hidrojen sülfürden de elde edilebileceğini belirtti.</p>
<p>Hidrojen üretiminde uygun maliyetlerle üretim yapmanın önemini vurgulayan Veziroğlu, &#8221;Türkiye eğer bu alana yatırım yapar ve düşük maliyetle hidrojen üretimini yapabilirse, enerji bağımlılığından kurtulur. Ayrıca ticaret açığımız tamamen kapanır. Bu çok mühim bir konu&#8221; dedi.</p>
<p>Dr Mükerrem Şahin&#8217;in yaptığı buluşun da bu açıdan çok mühim olduğunu vurgulayan Veziroğlu, &#8221;Tabii bunu ticari hale getirmek için büyük çaplı deneyler yapmak lazım. Bunların da desteklenmesi gerekiyor&#8221; değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Karadeniz&#8217;deki bu potansiyelin değerlendirilmesi konusunda Karadeniz Teknik Üniversitesi, Rize Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi araştırmacıları ile Karadeniz&#8217;e kıyısı bulunan ülke araştırmacılarının çalıştığını dile getiren Veziroğlu, &#8221;Ancak bu çalışmalar hala araştırma aşamasında. Henüz ticari hale gelmedi. Bu araştırmalar arasında hidrojeni en ekonomik şekilde üretecek sistemin bulunması lazım&#8221; dedi.</p>
<p>Bu araştırmaların büyük çaplı yapılabilmesi için desteklenmesi gerektiğini ifade eden Veziroğlu, &#8221;Büyük çaptaki deneylerde ticari olarak ne şekilde hidrojenin üretilebileceğinin projesinin hazırlanmış olması gerekiyor. Mükerrem Şahin&#8217;in çalışmasında hidrojen, kalalizör yöntemiyle elde ediliyor. Diğer çalışmalarda ise başka yöntemler kullanılıyor. Burada mühim olan hangi yöntemin hidrojeni daha ucuz üretilebileceği. En ucuz yöntem piyasayı tutacaktır. Bu anlamda Şahin&#8217;in çalışması çok mühim.</p>
<p>Bu çalışmanın ticari olarak üretilebilmesi için daha büyük çapta üretim yapılması ve maliyet hesaplarının yapılması lazım. Bu yöntemle ilk etapta hidrojen üretilirse, maliyet ne olacaktır? Bunun gösterilmesi lazım. Eğer doğalgazdan daha ucuza üretilebilirse, Türkiye&#8217;de doğalgazın, petrolün ve kömürün yerini alır ve dışarıdan doğalgaz, petrol ve kömür ithal etmemize gerek kalmaz.&#8221;</p>
<p>Veziroğlu, Şahin&#8217;in çalışmasının Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği&#8217;nin çıkardığı Uluslararası Hidrojen Enerjisi Dergisi&#8217;ne gönderildiğini ve burada çeşitli araştırmacılar tarafından tetkik edilip yayınına karar verileceğini söyledi.</p>
<p><strong>BU ÇAĞIN ADI &#8221;HİDROJEN&#8221; ÇAĞI</strong></p>
<p>Uzun yıllar hidrojen ve bor teknolojileri üzerine çalışmalar yürüten ve çok sayıda uluslararası yayım yapan Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Levent Aksu da konuya ilişkin görüşlerini aktarırken, geçen yüzyılın bilim çevrelerinde &#8221;atom çağı&#8221; olarak adlandırıldığını, bu yüzyılın da &#8221;hidrojen çağı&#8221; olduğunu belirtti. Aksu, hidrojenin kainatta en çok bulunan element olarak çok büyük bir enerji kaynağı olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Hidrojenin genellikle suyun elektrolizinden elde edilebildiğini anlatan Aksu, iki hidrojen ve bir oksijen elementinden oluşan sudan hidrojenin ayrıştırılması için çok yüksek elektrik enerji gerektiğinden bu çalışmaların çok zahmetli ve zor olduğunu belirtti.</p>
<p>Hidrojen-sülfürlü suda bu zahmetlerin çoğunun bulunmadığını söyleyen Aksu, Mükerrem Şahin&#8217;in yürüttüğü projenin özellikle bu açıdan çok önemli olduğunu vurguladı. Çalışmada, hidrojeni sülfürden ayırmak için özel katalizörler kullanıldığını anlatan Aksu, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Hidrojen günümüzde çok önemli bir yakıt. Bildiğimiz tüm roket yakıtları hidrojenden yapılıyor. Çağımıza adını veren de hidrojen. Hidrojen, bilinen en etkili yakıt. Petrolün veya benzinin veriminin 10 bin katı kadar yüksek bir verim sağlıyor. Fakat, sıvılaştırılması sorunu belli katalizörlerle, depolanması sorunu da büyük ölçüde halledildi.&#8221;</p>
