Kategori: Yazarlarımız

Tüm Alan Denklemi

by on Oca 28th, 2010

Etiketler Paylaş Yorumlar (9)

“TÜM ALAN” enerji, madde ve hiçlikten oluşan değerlerin bütünüdür. Einstein in kütlesel çekim alanından sonra tüm evreni saran kuantum alanı başlar; kuantum alanı enerjinin en küçük birimlerini yorumlar. peki kuantum alanın alt değerleri nelerdir? Bu sonsuza kadar devam edebilir mi acaba? Elbette enerjiyi parçalara ayırdığımızda duracağı bir nokta ve sınır vardır. O nokta hiçliktir. Enerjinin en alt birimleri hiçlik sınırında “SENTEZ ÇİZGİ” den geçerler. ya hiçliğe doğru yada enerji ve madde evrenine doğru hareket ederler. sentez çizgi enerji ve hiçlikten oluşmuştur. Enerjinin bütünlüğünü kaybettiği ya da kazandığı yerdir. Sentez çizginin evrendeki yeri de kuantum alanının bittiği dış sınırdır. Özetle enerjiden oluşan tüm evrenin sınırlarını çevrelemiştir. Sentez çizgiden sonra hiçlik ve sonsuzluk başlar. Hiçlik ve sonsuzluk, sentez çizgi (üreteç) in tedarikçisidir. Sabit ve mutlak olan hiçlik ve sonsuzluktur. Evren geçicidir. evren yapılanırken izlediği tüm yolları, yok olacağı zamanda yapılandığı yolları geri izleyerek sonsuzluğa katılacaktır.

Tüm evrende enerji ve madde zinciri vardır. Bu zincir hacimliliğin sonu olan ve sınırı olan evrenle başlar. Bunu süper galaksiler kümesi ve galaksi kümeleri takip eder, sonra galaksiler, sistemler, gezegenler, moleküller, atomlar, çekirdek, proton, guark, lepton, foton, tanecik ve sicimler, manyetik titreşim ve dalgalanma alanı ve en son bilinç alanı vardır. bu devamlılık bilmediğimiz farazi olarak enerjinin en alt birimlerine kadar devam eder.bu devamlılık sonsuzluğun sınırına kadar gelir. Bu sınır sentez çizgisi (üreteç)dir. Acaba evren bu sonsuzluğun ve hiçliğin içinde nasıl var oldu? Burada hiçlik,sentez çizgi ve enerji alanı ortaya çıkıyor. Tüm alanın mutlak üyesi sonsuzluk yani hiçlik kendi uzamında ilk olarak sentez çizgiyi yapılandırıyor; sıfır noktasında var olan sentez çizgi üretece ,sonsuzluk ve hiçlikten yoğun saf bir enerji geçişi başlıyor.

