Bilim adamları, galaksilerin (gökada), kütlenin ağırlıklı rol oynadığı tek bir parametreye bağlı basit bir sürecin sonucu oluştuğunu düşünüyor.
Uluslararası bir astronom ekibinin İngiliz Nature dergisinde yayımladığı makaleye göre, ışığı dünyaya ulaşmayan galaksilerin de incelenmesine olanak sağlayan hidrojen emisyonu sinyalini yakalama kapasitesine sahip radyoteleskopların seçtiği 200 civarında galaksi incelendiğinde, “açık yüzeysel değişikliklere karşın, galaksilerin temelde sadece tek bir kritere bağlı olduğu” görüldü.
İngiltere’nin Cardiff Üniversitesi’nden Michael Disney’nin başkanlık ettiği araştırmada, gökadaların aslında tamamının kendi aralarında birbirleriyle bağlantılı oldukları ve başlıca etkenin, kütle olduğu ortaya çıkarken, galaksilerin ışık saçma özelliğinin de bir yıldız veya galaksi grubu ya da kümesiüyesi olması veya olmamasına bağlı olmadığını belirlediler.
Araştırmalarında daha temel olarak galaksilerin oluşum sürecinin basitliğinin, evrenin oluşumundaki “soğuk” siyah materyalin oynadığı rolün sorgulanmasına yol açtığını belirten bilim adamları, bu maddenin galaksilerin çok sıcak ve hızla genişleyen bir evrende aşamalı olarak oluşma olanağı sağladığını kaydettiler.
Gökbilimci Disney, bu bulgu karşısında yeni bir bilinmezlikle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Astronomların şimdiye dek benimsediği teoriye göre, galaksiler, birbirinden bağımsız 6 faktörün yönlendirdiği bir evrim çerçevesinde birçok aşamada oluşuyordu: Yıldızların oluşma süreci, cüce galaksilerin füzyonu, rotasyon (kinetik momentum), boy, kütle ve diğer galaksilere yakınlık.


Proudly powered by
Galaksilerin tamamı birbirlerinden bağımsız ve ayrı noktalarda oluşan büyük manyetik fırtınaların oluşturdukları girdaplar (karadelik) ile oluşurlar. Doyuma ulaşan girdebın merkezinde sıkışıp gevşeyen parçacıklar topyekun bir patlama ile parçalanıp patlayarak dışarıya muazzam bir ısı ve ışık salınımı yaparak Kuasar’a dönüşüp görünür olurlar. böylece oluşan kusasar sürekli hidrojen atomlarını oluşturup etrafa yayarak yoğun bir hidrojen bulutu oluşturur. Oluşan o yoğun hidrojen bulutu içinde yıldızları oluşturan girdaplar oluşup gaz bulutunu irili ufaklı yıldızlara dönüştürürler. yıldızlar uzun süreli faliyetleriyle hem tepkimelerle daha da yoğunlaşıp küçülürler hemde etrafa enerji saçarak enerjilerini büyük oranda kaybedip soğuyarak gezegenlere dönüşürler. Böylece galaksilerde sürekli yeni üyeler oluşup yerlerini alarak galaksi büyüyüp gelişir.
Evrende her an sayısız galaksi oluşurken bir yandan da sayısız galaksi dönüşmektedir. dönüşen galaksilerdeki maddenin bir kısmı ilksel enerji zerreciklerine dönüşürken bir kısmı da temel atom altı parçacıklar şeklinde çözülerek yerini alır. Böylece ayrışan parçacıklar yeni oluşuma kaynaklık ederler.