<p>Hidrojenle çalışan arabaların yapılmaya başladığını, ABD&#8217;de de çok sayıda hidrojen dolum merkezinin bulunduğunu dile getiren Aksu, &#8221;Hidrojen sülfürden hidrojeni elde etmek mevcut tüm yöntemlerden daha kolay&#8221; dedi.</p>
<p>Karadeniz dip sularına yönelik projenin son derece önemli bir proje olduğunu ifade eden Aksu, şu görüşlerini bildirdi:</p>
<p>&#8221;Hidrojen sülfür Karadeniz&#8217;in dip sularında çok fazla bulunan bir bileşik. Bunun içinden hidrojenin alınması konusunda yapılan fizibilite çalışması da son derece uygun. Daha yapılması gereken çok çalışma var. Bu çalışma, hidrojen araştırmalarında bir mihenk taşı diyebilirim. Türkiye&#8217;de uygun bir şekilde petrolden daha ucuza mal edilebileceğini düşünüyorum. Bunun için fiyat ve fizibilite araştırmasının yapılması lazım. Sanıyorum ki petrolden daha ucuza mal olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>samanyoluhaber.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/08/hidrojen-sulfurden-hidrojenin-ayristirilarak-enerji-uretildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Supermoon Nedir?</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2011/03/supermoon-nedir/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2011/03/supermoon-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Mar 2011 08:16:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[supermoon]]></category>
		<category><![CDATA[tsunami]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=2101</guid>
		<description><![CDATA[Supermoon Ay&#8217;ın yörüngesinin Dünya&#8217;ya çok fazla yaklaşması anlamına gelmektedir. Ay hem kendi çevresinde hemde Dünya&#8217;nın çevresini 27,322 günde dolanır. Dünya&#8217;nın yörüngesinde dolanan Ay belli zamanlarda çok fazla yaklaşır. Bu olay Supermoon olarak isimlendirilmektedir. Hangi tarihde Supermoon gerçekleşti? 19 Mart 1992 tarihinde gerçekleşen Supermoon olayında Ay Dünya&#8217;ya 356.578 km uzaklığa kadar yaklaşmıştı. Normalde Ay&#8217;ın Dünya&#8217;ya olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Supermoon Ay&#8217;ın yörüngesinin Dünya&#8217;ya çok fazla yaklaşması anlamına gelmektedir. Ay hem kendi çevresinde hemde Dünya&#8217;nın çevresini 27,322 günde dolanır. Dünya&#8217;nın yörüngesinde dolanan Ay belli zamanlarda çok fazla yaklaşır. Bu olay Supermoon olarak isimlendirilmektedir.<br />
Hangi tarihde Supermoon gerçekleşti?<br />
19 Mart 1992 tarihinde gerçekleşen Supermoon olayında Ay Dünya&#8217;ya 356.578 km uzaklığa kadar yaklaşmıştı. Normalde Ay&#8217;ın Dünya&#8217;ya olan ortalama uzaklığı 384.399 km olarak bilinmektedir. Supermoon daha önce 2005, 1992, 1974 ve 1955 tarihlerinde gerçekleşmişti. 19 Mart 2011 tarihinde de tam bir Supermoon olayı gerçekleşecek.<br />
<a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/03/supermoon.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2011/03/supermoon-300x170.jpg" alt="" title="supermoon" width="300" height="170" class="alignleft size-medium wp-image-2102" /></a><!-- adman --><br />
Supermoon hangi doğa olaylarına sebep olamaktadır?<br />
Bu doğa olayının sonucu olarak yerkürenin iklim düzeninde değişmelere, gelgitlere yol açabileceği ve bilimsel olarak kanıtlanmasa da volkanik faaliyetleri tetikleyebileceği öne sürülmektedir. 