Bu saf yoğun enerjiyle birlikte sentez çizgi(üreteç) bugün ki evren sınırlarından çok daha genişledi. Bu genişliliği böylede anlatabiliriz; eğer bugün ki evren sınırlarını 1 hidrojen atomunun çapına eş değer tutarsak ilk evredeki evreni de 1 hidrojen atomunun parçalanmasıyla ortaya çıkan enerjinin çapıyla eşdeğer tutmak gerekir. İlk evredeki bu yoğun saf enerjiyle atomun alt yapıları oluştukça enerji azalmaya başladı ve atomlar oluştuktan sonra evren sınırıyla evren arasındaki fark tam açıldı. Bu sırada atomların yapılandırdığı moleküller kütle çekimin etkisiyle yörüngelere oturmaya ve reaksiyonlar sonucu oluşan patlamalarla harekete geçmeye başladılar. Evren fiziki olarak ortaya çıkarken, bir yandan da durmayan devasa patlamaların etkisiyle kendi düzleminde harekete geçmeye başladı. ben bu patlamaların ilkine big bang diyorum. bu hareketlilik genişlemedir. 13.5 milyar yıl geçmesine rağmen hala genişlemeye devam ediyor. Peki bugün ki evrenin ortaya çıkmasında en büyük rolü oynayan sentez çizgi(üreteç)ne durumda? Durum şudur 13. 5 milyar yıldır daralan sentez çizgisi, genişleyen evrenle buluşmamıştır. Buluşma genişlemenin durması ve sıfır noktasına geri gelme durumudur. Peki bu sentez çizgisinin çevrelediği evren devasa sınırlarda iken neden birden boşaldı, neden sentez çizgi evreni sarma hareketi başlattı. Ya da devasa evreni dolduran yoğun saf enerji nereye gitti? İlk fotonların oluşması ile enerji yoğunluğu ve çapı yarı yarıya düştü. Fotonlar atomun alt evrelerini oluşturdu. Onlarda atomu, molekülleri ve maddeyi meydana getirdi. Yoğun enerji atomlarda kendini istifleyerek duran, bekleyen, donmuş enerji durumunu aldı. Duran donmuş bekleyen enerji “MADDE” dir. Madde enerjinin mekanıdır. sonsuzluk hiçlik içinde asılı duran evren, sonsuzluğun “AKIM TOPLARI” durumundadır. Sentez çizgi(üreteç) e bıraktığımız yerden devam edelim; tüm yönlerden daralmaya başlayın küçülen sentez çizgi evrenin merkezine doğru daralma hareketine başlamıştır. Geri dönüş başlayacak geri dönüşte dev kütlelerin birbirine çarpmasıyla yine ilk evre yoğunluğunda saf bir enerjiye ulaşılacaktır.
Bu defa aklımıza evren bir döngünün içinde midir? sorusu takılabilir. Bana göre ikinci evrede yoğunlaşan saf enerji ilk oluşumdaki gibi maddeye dönüşe başlamayacaktır. Başlayacak olay enerjinin geldiği yolla sentez çizgisinden geri çekilmesidir. En son sentez çizgi yani üreteç sonsuzluğun içine çekilecektir. Evrenin var olma sebebi bilinç üstü sonsuzluk ve hiçliğin ince hesaplarında gizlidir. Bu hesap evrenin ömrünü tam bilemesek de, 50 milyar yıl (farazi ömür) enerji dondurulup bekletilecek gerektiği zamanda sonsuzluk bedenine geri çekilme hesabıdır. Bu hesapta, enerjiyi bir yerde istifleme sanatının sonuçları vardır; bu sonuçlar tüm canlıları, tüm varlıkları ve maddeyi en önemlisi onu sorgulayan aklı ortaya çıkarmıştır.

Kuantum düşüncenin geldiği son nokta olan sicim kuramı bile, alt evreleri olan ve o alt evrelerden sonra mutlak sonsuzluğa bağlı bir durumdur. Yalnız sicim bağcıklar değil de, boyutsuz noktalar evrenin işleyişine, düzenine ve atomik yapısına daha yakındır. Sonsuzluktan sentez çizgiyi geçip kuantum alana giriş yapan boyutsuz noktaların alt evreleri de vardır. Bu duruma göre:

-mutlak olan sonsuzluk hiçliktir.
-geçici olan evren ve onun tüm değerleridir.
H=HİÇLİK(SONSUZLUK)
S=SENTEZ ÇİZGİ(ÜRETEÇ)
K1=KUANTUM ALAN
K2=KÜTLE ÇEKİM ALANI
E=EVREN
En=ENERJİ
H=S=K1 +K2=E >TÜM ALAN DENKLEMİ
K1+K2=En>TOPLAM ENERJİ VE MADDE EVRENİ ( son sayfada şekilsel tüm alan ve şema tüm alan vardır.)
(k1+k2) evrenin madde ve enerji boyutunu (S) geçiş çizgisi ve üreteci (H) ise (S) nin dayanağını oluşturuyor. zaman (H) nin (E) ye tanıdığı vade içindeki tüm devinim ve hareketliliğin genel adıdır.

Sonsuzluğun hiçliğin mutlak olduğunu sentez çizgisi üretecinin tedarikçisi olduğunu söylemiştim. Sonsuzluk enerjiden var olmadı, enerji sonsuzluğun hiçliğin içinde onun kural ve düzenine uygun olarak yapılanıp var oldu.sonsuzluk olmadan enerji olamaz ama enerji olmadan sonsuzluk devamlı vardır. Sonsuzluğun olmadığı yerde madde ve enerji olamaz. Çünkü üreten yapılandıran ve mekan olan hiçlik ve sonsuzluktur.

-SONSUZLUK HİÇLİĞİN YAPISI-
1)hiçbir kütle çekim alanı yoktur.
2)hiçbir madde ve alt yapısı yoktur.
3)hiçbir enerji alanı ve parçacığı yoktur.
4)hiçbir yaşamsal iz ve faaliyeti yoktur.
5)başı, sonu, altı, üstü, sağ, sol, yan ve yön yoktur.
6)algılayabileceğimiz kavramlarla, algılayamadığımız alandır;
Sonsuzluğun yapı ve düzenini hiçbir bilinç açıklayamaz düzeni hiçbir meteryalle ölçülemez. “BİLİNÇ ÜSTÜ” yapıdır.