2005 ylında gerçekleşen ve Endonezya’da 220 bin kişinin ölümüne sebep olan tsunami faciasının 2005’teki ‘supermoon’dan iki hafta önce yaşandığı bilinmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2011/03/supermoon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En büyük dinozor mezarlığı</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2010/06/en-buyuk-dinozor-mezarligi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2010/06/en-buyuk-dinozor-mezarligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 06:37:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dinazor]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1871</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük dinozor mezarlığı Kanada&#8217;nın Alberta eyaletinde bulundu. Alberta&#8217;nın Saskatchewan eyaleti sınırına yakın bölgede araştırmalar yapan ekipten David Eberth, Hilda kentinin sınıra yakın bölgesinde 2,3 kilometrekarelik bir alanda binlerce dinozor fosili bulduklarını açıkladı. Bölgede daha önce çok sayıda bulunan dinozor fosillerinin sırrının böylece çözüldüğünü söyleyen Eberth, &#8220;bölge zaten araştırmalarımız nedeniyle koruma altındaydı. Yeni bulunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en büyük dinozor mezarlığı Kanada&#8217;nın Alberta eyaletinde bulundu.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/06/dinazor.jpg"><img src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2010/06/dinazor-300x224.jpg" alt="" title="dinazor" width="300" height="224" class="alignleft size-medium wp-image-1872" /></a><!-- adman --><br />
Alberta&#8217;nın Saskatchewan eyaleti sınırına yakın bölgede araştırmalar yapan ekipten David Eberth, Hilda kentinin sınıra yakın bölgesinde 2,3 kilometrekarelik bir alanda binlerce dinozor fosili bulduklarını açıkladı.</p>
<p>Bölgede daha önce çok sayıda bulunan dinozor fosillerinin sırrının böylece çözüldüğünü söyleyen Eberth, &#8220;bölge zaten araştırmalarımız nedeniyle koruma altındaydı. Yeni bulunan mezarlıktaki kemiklerin bir kısmı Güney Saskatchewan nehrinin taşkınları nedeniyle zaten kendiliğinden ortaya çıkmış durumdaydı&#8221; dedi.</p>
<p>İlk belirlemelere göre, 76 milyon yıllık olduğu sanılan fosillerin bilimsel incelemelerinin yapılmasıyla tarihin bazı karanlık sayfalarının daha aydınlanacağını anlatan David Eberth, &#8220;daha önce başlattığımız çalışmaların da yardımıyla, 76 milyon yıl önce Alberta&#8217;nın tropikal bir iklime sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu mezarlıktaki hayvanların da son derece korkunç tropikal kasırgalar nedeniyle topluca öldüklerini sanıyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Eberth, öküzden daha irice ve boynuzlu olan dinozorlara &#8220;sentrozor&#8221; adını verdiklerini belirterek, &#8220;Alberta&#8217;da daha keşfedilmeyi bekleyen birçok antik bölge ve sır olduğunu düşünüyoruz&#8221; dedi.<br />
cnnturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2010/06/en-buyuk-dinozor-mezarligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜBİTAK&#8217; tan bir buluş daha</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/08/tubitak-tan-bir-bulus-daha/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/08/tubitak-tan-bir-bulus-daha/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 09:19:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik silah]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal silah]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1496</guid>
		<description><![CDATA[TÜBİTAK, kimyasal ve biyolojik silahların etkisini tehlikesiz hale dönüştüren yüksek temizleme gücüne sahip malzeme geliştirdi. &#8221;T-1&#8221; adlı çok sayıda mikro kanaldan oluşan malzeme, güçlü emiş gücü sayesinde sıvı kimyasalları cilt, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binalardan hızla emerek iç yapısına hapsediyor ve yapısını bozduğu kimyasalların tehlikeli etkilerini yok ediyor. Malzeme, Türkiye&#8217;de çok miktarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜBİTAK, kimyasal ve biyolojik silahların etkisini tehlikesiz hale dönüştüren yüksek temizleme gücüne sahip malzeme geliştirdi.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/tubitak.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-238" title="tubitak" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/07/tubitak-254x300.jpg" alt="tubitak" width="254" height="300" /></a><!-- adman --><br />