-SONSUZLUĞUN HİÇLİĞİN ÖZELLİKLERİ-
1)sonsuzluk, sentez çizgisini üretebilen mekandır.
2)sentez çizgisine (üreteç)e tedarikçilik eden mekan dır.
3)sonsuzluk, evreni yapılandıran mekan dır.
4)sonsuzluk, evren veya evrenlere mekan olan mekandır.
5)yapılandırdığı evren veya evrenleri yapılandırırken, izlediği tüm yolları geri takip ettirerek sonlandıran mekan dır.

-SONSUZLUK HİÇLİĞİN ETKİNLİKLERİ-
1)içinde gezegenimizin, galaksimizin ve yaklaşık 100 milyar galaksiyi barındıran evrenimiz.
(H) nin (E)ye tanıdığı vade, veya var oluşla yok oluş arasındaki süre zamandır. Başı ve sonu olan evrenin içinde olan her olgunun, her yaratılışın başı ve sonu olacaktır; çünkü tüm olgu ve yaratılışlar özüne sadık şekilde yapılanmıştır.
Evren-ömür zamanın ta kendisidir. Evrende ne hızla gidilirse gidilsin, hareket edip ışık hızını yakalamak ya da gelecekte ışık hızını geçecek araçlar yapmak, evren-ömür saatini farklı algılamamıza sebep olmayacaktır. Zaman ayrılmaz, bölünmez, parçalanmaz bir bütündür; başı ve sonu olan evren içindeki hareketliliğin toplamıdır. 45 yıl gidilecek bir yolu, ışık hızıyla 5,5 yıla düşürmek başlangıçla varış arasında evren saatini bir saniye bile sekteye uğratmayacaktır. Çok aşırı hızdan dolayı araçta ve aletlerde ısınma mekaniklerde durgunluk oluşabilir. Bu durumlar hızlılığın farazi araç üzerindeki etkileridir. Başlangıçla varış arasındaki ölçülebilen iki saatte bir salise bile fark yaratmayacaktır. fark hızla, tüketilen enerjiyle ve aracın içindeki kişinin hızdan etkilenip insani algılamalarının farklılaşmasıyla ilgilidir. Işık hızına ulaşmak başka bir boyuta geçmeyi sağlıyorsa maddenin temeli olan enerjinin bir çeşidi olan ışıkta zamanda yolculuk edebilir demektir. Ama bu imkansız dır. eğer böyle bir şey olabilseydi evrende hiçbir ışık yol alamaz ve ışıma olmazdı. Sadece karanlıktan ibaret bir evren olurdu. Bunun anlamı şu; ışık, ışık hızını yakalıyorsa çok küçük fark ve denkliklerle her ışık başladığı noktada başka zaman boyutlarına geçiş yapardı ama zaman parçalanıp bölünmediği için böyle bir şey yoktur. Evrenin saati her yerde aynı işlemektedir. 10 milyar ışık yılı uzaktan bize ulaşan ışık ile aramızdaki fark uzaklıktır çıkış ve varış noktasını saatlerinde bir farklılık olmaz.