&#8221;T-1&#8221; adlı çok sayıda mikro kanaldan oluşan malzeme, güçlü emiş gücü sayesinde sıvı kimyasalları cilt, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binalardan hızla emerek iç yapısına hapsediyor ve yapısını bozduğu kimyasalların tehlikeli etkilerini yok ediyor. Malzeme, Türkiye&#8217;de çok miktarda hammaddesi bulunan silikat esaslı seramik malzemelerden yapıldığı için üretimde ve maliyette büyük avantajlar getiriyor.</p>
<p>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Malzeme Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Tarık Baykara, AA muhabirine TÜBİTAK&#8217;ta yapımı tamamlanan &#8221;kimyasal gazın emilerek temizlenmesi&#8221; (absorblayıcı dekontaminasyon) çalışmaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Baykara, günümüz silahlanma faaliyetlerindeki tespit edilen en önemli gelişmenin &#8221;kitle imha silahları&#8221; olarak tanımlanan ve geniş kitlelerin imhasını hedefleyen nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar ile bunların uzun mesafelere taşınmasını sağlayan balistik füzeler üzerine yoğunlaştığını anlattı.</p>
<p>Uluslararası sözleşmelerle yasaklanmış olmasına rağmen, ülkelerin bu tür silahları üretme, depolama imkan ve kabiliyetlerini geliştirme çabalarının sürdüğünü dile getiren Baykara, bunun da diğer ülkeler gibi Türkiye için potansiyel bir tehdit oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>&#8221;Kimyasal&#8221;, &#8221;biyolojik&#8221;, &#8221;reaktif&#8221; ve &#8221;nükleer&#8221; olarak da tanımlanan bu silahların, canlıları öldürme, ağır yaralayarak saf dışı bırakma ve fonksiyonlarını bozma yoluyla etkisiz hale getirme amacıyla askeri ya da terörist faaliyetlerde kullanılan toksik ajanlar olduğunu anlatan Baykara, bu silahların çevreye son derece tehlikeli maddeler yayarak canlılara, malzeme, araç-gereç ve araziye, bina ya da tesislere bulaştığını, onları tehlikeli boyutta kirleterek hastalık ve ölüme yol açtığını ifade etti.</p>
<p><strong>-KİMYASAL SAVAŞ NEDİR?-</strong></p>
<p>Baykara, kimyasal silahların yapımının kolay ve ucuz olmasının yanında tesirlerinin çok çeşitli olduğunu, nükleer veya termonükleer silahların tesir altına alabildiği bölgeden çok daha geniş sahaları kaplayabildiğini belirterek bu özelliklerinin bu tür silahların en önemli tercih nedenlerinden olduğunu belirtti.</p>
<p>Bu silahlardan etkilenme tehlikesi olanları ve etkilenenleri tehlikeden uzaklaştırmak için kirlenmenin temizlenmesi işlemine &#8221;zehiri temizleme&#8221; (dekontaminasyon) adı verildiğini aktaran Baykara, temizlemenin &#8221;fiziki ajanı ortamdan uzaklaştırmak&#8221; ve &#8221;kimyasal ajanın yapısını bozup tehlikesiz hale getirmek&#8221; olmak üzere iki yöntemle uygulandığını kaydetti.</p>
<p>Kimyasal savaşın öldürücü, yaralayıcı ve tahriş edici etkiler gösteren, sis ve yangın meydana getiren, bitki ve metallere etkili olan katı, sıvı, gaz veya aerosol halindeki maddeler ile yapılan bir savaş olduğunu anlatan Baykara, kimyasal savaşın genel rumuzunun da (C) ile gösterildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>-ÖZEL MALZEMELERDEN YÜKSEK EMİCİ ÖZELLİK-</strong></p>
<p>Doç. Dr. Tarık Baykara, TÜBİTAK&#8217;ta bir süre önce tamamladıkları çalışmalarla kimyasal silah saldırılarına karşı hazırlıklı olmak için kimyasalı emecek (absorbe edecek), etkisini azaltacak ve bertaraf edecek etken maddeler geliştirdiklerini bildirdi.</p>
<p>TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü&#8217;nde yapımı tamamlanan çalışmada, tümü yerli hammaddelerden seçilen gözenekli yapıdaki silikat esaslı çeşitli seramik hammaddelerinin emici özelliklerinden faydalanıldığını anlatan Baykara, bunlar yardımıyla çeşitli kimyasal gazları emecek tozlar geliştirdiklerini belirtti.</p>
<p>&#8221;T-1&#8221; temizleme tozu olarak isimlendirilen malzeme ile kimyasal silaha karşı gerekli önlemlerin alınmış olacağını belirten Baykara, &#8221;Çalışmamızda çeşitli sıvı kimyasal maddeleri temizleme amacıyla seramik esaslı T-1 temizleme tozunun kullanıma uygun şartlarda hazırlanmasını esas aldık. Bu temizleyici malzemelerin çeşitli ebatlarda üretilmesi de kullanım kolaylığı sağladı&#8221; dedi.</p>
<p><strong>-YÜKSEK KORUMA SAĞLANDI-</strong></p>
<p>Geliştirilen ürünün herhangi bir saldırı esnasında zehirli endüstriyel maddelerle kirlenmiş personelin, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binanın temizlenmesini sağlayacağını anlatan Baykara, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Üretilen temizleme tozunun yüksek emiş gücü; taşıma, depolama, püskürtülebilme ve paketlenebilmeye uygunluk, uzun süreli depolama imkanı; sağlığa zararlı olmama ve temizleme özelliğine sahip olduğu elde edilen başarılı sonuçlardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kimyasal silahı absorbe edecek, etkisini azaltacak ve bertaraf edecek etken maddelerin stokta her zaman için bulunması gerekliliği, bu ürünle askeri ve sivil savunma birimlerinin kimyasal silaha karşı önlem alma gerekliliğinin sağlanmasında önemli bir adım atılmış olmaktadır.&#8221;</p>
<p><strong>-MALZEME NELERDEN OLUŞUYOR?-</strong></p>
<p>&#8221;T-1&#8221; temizleme tozunun geliştirilmesinde hammadde olarak Türkiye&#8217;nin çeşitli yörelerinde çok miktarda bulunan silikat esaslı malzemelerin kullanıldığını anlatan Baykara, &#8221;Bu çalışma ile ülkemiz doğal kaynakları kullanılarak kimyasal silahlara karşı son derece etkin bir temizleme tozu geliştirildi ve prototip olarak üretildi. Yapılan test ve deneyler son derece olumlu sonuçlar verdi ve kimyasal silaha maruz kalma durumunda olan ülkemizin savunmasında önemli kazanımlar sağlandı&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Baykara, &#8221;kit&#8221; olarak hazırlanan ürünün insan vücudunun maruz kaldığı sıvı kimyasal silahlara karşı temizleme yaptığını; &#8221;plastik kutu&#8221; şeklinde hazırlanan ürünün ise geniş cilt temasında sıvı kimyasal gazı absorbe ettiğini; &#8221;basınçlı tüp&#8221; ürünün de mühimmat, araç veya arazi gibi geniş yüzeylere temas eden sıvı kimyasal gazı emdiğini ettiğini bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Tarık Baykara, söz konusu temizleme tozunun üstün emiş gücünün aynı zamanda zehirli gazlara karşı da etkin olacağının kavramsal olarak görüldüğünü de belirterek, ancak bu alandaki deneysel çalışmaların çeşitli zorluklar içerdiğinden gerekli testlerin yapılması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Baykara, TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü &#8221;T-1&#8221; temizleme tozunu üretmek isteyen sanayicilerle işbirliğine ve desteğe hazır olduklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/08/tubitak-tan-bir-bulus-daha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kök hücreden diş üretildi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/08/kok-hucreden-dis-uretildi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/08/kok-hucreden-dis-uretildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 06:43:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[japon]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1485</guid>