SONUÇ OLARAK
………………………………………………………………………………………………………………………………….
1-sonsuzluk, algılayabildiğimiz kavramlarla, algılayamadığımız “BİLİNÇ ÜSTÜ ALANDIR”.
2-fiziksel evren, etki alanı ve bilinç alanı sonsuzluk içindedir.
3-enerji ve maddeyi sonsuzluk bedeninden var etmiştir. Nasıl mı?
Algılayamadığımız kavram ve değerlerle.
4-sonsuzluk hiçlik başı ve sonu olmasa bile algılayamadığımız kavramlarla oluşmuş olsa bile, bir alandır.
5-sonsuzluk hiçlik alanı, evrenin bilinç alanı, etki alanı ve evrenle bir bütündür;bu bütün “TÜM ALANDIR”.
H=S=K1+K2=E dir.
6-bilinç alanı, etki alanı ve evren sonsuzluğun enerji depolama alanıdır. K1+K2=En dir.
7-sonsuzluk hiçlik sentez çizgisi (üreteç) ile varlık alanına giriş yapar,bu giriş saf enerjiyle olur.
8-evrenin ilk oluşumunda yoğun saf enerjiyle maksimum genişleyen sentez çizgi, oluştuğu sıfır noktaya doğru küçülmektedir. İlk patlama ve reaksiyonların etkisiyle genişleyen evren, sentez çizginin daralmasıyla genişlemeyi durdurup, geri dönüşü ve içe çöküşü başlatacaktır.
9-geri dönüş tamamlandığında çarpma ve parçalanmanın etkisiyle ortaya çıkacak saf enerji yine sentez çizgiyi maksimum boyutta büyütecektir.
10-bundan sonra saf enerjiye dönüşen evren yine yapılanıp kütle çekim alanını oluşturmayacaktır. Evren misyonunu tamamlamış, enerjiyi 50 milyar yıl (farazi ömür) bedeninde tutmuş ve bu enerjiyi aldığı yere aktaracaktır.
11-sentez çizgi küçülüp, ilk evredeki sıfır noktasına kadar gelip sonsuzluğa gömülecektir.
12-Evren sonsuzluğun edinimidir, iktisabıdır. Bu edinim enerjinin toplanıp, bekletilip sonsuzluğa geri dönüş hesabıdır.
13-Madde ya vardır ya da yoktur. Buna göre üçüncü şıkta madde geçiştedir. Madde geçişi de kendi arasında ikiye ayrılır. A)sonsuzluktan evrene geçen
B) evrenden sonsuzluğa geçen
14-var oluş ile yok oluş arasındaki fark zamandır. Tüm hareketliliğin evren-ömür içinde yorumlanmasıdır. Geçici varlık olan evrenin ömrünün adı “ZAMAN” dır. Evrenin her yerinde çalışan evren saati hiçbir yerde, hiçbir şekilde ne bölünme ne parçalanma nede ayrılma göstermez.



Kaynaklar:
*kuantum elektro manyetik alanı, kuantum bilinç alanı
*Einstein in kütle çekim yasaları ve genel görelilik
*genel felsefe yazıları
*genel kültür ansiklopedileri

Turan ZENGİN
E posta: turanzengin33@hotmail.com

İlgili Yazılar
Yorum Yaz »9 Yorum Yapılmış
  • how to ollie 31 Ocak 2010

    Great post. I’m always looking for great blogs and I really like yours.

  • Fehmi Ekmekçi 04 Şubat 2010

    Merak ettim sizin sitede böyle bir yazı yayına çıkarılmadan önce icelemesini
    yaptırdığınız konusunda uzman olan bir hakeme verip yayınlanabilirliği konusunda
    görüş aldınız mı ? Çünkü “Tüm alan denklemi” başlığı altında verilen bu bilgilerin hiç bir bilimsel değeri yoktur. Hatalarla doludur. Hatalıdır !

    Doç. Dr. Fehmi Ekmekçi
    Ankara Üni. Fen Fak. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü
    Astrofizik Anabilim Dalı öğretim üyesi

  • CEYLAN AKKUŞ 04 Şubat 2010

    Sayın fehmi bey, kişisel görüşünüz olarak beğenmemiş olabilirsiniz. ve hatalarla doludur demişsiniz. birincisi hata nerde, burda bizi aydınlatmanız gerekmiyormu? eğer aydınlatamıyorsanız demek ki siz bu işten anlamıyorsunuz. ikinci olarakta mademki siz gerçekleri biliyorsunuz neden kıymetli zamanınızı ayırmayıp fikirlerinizi bizimle paylaşmıyorsunuz? El cevap ?? bekliyorum

  • AHMET KIRMIZI 04 Şubat 2010

    Ben çok beğendim belliki büyük emeklerle hazırlanmış.takdire şayan bir çalışma olmuş ve ceylan hanıma katılıyorum hata deyip geçeceğinize gerçekleri söyleyinde bizde öğrenelim gerçek bildiğinizi sandığınız bilgileri mezara götüreceğinize bizimle paylaşmaya ne dersiniz? turan zengin arkadaşımızı tebrik edin bence. herkese iyi çalışmalar.