		<description><![CDATA[Japon bilim insanları, farelerde kök hücreden diş üretmeyi sonunda başardılar. Bu buluş sayesinde protezi tarihe karıştırabileceği belirtiliyor. BBC ve Daily Mail’in haberine göre, Tokyo Bilimler Üniversitesi araştırmacıları, kök hücrelerle bir dişin büyümesi için gereken “bilgiyi” içeren dokuyu, farenin çene kemiğine naklettiler. Laboratuvar ortamında 5 gün boyunca çoğaltılarak minik bir kök haline gelen doku, farenin çene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Japon bilim insanları, farelerde kök hücreden diş üretmeyi sonunda başardılar. Bu buluş sayesinde protezi tarihe karıştırabileceği belirtiliyor. </strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/08/beyaz-dis.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1486" title="beyaz-dis" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/08/beyaz-dis-300x225.jpg" alt="beyaz-dis" width="300" height="225" /></a><!-- adman --><br />
BBC ve Daily Mail’in haberine göre, Tokyo Bilimler Üniversitesi araştırmacıları, kök hücrelerle bir dişin büyümesi için gereken “bilgiyi” içeren dokuyu, farenin çene kemiğine naklettiler.<br />
Laboratuvar ortamında 5 gün boyunca çoğaltılarak minik bir kök haline gelen doku, farenin çene kemiğinin derinlerine nakledildi. 5 hafta sonra, dişin ucu diş etini yararak çıktı. 7 hafta sonraysa normal bir dişin sertliğine ve hassasiyetine sahip, yiyecekleri kolayca öğütebilen bir dişe dönüştü.  Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada deney birçok kez tekrarlandı ve dişin tamamıyla kullanışlı olduğu görüldü.<br />
Deneyin fareler üzerinde yapılmasına karşın, bunun insanlarda da “kendi dişlerini büyütmenin” yolunu açabileceği belirtildi.  Tekniğin, hastalıklar veya yaş dolayısıyla yıpranmış kalp, akciğer, böbrek gibi diğer organların yedeklerinin de vücutta üretilmesini sağlayacak şekilde geliştirilebileceği ifade edildi.<br />
Hücrelerin fare embriyonlarından alındığını belirten bilim adamları, diğer tür hücrelerden de diş elde etmenin mümkün olduğuna inanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/08/kok-hucreden-dis-uretildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Japonlar güneşi toplayacak</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/07/japonlar-gunesi-toplayacak/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/07/japonlar-gunesi-toplayacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 19:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş paneli]]></category>
		<category><![CDATA[güneş panelleri]]></category>
		<category><![CDATA[japon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1452</guid>
		<description><![CDATA[Japon bilim adamlarından müthiş bir düşünce:  &#8220;Güneş toplama&#8221; fikri. Japonlar&#8217;ın dahiyane fikri Dünyamız açısından çok mühim bir adım olabilir; ama 2030 yılında. Güneşin enerjisi, kaynakları azalmaya başlayan Dünyamız için büyük önem taşıyor. Yer yüzüne kurulan güneş panelleri, gelen ışınları enerjiye dönüştürüyor ve çok farklı alanlarda kullanılabiliyor. Fakat bu plan havalar açık olduğu zamanlarda geçerli. Kapalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Japon bilim adamlarından müthiş bir düşünce:  &#8220;Güneş toplama&#8221; fikri. Japonlar&#8217;ın dahiyane fikri Dünyamız açısından çok mühim bir adım olabilir; ama 2030 yılında.</strong></p>
<p><div id="attachment_658" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px"><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/10/gunes.jpg"><img class="size-full wp-image-658" title="gunes" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2008/10/gunes.jpg" alt="güneş" width="250" height="190" /></a><p class="wp-caption-text">güneş</p></div><!-- adman --><br />
Güneşin enerjisi, kaynakları azalmaya başlayan Dünyamız için büyük önem taşıyor. Yer yüzüne kurulan güneş panelleri, gelen ışınları enerjiye dönüştürüyor ve çok farklı alanlarda kullanılabiliyor. Fakat bu plan havalar açık olduğu zamanlarda geçerli. Kapalı havalarda hatta bulutlu günlerde bile güneş enerjisi insanoğlu için erişilmez hale geliyor. Fakat bilim adamlarının bir planı var&#8230;</p>
<p>Bu plan güneş enerjisi ile aramıza giren bulutların artık bu konuda bir sorun olmamasını sağlamayı hedefliyor. Atmosferin üzerinde dolaşan uyduların güneş ışınlarını toplaması, bulut sorunlarını ortadan kaldırıyor. Şu anda bu konuda en önemli çalışmaları yapan Japonya bu teknolojinin 2030 yılında aktif ve yaygın olarak kullanacağının müjdesini verdi. Şimdiki en büyük sorun ise uyduların topladıkları güneş enerjisini 36 bin km aşağıya yani yer yüzüne iletebilmek için etkili yollar bulmak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/07/japonlar-gunesi-toplayacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha güçlü örümcek ağları geliştirildi</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/05/daha-guclu-orumcek-aglari-gelistirildi/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/05/daha-guclu-orumcek-aglari-gelistirildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 May 2009 12:54:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[halat]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek ağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1278</guid>
		<description><![CDATA[Almanya&#8217;daki Max Planck Mikroyapı Fizik Enstitüsü bilim adamları örümcek ağına az miktarda metal ekleyerek 3 kat güçlendirdiler. Tekniğin, çok sağlam tekstil ürünlerinin ve yapay kemiklerle tendonlar gibi yüksek teknoloji tıbbi materyallerin üretilmesinde yararlı olabileceği belirtiliyor. Almanya&#8217;daki Max Planck Mikroyapı Fizik Enstitüsü&#8217;nden araştırmacı Mato Knez, &#8220;Çalışmamız, diğer birçok bio-materyaller gibi pratik uygulamalarda büyük bir potansiyel sunuyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya&#8217;daki Max Planck Mikroyapı Fizik Enstitüsü bilim adamları örümcek ağına az miktarda metal ekleyerek 3 kat güçlendirdiler.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/05/orumcek-agi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1279" title="orumcek-agi" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/05/orumcek-agi-300x224.jpg" alt="orumcek-agi" width="300" height="224" /></a><!-- adman -->Tekniğin, çok sağlam tekstil ürünlerinin ve yapay kemiklerle tendonlar gibi yüksek teknoloji tıbbi materyallerin üretilmesinde yararlı olabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Almanya&#8217;daki Max Planck Mikroyapı Fizik Enstitüsü&#8217;nden araştırmacı Mato Knez, &#8220;Çalışmamız, diğer birçok bio-materyaller gibi pratik uygulamalarda büyük bir potansiyel sunuyor. Kırılmaya dayanıklı olan ağ, aynı zamanda uzuyor&#8221; dedi.</p>
<p>Yeni geliştirilen bu teknolojinin cerrahi işlemlerde de kullanılabileceği belirtiliyor. Araştırma grubu, protein kolajenlerinden oluşan lifleri güçlendirmek için bu süreci kullandılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/05/daha-guclu-orumcek-aglari-gelistirildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuz Gribi Hızla Yayılıyor</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/04/domuz-gribi-hizla-yayiliyor/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/04/domuz-gribi-hizla-yayiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 22:42:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi korunma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1268</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın yeni felaketi olan domuz gribi hızla yayılıyor. Domuzlardan bulaşan domuz gribi insandan insada bulaşabiliyor. Özellikle solunum yoluyla kolayca bulaşabilen domuz gribi dünyada hızla yayılıyor. Henüz bir aşı geliştirilemeyen domuz gribi için aşı çalışmaları sürüyor. Normalde domuzlarda görülen bu hastalığa insanların bağışıklığı yok. Domuz virüsündan korunmak için ağzımızı kapalı tutmalıyız. Ellerimizii sık sık yıkamalıyız ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın yeni felaketi olan domuz gribi hızla yayılıyor. Domuzlardan bulaşan domuz gribi insandan insada bulaşabiliyor.