  • NECAT TASDELEN 05 Şubat 2010

    Sayın Turan Zengin hocam,
    Yazınızın kaynaklardan derlendiğini belirtmişsiniz.Sizin bu kaynakların doğruluğundan şüphe etmediğinize inanmak durumundayız.Bu kaynaklar sakın laf salatası telkin ediyor olmasın ? Sizin kişisel görüşlerinizi okumak bizler için daha kıymetli olurdu derim.Aklıma gelmişken “ışık yılı mesafesi” deyimini kullanmayın.Yaratılıştan beri yıllar aynı miktar günde değiller.Yani her yıl 365 gün diye bir kanun yok.10 gün de olur 147 gün de 386 gün de olabilir. Değişmeyen bir tek ölçme var:”ışık gün” mesafesi.Doç.Dr.Fehmi hocam da “hepsi yanlış” demektense,anlattığınız konuda bidiği “mutlak doğru” ları bizlere çıtlatsa memnun oluruz.Beni emekli makina tamir (dizel motor) ustasıyım, Keplerin yanıldığını,yörüngelerin elips olmadığını,sarmal olduğunu görüyorum.Sahtekar matematikçilerin Newton’un mekanik anlayışını bozduklarını görüyorum.Fehmi hocam gibi kıymetli bir astrofizikçinin kanaatlarına da değer veririm.Vermeliyim.Saygılarımla necattasdelen@ttmail.com

  • turan zengin 05 Şubat 2010

    sayın necati taşdelen bende özel bir şirkette çalışan lise mezunuyum ,tabiatıyla bu konuda ihtisas sahibi biri değilim. yazdığım yazı benim g örüşümdür. kaynak belirtmemin sebebi yazımda o kaynaklara değinmemdir.tüm alan denklemi yazısı bana aittir.

  • İSMAİL KARA 07 Şubat 2010

    Sayın Necat Taşdelen dünyadaki bilime yön vermiş değerli insanlara her defasında, düzenbaz, kendini bilmez matematikçiler dediniz. bilime saygı bumu? eğer varsa kendini bilmez düzenbaz bilim adamı, bizlere bunu açıklamak zorundasınız. çok yazmak yazıya anlam katmaz ne yazdığınız önemli. ben sizin fikirlerinizden faydalı bir anlam çıkaramadım. fikirlerinizin doğru ya da yanlış olduğunu söylemiyorum. kimseye sataşmadan yazın bence. saygılarımla..

  • NECAT TASDELEN 09 Şubat 2010

    Sayın İsmail Kara Bey.
    Tabii ki bilim adamlarına düzenbaz matematikçiler dememeliyim.Demem de. Ne Newton’a ne Kepler’e sataşmıyorum.Doldurma ilim adamlarına sataşıyorum.Kepler yanıldığını 1618 de farketti,Newton bu yanılgıyı mekanik kanunlarıyla açıkladı.Ama işgüzar matematikçiler Newton kanunlarını saptırarak Kepler’i haklı çıkartacak yollar buldular.r*df/dt den r^2*df/dt imal ettiler.”Gördünüz mü,bakın işte alanlar kanunu böyle ispat edilir” dediler.Yaptıkları sakatlığın belki de farkında değillerdi.Ama 400 yıldan beri bu saptırmaya bakıpta göremeyen hocalara ne sıfat takmalı.Bilim adamı uyanık,araştırmacı olur.Ezberci olmaz.Kim bu sakatlıkları yaptı?Eski isimlerden pek hatırladığım yok.Yeni isimlerden ise tüm dünya matematikçileri,fizikçileri diyebilirim.Hepsi kendilerine ezberletilenleri tekrarlamak durumunda.Teorik astrofizikçi hocalarımıza yazdım.”O zaman Newton’da yanlış” diyen oldu.Demekki Newton’u anlamamış.”işim çok,yazınızı sonra okurum” deyen de oldu.Hala bir yorumlarını alamadım.Matematik grubunda da durum farklı değil.Thales teoremini bilen,gören Profesör yok.Onunla eliptik entegraller çözülür.Akıllarına gelmez.Ben motor tamir ustasıyım,benim aklıma gelir.Şimdi böyle bihaber,sadece doldurulmuş
    sözde ilim adamlarına nasıl bir sıfat takmalı.Astrofizikçilere “alanlar kanunu yoktur” diyorum.Kepler’in eliptik yörüngeler kanunu yoktur diyorum.Hayır vardır,Newton da var demiş,bak işte matematik ispatı diyenler ben ne diyeyim.Yok işte böyle bir ispat,bu sizin uydurmanızdır demeliyim ki,utanabilsinler.Saygılarımla

  • erkal şengül 11 Mart 2010

    Yeni atom modelini (erkalsengul.blogcu.com ) adresinden okuyabilirsiniz.

Get a GravatarYorumunuzu Yazın

İsminiz: « Gerekli

Email Adresiniz: « Gerekli

Web siteniz: « Boş bırakabilirsiniz

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Arama Motoru
Kimse Yokmu
RSS Forumda neler oluyor?
Facebook