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/04/grip.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1269" title="grip" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/04/grip.jpg" alt="grip" width="250" height="250" /></a><!-- adman -->Özellikle solunum yoluyla kolayca bulaşabilen domuz gribi dünyada hızla yayılıyor. Henüz bir aşı geliştirilemeyen domuz gribi için aşı çalışmaları sürüyor. Normalde domuzlarda görülen bu hastalığa insanların bağışıklığı yok.</p>
<p>Domuz virüsündan korunmak için ağzımızı kapalı tutmalıyız. Ellerimizii sık sık yıkamalıyız ve mümkünse toplu ortamlara çıkamamlıyız.</p>
<p>Domuz gribi hastalığının en önemli belirtileri ise baş ve vücut ağrısı, ishal, alt solunum yolu enfeksiyonları ve kusma. Bu belirtileri taşıyorsanız Sağlık Bakanlığımızın 184 nolu hattını aramalısınız.</p>
<p>Daha ayrıntılı bilgi için <a href="http://domuzgribinedir.blogspot.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/domuzgribinedir.blogspot.com/?referer=');">domuz gribi </a>sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/04/domuz-gribi-hizla-yayiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kömür Yerine Biyogaz Kullanılacak</title>
		<link>http://www.fizikportali.com/2009/04/komur-yerine-biyogaz-kullanilacak/</link>
		<comments>http://www.fizikportali.com/2009/04/komur-yerine-biyogaz-kullanilacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 21:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afizik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biogaz]]></category>
		<category><![CDATA[biyogaz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[temiz enerji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikportali.com/?p=1264</guid>
		<description><![CDATA[Doğru enerji kullanımı için kömür yerine biyogaz kullanılacak. Türkiye&#8217;de bulunan 300 milyona yakın büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarının gübresinden elde edilen biyogazın, 2 milyon 400 bin ton kömüre eşdeğer enerji verebileceği bildirildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Türkiye&#8217;de bulunan toplam 292 milyon 594 bin 453 büyükbaş, küçükbaş ve kümes [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğru enerji kullanımı için kömür yerine biyogaz kullanılacak.</strong></p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/04/inek.jpg"><img class="size-full wp-image-1265 alignleft" title="inek" src="http://www.fizikportali.com/wp-content/uploads/2009/04/inek.jpg" alt="inek" width="320" height="249" /></a><!-- adman -->Türkiye&#8217;de bulunan 300 milyona yakın büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarının gübresinden elde edilen biyogazın, 2 milyon 400 bin ton kömüre eşdeğer enerji verebileceği bildirildi.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Türkiye&#8217;de bulunan toplam 292 milyon 594 bin 453 büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarının yıllık 72 milyon 325 bin 307 ton hayvansal gübre elde edildiği belirtilirken, bu gübrelerden yılda toplam 1 milyar 672 milyon 30 bin 906 metreküp biyogaz üretildiği ifade edildi. Üretilen bu biyogazın Türkiye&#8217;de üretilen 2 milyon 416 bin 699 tonluk kömürden elde edilen enerjiye eş olduğu ifade edilirken, en çok yaş gübrenin küçükbaş hayvanlardan elde edildiği dile getirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikportali.com/2009/04/komur-yerine-biyogaz-kullanilacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

